Şehit Öğretmen Mehmet Zeki Dündaralp ‘in hatırasına saygıyla….
1924 sonlarında Bingöl’de başöğretmenlik yaparken, bölgede bir ayaklanma hazırlığı yapıldığını fark etti.
Hazırlıkları raporlar ve telgraflarla yerel yöneticilere, İçişleri Bakanlığı’na ve Ankara’ya bildirdi.
Ancak ihbarları ciddiye alınmadı; hatta hakkında soruşturma açıldı, görevden uzaklaştırıldı ve kısa süreli hapis cezasına çarptırıldı.
Şeyh Sait isyanı başladıktan sonra Lice’ye sığındı. Asiler Lice'ye gelince genç muallimi Kale Mahallesi’ndeki evinin önünde öldürdüler.
Öldürüldükten sonra cesedi bir atın ardına bağlanarak Lice sokaklarında sürüklendi, ardından okul bahçesine bırakıldı ve bir süre kimsenin yaklaşmasına izin verilmedi , naaşı köpekler tarafından parçalandı.
Mehmet Zeki Dündaralp’in ölümünden sonra geride eşi Fatma Aliye Hanım ve küçük oğlu Necati kaldı. Oğlu Necati, babası öldürüldüğünde yaklaşık 6 yaşındaydı ve bazı anlatımlara göre olaya bizzat tanıklık etti.
“Şeyh Sait hatırası” tartışmalarının olduğu bu günlerde Cumhuriyetin ilk şehit öğretmenlerinden Mehmet Zeki Dündarlp’i saygı ve rahmetle anıyorum. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türkiye, denizlerimizdeki egemenlik ve ekonomik bağımsızlık hakkı yabancı milletlerin değil Türk Milletinin tasarrufuna geçirmiştir.
Bu tarihi kazanımın 100. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçenleri saygı ve minnetle anıyor; tüm denizcilerimizin ve Milletimizin Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyorum.
#KabotajBayramı
PKK bir narkoterör örgütüdür, uyuşturucu ticaretinden elde ettiği gelirlerle finanse edilmiştir, örgüt elebaşı kız çocuklarını kaçırıp istismar etmiştir, böyle 100ün üstünde tespiti yapılmış vaka vardır ama niyeyse kendisine muhalif diyen denyolar bu örgütün elebaşının heykelini+
*1924 'TEN 2000 'Lİ YILLARA KADAR düşmanlarımız neler demiş, ATATÜRK ne tavsiye etmiş*
"Türklerin din adamlarını ele geçirip, kullanabilirsek, onlara kendi devletlerini yıktırabiliriz."
*Winston Churchill*
Hırtlar toplanın, size birşeyler anlatacağım. Tek argümanınız dilimizi konuşamıyoruz. Eşit yurttaşlık istiyoruz.
Peki soru şu;
Kurmanç
Behdinan
Sorani
Zaza
Hangi mahalli lisan ikincil dil olsun? Size göre bunların hepsi Kürt. Bize göre değil.
Mesela bir behdinan lehçesi konuşan Sorani lehçesini anlamıyor? Siz önce kendi aranızda eşit yurttaş değilsiniz. Kurmanç lar bizim konuştuğumuz lehçe resmi olsun diyorsunuz. Ya soraniler, ya behdinan lar, ya Zazalar? Sahtekar eşit yurttaşlıkmış. Bölücü teröristler sizi.
İSKİT TÜRK KADINI KRALİÇE ZARİNA’NIN ASKERİ VE SİYASİ DEHASI
Tarih sahnesinde kadının adının dahi anılmadığı antik çağlarda, Avrasya bozkırlarında kadını devletin ve ordunun merkezine koyan muazzam bir medeniyet yükselmiştir: İskit-Saka Türkleri. Türk devlet geleneğinin en köklü temellerinden biri olan "Hakan ve Hatun" eşitliğinin, askeri ve siyasi dehanın tarihteki ilk büyük yansımalarından biri şüphesiz İskit Türk kadını Kraliçe Zarina’dır (Zarinaia). Antik tarihçilerin hayranlıkla kaleme aldığı Zarina, kelime anlamı olarak "Altın" ya da "Altın Saçlı" demektir. O, sadece güzelliğiyle değil; dağınık bozkır kabilelerini Türk cihan hakimiyeti mefkuresinin ilk tohumlarıyla bir araya getiren, bizzat zırh giyip orduları komuta eden efsanevi bir hükümdardır.
İskit Türk kadını Kraliçe Zarina’nın hayatı, askeri dehası ve Türk kültüründeki yeri, antik çağın en önemli tarihçilerinin eserlerinde teyit edilmiş ve belgelenmiştir:
Diodorus Siculus (Bibliotheka Historika):
Antik Yunan tarihçisi Diodorus, Kraliçe Zarina’nın adını ve başarılarını günümüze taşıyan en önemli kaynaktır. Diodorus, Zarina’nın kendi dönemindeki diğer tüm kadınlardan çok daha üstün bir zekaya, askeri cesarete ve yönetim becerisine sahip olduğunu vurgular. Onun liderliğinde Sakaların (İskitlerin) büyük bir güç kazandığını ve komşu toplulukları dize getirdiğini aktarır.
Bozkır Kabilelerini Birleştirmesi:
Zarina, tıpkı kendisinden yüzyıllar sonra gelecek olan Mete Han veya Bilge Kağan gibi, bozkırın dağınık yapıdaki kabilelerini ortak bir ülkü etrafında birleştirmeyi başarmıştır. Siyasi zekasıyla iç çekişmelere son vermiş, bölgede barış ve refahı tesis ederek Türk devlet teşkilatlanmasının ilk adımlarını atmıştır.
Savaşçı Kimliği ve Ordunun Başındaki Lider:
İskit-Saka toplumunda kadının yeri erkeğinin yanıdır. Zarina da bu kutlu töreye uygun olarak sadece sarayında oturan bir kraliçe olmamış; elinde yayı, belinde kılıcıyla bizzat savaş meydanlarında ordusunun önünde çarpışmıştır. Savaş taktiklerindeki ustalığı, düşman kralların dahi ona saygı duymasını sağlamıştır.
Devasa Anıt Mezarı (Piramit Kurgan):
Tarihçi Diodorus'un kayıtlarına göre, Zarina öldüğünde halkı ona olan minnetini ve saygısını göstermek için olağanüstü bir anıt mezar inşa etmiştir. Her bir kenarı üç stadia (yaklaşık 550 metre) uzunluğunda, tepesinde devasa bir altın heykelinin bulunduğu üçgen piramit şeklinde bir kurgan (anıt mezar) yapılmıştır. Bu anıt, antik dünyada bir kadın hükümdara yapılan en büyük saygı duruşlarından biridir.
Kraliçe Zarina (Zarinaia), antik dünyada parıldayan bir altın gibi, İskit Türk kadınının fıtratındaki liderlik yeteneğini ve cesaretini asırlar öncesinden tüm dünyaya ilan etmiştir. Antik tarihçi Diodorus'un aktardığı bu tarihi gerçekler, İskit-Saka kültürünün Grek veya Pers kültüründen tamamen farklı, bağımsız ve asil bir Türk karakteri taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Zarina’nın açtığı bu şanlı yol, Tomris Hatunlardan İlbilge Hatunlara, oradan da Kurtuluş Savaşı'nın yiğit Türk kadınlarına kadar uzanan bükülmez bir zincirin ilk ve en parlak halkasıdır. Bozkırın bu altın kraliçesi, Türk tarihinin şan ve şerefle dolu sayfalarında ebediyen yaşamaya devam edecektir.
Kaynaklar
Diodorus Siculus, "Bibliotheka Historika" (Tarih Kitaplığı), Kitap II.
Herodot, "Historia" (İskit-Saka Toplum Yapısı ve Kadın Savaşçılar).
Prof. Dr. İlhami Durmuş, "İskitler (Sakalar)", Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Facebook'ta
Yeliz Kılıçaslan müthiş işler yapıyor 🧿
NEDEN TÜRK, DEĞİL DE TÜRKİYELİ
👇👇
Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür. Ama bazıları diyor ki: "Türk demeyelim, Türkiyeli diyelim." Peki, dünyada böyle bir tanım var mı? Bize bu fikri önerenler, acaba kendi ülkelerinde nasıl bir vatandaşlık anlayışı benimsiyor?
Hadi, ülke ülke ilerleyelim.
1. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
Son yıllarda Türkiye'de şu söylemi sık duyuyoruz: "Amerika'da Amerikalı deniyor, biz de Türkiyeli diyelim." Ama işin aslı bu sadece bir çeviri yanılgısı.
Gerçek: İngilizcede "Amerikalı" diye bir kelime yok; orijinal kelime "American" (Amerikan).
"Amerikalı" ifadesi, yalnızca Türkçeye çevrilirken eklenen o bize ait "-lı" ekinden ibaret (İstanbullu, Ankaralı gibi).
Ülkede Latinler, Afrikalılar, Asyalılar, Araplar, Türkler, Yahudiler, Ruslar, Almanlar yaşıyor ama bu çeşitlilik anayasal kimliği değiştirmiyor. Herkes ABD devletinin gözünde Amerikan ve kimse çıkıp "ABD'li diyelim, daha kapsayıcı olur" demiyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe'dir.
Türkçe; tarihimizin, kültürümüzün ve kimliğimizin en değerli mirasıdır. Dilimize sahip çıkmak, geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır.”
#DevletinDiliTürkçedir