Nepal’de sel öncesi müslüman birine zülüm.
"Mazlumun bedduasından sakının; çünkü onunla Allah arasında perde yoktur."
Zulme karşı sessiz kalma, bu videoyu paylaşarak sende vicdanların sesi ol! ☝️
#Nepal#Hindistan#SonDakika#Haber
"Gazze Şeridi'nin tamamını, en gençinden en yaşlısına kadar yerle bir etmeliydiler"
İsrailli bir kadın,Filistin halkına soykırım yapılması çağrısını çekinmeden yapıyor, aynı israilliler,80 yıldır soykırım yüzünden duygu sömürüsü yapıyor dünyaya
- Filistinli vatandaş: "Elimde belgeler var, burası benim evim."
• İsrailli bakan Ben Gvir: "Umurumda değil. 2 saat içinde gidin yoksa ölürsünüz."
Bu zülmü seyreden ve kıpırdamayan insanlık, bu zulme ortak sayılmaz mı?
💢Peygamberimizi (ﷺ) dişleri gözükecek kadar güldüren adam😂
💢Ebu Hureyre (ra) anlatıyor;
Bizler, Nebi (ﷺ)’in yanında oturduğumuz bir sırada, bir adam geldi ve:
−Ya Rasulallah! Ben helak oldum, dedi. Rasulullah (ﷺ) ona şöyle buyurdu:
−“Neyin var?”
O adam:
−Oruçlu iken eşimle cinsel ilişkiye girdim dedi. Rasulullah (ﷺ) şöyle buyurdu:
−“Azat edecek bir köle bulabilir misin?”
Adam:
−Hayır, dedi. Rasulullah (ﷺ) şöyle buyurdu:
−“İki ay peş peşe oruç tutabilir misin?”
Adam:
−Hayır, dedi. (Daha 30 gün sabredemedim) Rasulullah (ﷺ) şöyle buyurdu:
−“Altmış fakire yemek yedirme imkânı bulabilir misin?”
Adam:
−Hayır dedi. Ebu Hureyre (ra) dedi ki:
−Nebi (ﷺ) bir süre bekledi. Biz de o hal üzere bekler iken bir ara Nebi (ﷺ)’e içerisi hurma dolu bir kap getirildi. Nebi (ﷺ) şöyle buyurdu:
−“O soru soran kimse nerededir?”
Adam:
−Benim dedi. Rasulullah (ﷺ) şöyle buyurdu:
−“Bunu al yoksullara tasadduk et!”
Adam:
−Benden daha yoksul olana mı vereceğim? Ya Rasulallah! Allah’a yemin ederim ki, Medine'nin şu iki kara tepesi arasında benim ailemden daha fakir ve yoksul bir aile bulamazsın dedi. Bu söz üzerine Nebi (ﷺ) dişleri gözükene kadar güldü. 😂
Sonra şöyle dedi;
−“İyi öyleyse, bunu ailene yedir.”
📚Buhari 1804, 1805.
"Sana Diz Çökmeyeceğiz, Ey İsrail!"
Biz Gazze'yiz. Allah bize ilk olarak Müslüman olmayı nasip etti. İkincisi, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ümmetindeniz. Üçüncüsü ise Gazze halkıyız."
🔴İsrail'li bakan Ben-Gvir, İsrail zindanlarındaki Filistinli kadın esirlerin maruz kaldığı insanlık dışı koşulları ve hak ihlallerini "mızmızlanma" olarak nitelendirerek küstah bir paylaşıma imza attı.
Yayımlanan görüntülerde; odalarda su bulunmaması, banyo gibi en temel insani ihtiyaçların engellenmesi, koğuşlara yönelik gece gündüz süren baskınlar ve hastaların tıbbi tedaviden mahrum bırakılması gibi ağır ihlallerden şikayet eden Filistinli kadınların şikâyetleri ile alay eden Ben-Gvir, Filistinlilere yönelik "asgari düzeyde şartlar sağlama" politikasını sürdüreceğini duyurdu.
Arada bir hafızayı çalıştırmakta fayda var.
Fondaki “müzik”, ve “anlatıma” dikkat edin.
Ne kadar ürkütücü, değil mi?
Sanki bir uyuşturucu-fuhuş partisi basılmış.
Sanırsın orada ahlaksızlık vicdansızlık var, utanç verici görüntüler var!?!?
Şimdi şu Kemalist kökten laik çağdaş şey, hâlâ ama hâlâ millete demokrasi gazetecilik ahlak vesaire satıyor.
Hiç utanmıyor, yüzü de kızarmıyor!
Bugün de dünkü gibi gücü olsun, darbeciler arkasında dursun, (haşa) tanrı yazar olsun, kaldığı yerden devam eder.
Bunların gerçek yüzünü asla unutmayın!
Netanyahu’yu çıldırtan hareket!
İsrailli bir esir, Kızılhaç'a teslim edilip serbest bırakılmadan önce Kassam mücahitlerini alnından öptü.
Dünya basını bunu göstermez!
Siz dünyaya gösterin!
Firavun bir zamanlar İlah olduğunu söylemişti. Ve 60.000’den fazla bebeği boğazlayıp katletti.
Ama şimdi şu haline bakın, elini bile kıpırdatamıyor.
Nemrut, Firavun ve daha nice zalimlerin akıbeti işte böyledir.
Imagina que es el primer dia de escuela para tus hijos de 8 a 10 años, y te llegan con la noticia que tu hijo ha sido secuestrado por el ejército de ocupación terrorista israelíes y no sabes nada de él.
Es la vida de los Palestinos en Cisjordania ocupada
Hiroşima'ya atılan bomba, 15.000 tonluktu
Gazze'ye 70.000 ton bomba atıldı
Hiroşima'da sivil halkı avlamak için keskin nişancılar beklemedi
Gazze'de bekliyor !
Birkaç ay önce küçük kızım atlara merak saldı. Ata binmek istiyor, atlarla ilgili yayınları takip ediyor, sürekli “At çiftliğine gidelim.” diyordu. Artık bizi bıkma noktasına getirmişti. Hatta balkonda at beslemek gibi garip isteklerde bile bulunuyordu.
Yine böyle bir gün balkonda otururken atlardan bahsediyor, at çiftliğine gidip ata binmek istediğini söylüyordu. Bir baktım, sokaktan atlı bir genç geçiyor.
Geçip gitti ama kızım ısrarla, “Baba, söyle de beni bindirsin.” diyordu. Neyse, genç tekrar geldiğinde rica ettim. Durdu, kızımı ata bindirdim.
Yirmi yıldır burada oturuyoruz. Bu sokaktan at geçtiğine hiç şahit olmadım. Geçmesi olağan bir şey de değil zaten. Ama geçti...
O günden beri bu hadise zihnimde dolaşıyor:
İstemenin nasıl bir gücü var acaba?
Bugün bunun hayreti mucip bir başka örneğini daha yaşadım.
“Yapabilme Sanatı” kitabımı yazdığımdan beri, MTO’da öğrencileriyle önemli okuma faaliyetleri yapan @yenisafakwriter Yusuf Kaplan Hoca’nın bu kitabı görmesine dair içimde yoğun bir istek vardı.
Daha önce de bahsettiğim üzere, bu kitabın özellikle gençler tarafından okunmasını çok önemsiyorum. Çünkü kendi adıma, bu hayat perspektifiyle daha erken tanışmamış olmayı büyük bir kayıp olarak görüyorum. Merhum Ali Fuat Başgil’in ifadesiyle, “Keşke 17-18 yaşlarında bu bilinçte olsaydım.” diyorum.
Zaman zaman aklıma geliyordu: Acaba Yusuf Hoca’ya DM’den yazsam görür mü? Sonra da bir vesile olur elbet onunla iletirim deyip vazgeçiyordum.
Bugün öğle namazından önce kitap gözüme ilişince yine aklıma geldi. “Kaç ay geçti bir vesile olmayacak galiba, en iyisi DM’den yazayım.” diye düşündüm.
Namaza gittim.
Namazı kılıp arkamı döndüm…
Yusuf Kaplan Hoca oturuyor.
Subhanallah!
780 bin km²’lik vatan toprağında nasıl oldu da Anadolu’nun ücra bir köşesinde aynı metrekarede tevafuk ettik, hâlâ hayret içerisindeyim.
Bazen insanın zihninden geçirdiği bir düşüncenin, gönlünden geçirdiği güzel bir arzunun hiç ummadığı bir şekilde karşısına çıkması insanı gerçekten düşündürüyor.
Demek ki güzel şeyler istemeyi ve güzel şeyler düşünmeyi önemsemek lazım.
Güzel düşünelim, güzel şeyler isteyelim, güzel şeyler dile getirelim.
Belki de hayatımızın en güzel tevafukları, önce zihnimizde ve gönlümüzde filizleniyordur.