TÜRKİYE, Küçük Asya bütün zamanların en zengin mirasına sahiptir. En sonuncu dönem de Selçukî ve Osmanlılar dönemidir. Maalesef ehil olmayan restoratörler her işe karışıyor. Kimler ehil diyeceksiniz? Akademik unvan taşıyanların bile felaket işleri var. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup işbirliği kokusu geliyor. Eski mevcut strüktür ile yeni arasındaki zevk farkını kim çıplak gözle baksa görür. Anlaşılan bu iş ya ehliyetsizce karar altına alınıyor yahut da takım kayırmasıyla. Bu yaklaşımı zamanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında da gördük. Berbat bir bina yıkım tehlikesi de geçirdiği halde arkadaşlar tarafından “milli eser” olarak tescil edildi.
Nasıl futbolda milli hakeme güvenmeyip uluslararası hakem çağırıyorsak tehlike altındaki dünya mirası milli eserlerimizi ne diye aynı işleme tabii tutmalıyız. UNESCO ile ihtilaflı değerlendirme varsa 72 milletin uzman restoratörlerini bir araya getirirsiniz ona göre işler yürütülür. 3-5 kişiyle, hatırla teşekkül ettirilen anıtlar kurullarıyla çözülecek bir mesele olmadığı ortada.
Mimar Sinan imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhidir. Lütfen herkes 16. asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil. Koca Sinan’ın örneğinin mevcut olmadığını dünya biliyor, söylüyor. Dedelerin büyük mirasına karşı bu uyuşuk halimizden kurtulalım. İşi yürütenlerin, yönetenlerin kontrolü, denetimi şart. Varşova yeniden inşa edilirken her gün referandum yapılıyordu ve insanlar ilgileniyordu. Biz neden uyuyoruz? Bu ilgisizlik uygarlık seviyemizi göstermez mi? #ilberortaylı
Selimiye’nin kubbesi üzerinde alınacak her karar, sadece Edirne’nin değil, bütün insanlığın kültür hafızasını ilgilendirir. Birkaç kişinin dar bakışına terk edilen restorasyon süreci, mirasın ruhunu zedelemekten başka işe yaramaz.
Bu eserler keyfî tasarruflarla değil, uluslararası ölçekte ehil uzmanların ortak aklıyla korunmalıdır. Mimar Sinan’ın dahiyane eserleri, günübirlik zevklere kurban edilecek sıradan yapılar değildir; onlar milletimizin ve insanlığın onurudur. Bu emanete sahip çıkmak, tarihe karşı mesuliyetimizdir.
Selimiye
Bir süredir Selimiye Camii kubbe tezyinatı ile ilgili hararetli bir tartışma yapılıyor. Konu içeriğinden bağımsız olarak, onca avam ve gereksiz şey içerisinde ülkede böyle şeylerin tartışılır olmasını bile özlemiş halde olduğumuzu belirtmek isterim. Burada iki zıt görüş birbiriyle çatışıyor. Bir görüş 16.yüzyılda inşa edilen bir yapının zaman içerisinde geçmişten izleri de içinde barındırarak barok bir üslupta günümüze erişen halini korumayı esas alıyor.
Diğer taraf ise batı kaynaklı barok tezyinatın caminin inşa edildiği dönemin geleneksel tezyinatından uzaklaştırdığını ve yapının ruhunu adeta Hristiyanlaştırdığını, bu nedenle Sinan dönemi tezyinata geri dönülmesi gerektiği düşüncesini savunuyor.
İlk görüşü savunanlar Selimiye’nin mevcut tezyinatının geçmişten gelen ve tarihi belgelere dayanarak aslına uygun olarak yeni restore edilmiş halini bırakmak istiyor. İkinci görüşte olanlar ise kubbe içini beyaz kireçle kapatıp, günümüz sanatçılarının Sinan dönemi tezyinat çıkarımlarına dayalı hazırladıkları tasarımın yeniden uygulanmasını öneriyor.
Bu işin içinden nasıl çıkılır? Restorasyon süreçleri ile ilgili hemen tüm uluslararası tüzükler, teamüller, alınan kararlar ilk görüşü savunanları destekler nitelikte.
Benim kişisel görüşüm de geçmişten izler taşıyarak tam barok da olmayan ama yine de kendine özgü bir barok üslup içerisinde bugüne ulaşan tezyinatın korunması yönünde. Bunun aksini icra etmek, yani kireçle boyayıp Sinan dönemine atfedilen bir tasarımı 2025 yılında yapıya uygulamak “yeni” bir iş ihdas etmek olacak. Gönül bunu ne kadar istese, ne kadar keşke Sinan dönemi yapıldığı hali ile olsa dese de bunu kuvvetli bilimsel kanıtlar olmadan yapmak ne kadar doğru olacak?
Bu yapılar bir mabet olmakla beraber, döneminde yaşadığı müdahalelerle de zamanın ruhunu yansıtan birer kültür mirası. Dolayısıyla tasarımının uygulanması onay alan ikinci görüşün tekrar değerlendirilmesinde, mümkünse tarafların -maksat üzüm yemek, hayırlı bir iş yapmak olduğu üzere- bir araya gelip durumu / süreci yeniden gözden geçirmelerinde fayda olduğunu düşünüyorum.
Fossati’ye yol veren Sultan Abdülmecid’in tasarrufuna müdahale etmek mi lazım yoksa bundan alınması gereken ibretler varsa almak ve zihinsel olarak üç asırdır yaşamakta olduğumuz aşınma ve tağşişi bir nebze olsun farketmek ve buna göre adımlar atmak mı daha faydalı ve kalıcı olacak?
V’esselam
Selimiye Camii’nde restorasyon krizi: Tarihi hat ve tezyinatın değiştirilmesi bilim kurulunu istifa ettirdi
🟥 Edirne Selimiye Camii’nin 16. yüzyıldan günümüze gelen ana kubbe süslemeleri, bilim kurulunun itirazlarına rağmen yeni restitüsyon projesiyle değiştirilecek. Bilim Kurulu istifa ederken, caminin tarihi bütünlüğü tartışma konusu oldu.
https://t.co/crpvqx9Ort
Sardis'in 4 kriteri karşıladığı savunularak başvuru yapılmıştı. ICOMOS raporunda ise III. kriterin karşılandığı ancak II-IV ve VI. kriterlerin karşılanmadığı yazılmış. Bakalım savunmalar sonucu bir değişiklik olabilecek mi?
UNESCO Dünya Miras Komitesi 6-16 Temmuz tarihlerinde Paris'te Ülkemizi ilgilendiren önemli konuları da görüşecek.
1- Sardis ve Bintepe Tümülüsü'nün dünya mirası listesine girmesi kesinleşti diyebiliriz. Raporda (I) onaylanma olması nedeniyle şimdiden kutlamalara başlayabiliriz
Bunların dışında özellikle Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri konusunda zorlu tartışmanın içinde olacağız. Geçtiğimiz yıl rapor geç geldiği için bu yıla ertelenen tartışmalarda çıkacak kararlar ve sonuçlarını hep birlikte izleyeceğiz.
#UNESCO#Sardis#zerzevankalesi#Kültepe
2- Komite gündemine göre önümüzdeki yıl 48. oturumda görüşülecek olan varlığımız ise Zerzevan Kalesi .
3- 2026 yılında 49. Oturumda ise Kültepe Kanişh için başvuracağımız belli oldu. UNESCO'nun yeni formatına göre bu varlığımız için ön başvuru yapılmış bulunuyor
#worldheritage
Location change by UNESCO again, It is familiar for the followers of the UNESCO World Heritage Committee:
The 47th session of the World Heritage Committee at UNESCO Headquarters in Paris, France instead of Sofia (Bulgaria), from 6 to 16 July 2025.
#UNESCO#WHC
UNESCO Dünya Miras Komite oturumlarını izleyenlerin alışık olduğu bir değişiklik haberi:
6-16 Temmuz 2025 tarihlerinde Sofya'da (Bulgaristan) yapılması planlanan Dünya Mirası Komitesi'nin 47. oturumunun Paris'te UNESCO Genel Merkezi'nde düzenlenecek
#UNESCO#WHC
Mimarlık Vakfı Enstitüsü tarafından düzenlenen "Mimarlık Vakfı Enstitüsü Ulusal Öğrenci 2025 Ajandası Kapak Tasarımı Yarışması" için 05 Kasım 2024 tarihine kadar başvuru yapılabiliyor.
https://t.co/o8loUdojSf
It's over
The land that the president is standing on, over the past years, they have wronged him, his family, his history.
His beliefs.
His principles.
His identity.
His religion.
But the moral is always in the endings, and in the final scene, which we are seeing, the Turkish ruler welcomes his bow to the Egyptian president A delfatah El Sisi, who won a cold war over the course of 12 years without firing a single bullet.
Long live Cairo 🇪🇬