Bu rezilliklerin hiçbiri sonrasında da ilgili kurumlar tarafından Yıldız Holding'e ait Şok marketlerin ilgili şubelerinde hiçbir denetim yapılmamıştı.
Bakan değil, gören olmak lazım.
Görmek için de dostluk bağlarıyla değil, vicdanla ve görev bilinciyle o koltuklarda oturmak lazım.
@TCTarim@ticaret
Kaya Çilingiroğlu:
“Galatasaray Başkan Vekili kendi maçına bahis oynadı, hiç kimseden ses çıkmıyor. Eğer Fenerbahçe Başkan Vekili bahis oynamış olsaydı, şu an Fenerbahçe camiası ikinci 3 Temmuz sürecini yaşıyordu. Yargıdaki aslanlar Galatasaray’a dokunmuyor.”
İstanbul'da hamile eşine tatlı almak için dışarı çıkan genç, hırt çetesi tarafından kalbi dahil 8 yerinden bıçaklandı ve gasp edildi.
PKK dağda değil şehirde!
ABD yıllarca Barzani-PKK-PJAK terör örgütlerine on binlerce tır dolusu silah gönderdi. TV ekranlarında bunları çaresizce izledik, hep şikayet ettik. Şimdi İran işte bu silah depolarını imha ediyor. Bugün buna sevineceğine bizim yapamadığımızı yapan İran'ı eleştirenler türedi.
Balıkesir Belediyesi'ni milletin hakkı olan Plaj gaspçılarından temizlemesini alkışlıyorum. İzmir Belediyesi'ni Plaj gaspçılarına karşı göreve davet ediyorum. Özellikle Çeşme bölgesinden
NATO Zirvesi için Türkiye’ye gelecek uçakların %80-%90 oranında Esenboğa Havalimanını kullanacağını resmi belgelerle tespit ettik.
Anlaşılıyor ki;
Geriye kalan sadece %10-%20’lik kısımdaki uçaklar Etimesgut’taki Ankara Havalimanını kullanacak.
Yani NATO Zirvesi bahanesiyle, CB Erdoğan milyarlarca lira kamu kaynağı harcayarak, kendine tahsisli bir havalimanına sahip oldu.
Bakalım AKP, o havalimanında ne filmler çevirecek?
Kaynak: DHMİ HALİNKOK Tutanakları
Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma @Migros_Turkiye den @AlgidaTurkiye dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, biz veremeyiz dediler. Bölge sorumsunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. Dolandırıldık o halde deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek her halde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır @AlgidaTurkiye
Türkiye’yi işgal eden devletler, pikniğe geldikleri için 4 yıl kaldılar. Mesela Yunanlar çelik çomak oynarken 130 bin kayıp verdiler ve yenildikleri için tarihlerinin en büyük felaketi olarak adlandırdılar; 6 devlet adamını da kurşuna dizdiler. İşgalciler 4 yıl sonra, sıkıldıkları için Anadolu’dan ve İstanbul’dan ayrıldılar. Kurtuluş Savaşı değilmiş Milli Mücadeleymiş. Tarihte hiç bir ülke, kahramanlarına bu denli sırt çevirmemiştir. Kurtuluş Savaşı/ İstiklal Savaşı’nda şehit düşen kahramanların ahını almak kolay değil…
BİR DAHA ASLA ALAÇATIYA GİTMEYECEĞİM
Geçen hafta arkadaşlarla Alaçatı'ya gitmiştik. Herkesin önünde fotoğraf çekildiği, dışarıdan bakınca aşırı şık görünen bir kafeye oturduk. Daha menüye bakarken fiyatlar biraz garip gelmişti ama "Abartıyor olamam." dedim. Sonuçta Alaçatı, pahalıdır diye düşündüm.
İki kahve ve bir dilim cheesecake söyledik. Yaklaşık yarım saat bekledik. Sipariş geldiğinde her şey normaldi. Kahveler küçüktü ama tadı güzeldi. Hiçbir problem yoktu.
Asıl olay hesap gelince başladı.
Garson küçük siyah hesabı masaya bıraktı. Açtım. Bir an gerçekten yanlış masanın hesabını getirdiğini sandım. Tekrar tekrar baktım. İki kahve ve bir tatlı için yazan rakam aklıma yatmıyordu.
Garsonu çağırıp kibarca, "Sanırım bir karışıklık oldu." dedim.
Adam gayet rahat bir şekilde, "Yok efendim, doğru hesap." dedi.
Menüyü tekrar istedim. Fiyatlara baktım. Kahvenin yanında küçücük puntolarla ekstra servis ücreti, masa hizmeti ve başka kalemler eklenmişti. Sipariş verirken bunlardan hiç bahsedilmemişti.
Ben de bunun doğru olmadığını söyledim. "Madem böyle ek ücretler var, sipariş verirken söylenmesi gerekmez miydi?" dedim.
Sesimi yükseltmedim. Sadece açıklama istedim.
Bu sırada yan masalardaki insanlar bize bakmaya başladı.
Garson bu sefer, "Burası Alaçatı, fiyatlarımız normal." dedi.
Ben de, "Normal olması başka, müşteriye önceden bilgi verilmemesi başka." diye cevap verdim.
O anda içeride tuhaf bir sessizlik oluştu.
Kasadaki görevli de konuşmaya dahil oldu. "Beğenmediyseniz bir daha gelmezsiniz." dedi.
Bu cümleyi duyunca gerçekten sinirlendim.
"Bir işletmenin müşteriye vereceği cevap bu mu?" diye sordum.
Yan masada oturan orta yaşlı bir adam dönüp, "Haklı çocuk, bize de aynı şey oldu." dedi.
Sonra başka bir masa da konuşmaya başladı. Meğer benzer durumu yaşayan sadece biz değilmişiz.
Birkaç dakika içinde konu bütün kafeye yayıldı.
İşletme çalışanları ortamı yumuşatmaya çalıştı ama artık herkes fiyatları konuşuyordu. Kimisi "Turistik yer." diyordu, kimisi de "Fiyat ayrı, bilgilendirme ayrı." diye itiraz ediyordu.
En sonunda müdür geldi. Daha sakin bir şekilde konuştu. Bazı ücretlerin yanlış anlaşıldığını söyledi ve hesapta düzenleme yapabileceklerini belirtti.
Biz de tartışmayı uzatmadan ödememizi yaptık ve çıktık.
Arabaya bindiğimizde kimsenin konuşası yoktu.
O gün anladım ki mesele pahalı olması değildi. İnsan, ne ödeyeceğini baştan bilirse ona göre karar verir. Ama hesap masaya geldikten sonra sürprizle karşılaşınca, içtiğin kahvenin tadı da, oturduğun yerin manzarası da hiçbir anlam ifade etmiyor.
Bu dolandırıcılar her seferinde; evlerinde, banka hesaplarında, 70-100 milyon aralığında nakit, altın vb bulunduran 70-80 yaş aralığındaki yaşlıları nasıl buluyor? Bu veri bir havuzda mı duruyor? Tesadüfi bir olta değil bu kadarı…
👉Kimse konuşmasın, kimse bilmesin, kimse duymasın istiyorlar.
💡Çete haberlerinin bile yapılmasına tahammülleri yok.
💡Yine bir gazeteci, yine bir gece yarısı alınıp götürüldü.
👉Ve Türk demokrasisi her geçen gün irtifa kaybediyor.
Gülnur Saydam