Yüz binlerce Afgan erkek, İran Humeyni rejiminin yardımı olmadan İran'dan geçerek yasa dışı yollardan Türkiye'ye girebilir miydi?
İran'ın Suriye'de desteklediği güçler yüz binlerce Suriyeliyi yerinden etmese onlar kalkıp Türkiye'ye sığınmak zorunda kalır mıydı?
İran'ın Irak'ta desteklediği güçlerin terör eylemleri olmasa yüz binlerce Iraklı yurdundan olup Türkiye'ye sığınmak zorunda kalır mıydı?
Kim Türkiye'ye kötülük etmek için çalışıyor anlamaya çalışmıyor bile şuursuzlar.
Bir defa nefretinizin kör ettiği gözlerinizi açın. Bir defa kendi devletinizin çıkarını düşünün.
📍Bugün İBB Davası’nda 15,5 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilen Ekrem İmamoğlu, ciddi bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Sizler için özetliyorum. NATO Ankara Zirvesi’nden dolayı araya kaynamasın:
— Hakim, Ekrem İmamoğlu’ndan savunmasına başlayıp kısa bir süre içerisinde (yarın) bitirmesini istedi.
— İmamoğlu da “aylarca bekledim, 2000 küsür yıl cezayla yargılanıyorum, neden savunmamı kısıtlıyorsunuz” dedi.
— Hakim ısrar etti, Ekrem İmamoğlu da savunmasını 1 günde bitiremeyeceğini söyledi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “o zaman susma hakkımı kullanıyorum yazacağım, çıkın dışarı” diyerek İmamoğlu’nu salondan çıkarttı.
Bakın bir Ceza Avukatı olarak söyleyeyim: Bu savunma hakkına açıkça bir müdahaledir. 1 hafta da savunma yapsa siz sanığı bölemezsiniz.
Özellikle böylesi büyük bir davada kimseden apar topar savunma yapmasını bekleyemezsiniz. İmamoğlu’nun kısılan sesini herkese duyuralım!
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Bu dünyadan bir Evren Devrim Zelyut geçti.
@tbuyuksahin Evren'in ölüm yıldönümü nedeniye bir video çekti. Huzur içinde uyu güzel insan!
https://t.co/BPimz86hlT
100 küsur yıl önce Galatasaray Lisesini sonra Mülkiye’yi ve sonra Sorbonne Üniversitesini bitirmiş, 6 lisan öğrenmiş, Mülkiye’de öğretmenlik yapmış, Osmanlı İmparatorluğu’nun Gürcistan ve Hindistan Sefirliğini yapmış bir Büyükelçinin torunu olarak söylemek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine, ulusal menfaatlerine, milli egemenliğine, Anayasa’sına ve Anayasal düzenine doğrudan karşıt hasmane fikirlerini ısrarla söylemeye ve milletimize, devletimize ve bize bu muhteşem Cumhuriyeti ve ülkeyi armağan eden Büyük Atatürk’ümüzün eşsiz vizyonuna karşı sürekli bölücü fikirlerle ortaya çıkan adam; ‘persona non grata’ – ‘istenmeyen adam’ ilan edilmeli ve ülkemizden ivedilikle yollanmalıdır.
Çünkü bu adam ülkemizi karıştırmaya çalışıyor, Büyükelçilik görev, yetki ve sorumluluklarını haddinden fazla aşıyor, Anayasal düzenimizi, üniter yapımızı bozacak ve tehlikeye sokacak ileri geri laflar ediyor ısrarla ve inatla. Bu adamın ülkemizden yollanması gerekir. Bu kafadaki bir Büyükelçiden ABD ve Türkiye, Amerikan ve Türk ulusları ilişkilerinde hayırlı bir sonuç çıkmaz, çıkamaz.
Sözler ayrı güzel, beste ayrı güzel, görüntüler ayrı güzel ve bir arada hepsi çok güzel. Bayıldım… Üretenlerin eline, emeğine, yüreğine sağlık… SEN CUMHURİYETSİN “Sözleri Girişim Savaşçısı mezunumuz ve Alfa Ses Akademi kurucusu Ayşegül Kösa Sert tarafından yazılan ve cumhuriyetimizin 102. yılına ithafen hazırlanan bu oratoryoyu sizlerle paylaşmaktan onur duyuyoruz. Cumhuriyet ışığı ile dopdolu nice güzel senelere…”
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Sinem Dedetaş'ın AKP'li meclis üyesine yanıtı sosyal medyayı salladı:
💬"İhanet eden bedelini ödeyecek, sözünüze katılıyorum. Biz de aynı fikirdeyiz."
💬"Burası Türkiye Cumhuriyeti, kimsenin babasının malı değil."
💬"Bu devlet bir partiye ait değil."
💬"Bu devletin kurucusu var, bu devletin vatandaşı var. Bu devletin siyasi partileri var. Yöneten partisi var, muhalefet partileri var."
💬"Devlet, partiden büyük bir şeydir ve bir partinin malı da değildir."