Çünkü yıllardır yalnızlığa methiyeler düzüldü, her ilişkide olabilecek pürüzler toksik kabul edildi, en ufak yanlış da birilerini silmek marifet zannedildi. Kedi, köpek, kitap, kahve ile insansız yaşam özendirildi ve yalnızlık ulvi bir şeymiş gibi pazarlandı. Şimdi ise elimizde koca bir yalnızlık, derin bağlar kuramayan kitleler, sanal alemde huzur arayan insan yığınları kaldı. Batı menşeli söylemlerin hazin sonuçları bunlar…
Roman okumak, fiziksel alanımızı terk etmek zorunda kalmadan tecrübe kazanmanın en güzel yoludur. Bir ömre sığamayacak kadar çok hayat olasılığını gözlemleriz, sevmenin ve sevilmenin farklı yollarını öğreniriz. Ve okumak sadece fayda sağlamak zorunda da değildir, iyi hissettirir.
Schopenhauer’a göre insanın görgüsü ve medeniyet düzeyi arttıkça gürültüye karşı tahammülsüzleşiyordu. Yüksek bilinçli insanlar sessizliği daha çok önemser ve gürültüyü rahatsız edici bulur. Medeni toplumların gürültüye karşı daha katı kuralları olması da bu görüşü destekler.