Bugün Türkiye’de bir genç, hayalini gerçekleştirmeden önce ödeyeceği Bağ-Kur primini, vergiyi ve diğer maliyetleri hesaplamak zorunda bırakılıyor.
Biz bu anlayışı değiştireceğiz.
Zafer Partisi iktidarında, 25 yaşına kadar ilk kez kendi işini kuran gençlerimizin ilk 24 aylık Bağ-Kur primini devlet karşılayacaktır.
Gençlerimizin cesaretini maliyetlerin altında ezdirmeyeceğiz.
Gençlerimizin sermayesi cesareti olacak, devlet ise o cesaretin güvencesi olacaktır.
Çünkü güçlü Türkiye; üreten, yatırım yapan ve geleceğini kendi ülkesinde kuran gençlerle yükselecektir.
@zaferpartisi@zpgencresmi
Er Gazilerin Hak arama Mücadelesine desteğe gelecekti. " Bir sıkıntım var halledip geleyim" dedi ve sonrasında tutuklandı. Nasuh Mahruki Bu topraklarda yetişen yüz akı olan kimselerden biridir. Derhal serbest bırakılmalıdır. Tutukluluğunu gerektiren bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bu adam ve ailesi 100 senedir aynı ikamet adresinde kalmaktadır. Düşüncesini dile getirdi diye Böyle birinin, kaçma şüphesi ile tutuklanması, düşüncenin boyunduruk altına alınma göstergesidir.
#nasuhmahrukiyiserbestbırakın
@nasuhmahruki
KAMUOYUNA DUYURU
ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER KONUSUNDAKİ TAVRIM AMASIZ, FAKATSIZ VE NETTİR
Türkiye Cumhuriyeti; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Türk milletinin bağımsızlık iradesiyle kurulmuş üniter, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Cumhuriyetimizin temel nitelikleri günlük siyasi tartışmaların değil; milletimizin ortak iradesinin, tarihî birikiminin ve devletimizin bekasının teminatıdır.
Bu anlayış doğrultusunda anayasal değişiklikler konusundaki tavrım açık, nettir ve şahsım adına tartışmaya kapalıdır.
Aşağıdaki temel ilkelerin korunmasından yanayım:
• Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısının korunması,
• Devletin resmî dilinin Türkçe olması,
• Türk vatandaşlığı tanımının muhafaza edilmesi,
• “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesinin yaşatılması,
• Laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti niteliğinin korunması,
• Atatürk ilke ve inkılaplarının anayasal güvencesinin devam ettirilmesi,
• Türk Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün muhafaza edilmesi.
Bu çerçevede Anayasa’nın ilk dört maddesi ile 42, 66, 136 ve 174. maddelerinin, Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ve devletimizin temel dayanakları olarak korunması gerektiğine inanıyorum.
Türk Devleti’nin kimliğini, Türk milletinin ortak aidiyetini, millî egemenlik ilkesini ve Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini zayıflatacak hiçbir anayasal değişikliğe destek vermeyeceğimi kamuoyuna saygıyla ilan ediyorum.
Türk milleti tanımı hiçbir zaman bir etnik kimlik tanımı olmamıştır. Bu tanım; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan, devletine ve milletine aidiyet duyan herkesi kapsayan ortak bir üst kimliktir.
Cumhuriyetimizin temel değerleri pazarlık konusu yapılamaz, siyasi hesaplara malzeme edilemez.
Bizim için;
Vatan tektir.
Bayrak tektir.
Devlet tektir.
Millet tektir.
Cumhuriyet, Türk milletinin ortak eseridir.
Bu eseri korumak; her vatansever vatandaşın millî görevi, tarihî sorumluluğu ve vicdani yükümlülüğüdür.
Tarafım, dün olduğu gibi bugün de Türk Devleti’nin ve Türk milletinin yanındadır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
DEVLET EBED MÜDDET!
Not:
Bu sözlerimi bugünden tarihe not düşüyor; hiçbir şart ve koşul altında bu düşüncelerimden vazgeçmeyeceğimi Büyük Türk Milleti huzurunda beyan ediyor ve namusum üzerine söz veriyorum.
Türk milletinin ortak aidiyetini, millî egemenliği ve devletimizin üniter yapısını zayıflatacak hiçbir anayasal düzenlemeye bugün de yarın da destek vermeyeceğim. Bu konudaki duruşum nettir; hiçbir makam, hiçbir siyasi hesap ve hiçbir şart bu iradeyi değiştiremeyecektir. 🇹🇷
@mustafaonsel "Memleketin ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için Bütün Milliyetçi ve Cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir."
Asker-sivil vatanperverlerin yeni bir Sivas Kongresi ile bunu sağlamaları gerekir. Kişisel kahramanlık yetmez.
5-6 yıl önce söylediklerimden küçük bir kesit!
Evet, Türk Milleti'nin düşmanları, istediğinizi yapın, eteğinizdeki tüm taşları dökün!
Ama yarın ağlamaca yok!
Dostumuza dostuz, tarihten ders almayan düşman da nasıl olduğunu günü gelince anlar!
Sadece 1 dk.
Dinleyiniz efendim...
Siyasetiniz batsın. Biz nasıl bu hale geldik?.
10 gün oldu…. Biriniz bile Gazilerimizin yanına gidemez miydiniz?
Biriniz bile gidip gönüllerini almaya çalışamaz mıydınız?
Utandığınız için mi yoksa, Utanmaz olduğunuz için mi gidemiyorsunuz
Bir general bile gelip gazimizin elini tutarak “sizi buralarda bu halde görmek canımızı yakıyor” diyemez miydiniz
Haklarının verilmesini geçtim bari bir teselli verseydiniz
Türk milleti ülkesi için fedakarlıklar yapan Şehit yakınlarına ve Gazilerine değer veren bir millettir. @Akparti ve @MHP_Bilgi de bir tane Türklük bilinciyle hareket edecek milletvekili kalmadı mı? Teröristlerin gönlünü hoş etmek mi derdiniz?
O zaman Yazıklar olsun derim
Gazilerimize Ahmet kayanın şarkısıyla “ahmak” diyen coniyi zaten klasman dışı tutuyorum.
@tcsavunma size Zabit ve Kumandan ile Hasbihal kıtabını okumanızı öneririm. Tabii ki Siyaset yapmaktan zaman bulabilirseniz
🇹🇷 Cihat Yaycı:
Fondaj medya görev başında!
Gazetecilik kisvesi altında yine aynı senaryo sahneleniyor.
PKK’nın elebaşlarına mikrofon uzatılıyor, terör örgütünün söylemleri “haber” adı altında dolaşıma sokuluyor. Ardından da Suriye’de PKK/YPG için kurgulanan sözde “entegrasyon modeli”, Türkiye için de kaçınılmaz ve meşru bir çözüm gibi topluma pazarlanıyor.
Bu gazetecilik değildir.
Gazetecilik; terör örgütüne propaganda zemini hazırlamak değil, Türk Milleti adına hesap sormaktır.
Suriye’deki sözde “entegrasyon modeli”, PKK/YPG’yi tasfiye etmek değil; silahı, kadrosu ve ideolojisiyle devlet yapısına yerleştirmektir.
Bunun adı entegrasyon değil, teröre statü kazandırmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti terör örgütüyle bütünleşmez; onu tasfiye eder.
Türk Milleti, gazetecilik ile algı operasyonunu; haber ile terör propagandasını birbirinden ayıracak ferasete sahiptir.
https://t.co/nBVyjTjPyR
Haklarını arayan gazilerimize destek olmak için Ankara Güvenpark’a geldik.
Teröristler serbest bırakılırken, bebek katili Meclis’e getirilmek istenirken, canlarını hiçe sayıp bu vatan için gazi olan kahramanlarımızın haklarını aramak için eylem yapması bu düzenin ayıbıdır, ihanetidir.
Şu fotoğraf, tek başına, "vaktiyle ölseydim de bugünleri görmeseydim" dedirtiyor tek başına.
İnsan yakan katiller şehir şehir dolaşıp stand up gösterisi yaparken, sıvasız evlerin namuslu çocuklarının hâli budur.
📌Numaradan sokağa Coca Cola dökenlerden değil, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Coca Cola'dan vergi alanların çocuklarıyız.
⏩Yıl 1920... Kuvayi Milliye, Coca Cola'dan Vergi alıyor...
🅾️Muhtemelen Kurtuluş Savaşımıza ait bu detayi pek çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Anlatacağım.
📌1920 yılı Ocak ayı...
Batı Anadolu, İzmir, Aydın Yunan işgali altında. Aydın'dan İzmir'e hareket halindeki bir kervan Kuvayi Milliye güçlerince, Efelerimiz tarafından durduruldu. Bütün mallara Türk Milleti adına Aydın Kuvayi Milliye Riyasetliği tarafından el konuldu.
Ertesi ay bir başka deve kervanı daha durdurulup mallarına el konuldu.
Sonra bir daha, bir daha...
Aydın ve İzmir arasındaki sevkiyat tehlikeye girmişti.
Kuvayi Milliye tarafından el konulan deve kervanı Meyan Kökü taşıyordu...
Mallar İzmir'de faaliyet gösteren Mc Andrews and Forbes Company adlı İngiliz firmasına aitti.
Firma meyan kökünde dünyada tekeldi.
En büyük alıcısı da The Coca Cola Company'di...
Mc Andrews and Forbes Company, 1854 Kırım Savaşından sonra Türkiye'ye gelmiş, Osmanlı'dan meyan kökü imtiyazı almıştı.
Ege bölgesinde meyan kökü topluyorlardı.
Nazilli, Söke ve Aydın'da meyan kökü işleyen 3 fabrika kurmuşlardı.
Osmanlı meyan kökü diye bir şey bilmiyordu.
Meyan kökünün değersiz bir madde olduğu konusunda ikna edilmiş, bu bitkinin doğada kendi kendine yetişen "Hüdayınabit" bir bitki olduğunu, değersiz olduğunu kabul edip, bu imtiyazı İngilizlere vermişlerdi.
İngiliz şirketi meyan kökünü köylülere toplatıyor, kilosunu 20 paraya (yarım kuruş) alıp fabrikada işliyor ve 6 kuruşa satıyordu.
İşte Kuvvacı Efeler, Mc andrews'in bu düzenine çomak sokmuşlardı.
Aydın bölgesinden meyan kökü ihracatı durmuştu. Coca Cola hammadde sıkıntısına girmişti.
Soluğu sarayda aldılar.
Hem İngiliz elçisi, hem Abd'nin istanbul temsilcisi Amiral Bristol devreye girmişti.
Kuvayi Milliye'nin bu baskınlarını Vahdettin'e şikayet edip, onların yakalanmasını, malların kendilerine teslim edilmesini istediler.
Dış Güçlerin bu şikayeti üzerine Vahdettin; "Kuvayi Milliye ile temas kurulması ve meselenin halledilmesi" emrini verdi.
Lakin Kuvayi Milliye, Vahdettin'i ve sarayın şarlatanlarını muhatap dahi almadı.
Bunun üzerine İngiliz ve Amerikalılar mecburen Kuvayi Milliye ile temas kurdular.
Bu şu anlama geliyordu;
Anadolu'nun Hakimi Kuvayi Milliyedir, TBMM'dir...
1920'nin Haziran-Temmuz aylarında Mc Andrews and Forbes Company temsilcileri, Aydın Kuvayi Milliye Komutanı Binbaşı Şükrü Bey ile görüştüler.
El konulan kervanların bırakılmasını talep ettiler.
Konu Ankara'ya iletildi, Mustafa Kemal Paşa haberdar oldu ve gerekli talimat Kuvvacılara verildi.
Şükrü Bey el konulan 5 kervan mal karşılığı kilo başına 1.5 kuruş vergi aldı ve şirkete mallarını iade etti.
Daha sonra yapılacak her sevkiyattan da Ankara Hükümeti vergi almaya başladı.
İngiliz ve Amerikalılar, artık Türk topraklarını yağmalayamayacak, vergi ödeyeceklerdi.
İzmir ve Aydın Yunan işgali altındaydı, ama Kahraman efelerimiz bu toprağa ait olan bir bitkinin bile yağmalanmasına müsade etmiyor, Anadolu halkının hakkı olan vergiyi onlardan tahsil ediyordu...
Şüphesiz ki bu durum, Zaferden sonra kurulacak Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı'dan çok farklı olacağını, topraklarını emperyalistlere yağmalatmayacağının bir işaretiydi...
➖➖➖
NOT: Ben şimdi durduk yere bu yazıyı neden yazdım?
Malum birkaç gün sonra Türkiye'nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması'nın yıldönümünü idrak edeceğiz.
Lozan'da bizim en önemli kırmızı çizgilerimizden biri Kapitülasyonların kaldırılmasıydı.
Zira koca Osmanlı'nın sonunu getiren şey neredeyse tüm ülkelere tanınan imtiyazlar, kapitülasyonlardı.
İşte bu vatanın kurucu ve kurtarıcı iradesi, kapitülasyonların ve imtiyazların sıkıntılarını çekmiş ve bu sıkıntıların koca bir devleti yiyip bitirmesine şahit olmuş insanlardı. Bu yüzden her türlü imtiyaza geçit vermemeye kararlılardı.
1020 yılı Kurtuluş Savaşı'nın henüz emekleme dönemi, en güçsüz olduğumuz dönemdir. Böyle bir dönemde dahi kapital karşısında kararlı bir duruş sergilemiş ve taviz vermemişlerdir. Vahdettin rezilinin ise bu konuda neler yaptığını yukarıda yazdım.
Şimdi Bakan Bey çıkmış müfredatı değiştirerek gerçekleri silmeye, İşgalcilerin kuklası Vahdettin'e iade-i itibar yapmaya çalışıyor ama yemezler.
Sen istediğin kadar müfredatı değiştir, ben gerekirse gençlere bunları tek tek okutacağım...
#tarih #MilliMücadele #KuvayiMilliye #çarşamba #salı #CocaCola #kapitülasyonlar #LozanAntlaşması #YusufTekinistifa
Bakın ve görün; daha 2 saat olmadan bebek katili ABDula öcalan yargılanacak diye panik içinde ödü kopanlar kimlermiş?
Yaptığım aşağıdaki paylaşımımdan sonra @YldrmMuzaffer77 adlı hesap bunu alıntılayarak yaptığı paylaşımı okuyun profilini ve paylaşımın altında bana yönelik saldırıları ve etkileşim durumunu inceleyin.
Hepsinin iplikleri pazara çıkıyor.
Bunların tehditleri algı operasyonları vız gelir tırs gider.
Şühedanın gücüyle mücadele ettiğimiz için terörist başının yargılandığı günler gelecek.
https://t.co/TjgI1zb7xK
Manifesto gibi açıklama yapmış ders kitaplarına konulası...
🇪🇸🇦🇷 İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Dünya Kupası finalinde Arjantin’i mağlup ederek şampiyonluğa ulaşmalarının ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu;
“Bugün yalnızca bir futbol karşılaşmasını kazanmadık; sporun, siyasi hesaplardan ve çıkar ilişkilerinden daha güçlü olduğunu da gösterdik. Umarımı Arjantin, binlerce masumun kanına giren bir devleti arkasına alarak sempati devşiremeyeceğini ve haysiyetsiz ittifaklarla zafer kazanılamayacağını anlamıştır. Futbol sahaları siyasi provokasyonların değil; emeğin, mücadelenin ve milletlerin onurlu rekabetinin adresidir. İspanya, sahada kendi gücüne, kendi karakterine ve halkının desteğine güvenerek mücadele etti. Bu kupa da başkalarının gölgesine sığınmadan, yalnızca alın teriyle kazanılmış bir zaferin simgesidir.” dedi.
ÇETİNER
Haber kısa:
"Karaman'da 45 çocuğa istismar olayında hakkında soruşturma açılan Asım Sultanoğlu’nun Şanlıurfa’ya il milli eğitim müdürü olarak atanmasına tepki gösteren Emine Gizem Çetiner, yaklaşık üç yıldır Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde sürdürdüğü eylemini Sultanoğlu’nun görevden alınmasıyla sonlandırdı."
Zamanımızda kahraman mı arıyorsunuz...
İşte kahraman: Emine Gizem Çetiner...
Melih Aşık
ODTÜ BİRİNCİLERİ SUSTURULUYOR!
Konuşma hakkı elinden alınan 8 ODTÜ birincisi olarak bizlere yapılan haksızlığı paylaşıyoruz.
• ODTÜ’den 4.0 ortalama ile mezun olan 9 üniversite birincisi olarak hepimiz, törenden iki gün öncesine kadar her yıl birincilerin yaptığı gibi Devrim'de konuşma yapacağımızı zannediyorduk. Ancak birincilerden yalnızca birine konuşma hakkı verildi.
• 17 Temmuz'da derece öğrencileri için bir tören düzenlendi. Bu tören öncesi düzenlenen toplantıda bizlere süre yetersizliği sebebi ile Ankara'dan ve Kıbrıs'tan birer birincinin konuşacağı bildirildi. Konuşmalardan sonra bu kişiyi kararlaştırmak için tekrar çağrıldığımızda bize seçim kriterlerinin hala belirlenmediği aktarıldı.
• 19 Temmuz'daki törenden bir gece önce telefonla arandık ve konuşma yapmayacağımızı öğrendik. Hangi kritere göre seçim yapıldığı ise talep etmemize rağmen bize açıklanmadı.
• Programın sıkışıklığını bahane eden yönetim, bu konuşmayı yapmaya hak kazanmış öğrencilere üçer dakika süre vermek yerine üniversite tanıtım videoları izletti ve Athena grubuna yaklaşık 70 dakikalık bir konser verdirtti. Grubun sahneye çıkmasının beklendiği 20 dakika boyunca hiçbir şey yapılmaması da eklenince “program sıkışıklığı” bahanesinin ne kadar asılsız olduğu gözler önüne serildi.
Tüm dönem arkadaşlarımızla bize karşı yapılan bu büyük ayıbı kınıyoruz!
Biz bu şekilde sansürlenmeyi kabul etmiyoruz. Bu sebeple ODTÜ birincileri olarak çok büyük bir hevesle hazırladığımız ancak yapamadığımız konuşmalarımızı bu gönderiyi alıntılayarak paylaşma kararı aldık. Bizim dillendiremediklerimizi okumanız bizi çok mutlu edecektir.
Bu hükümet ve ramsparkta locası olan adalet bakanı varken, gs uyuşturucu üretip silah satsa bile yargılanmaz.
Adamların karışmadığı suç kalmadı hala bir tık yok.
*Karaborsa
*İllegal bahis reklamı
*Adliyede rüşvet veren ve organizasyon kuran eleman.
*Terör örgütüne yardım vs vs
@morena_mar2586 Put few cloves in cold water, keep it for a day then rinse hair with that water after every shover... No more balds in spain... But still your girls can steal our young men sure for happy marriage... 😃
Sabíamos que nos queríais, pero nunca pensé que pudierais querernos tanto. Me he emocionado mucho.
Mañana, lo primero que haré será lanzar campañas de recogida de firmas en las redes sociales para resolver el problema de los visados en Turquía. Espero que se resuelva el problema de los visados. Sería un auténtico placer recibir a nuestros amigos turcos y ver juntos al astro turco Arda Güler.
(((Si además resolvéis el problema de la calvicie de nuestros chicos españoles, sería genial🫢😆)))). De lo contrario, nos perderemos a esos guapísimos turcos 😅.,.,.
Açıklama ilginç ; baştan sona “algı operasyonu”, “iftira”, “hukuki yollar” tehditleriyle örülü. Ama tek bir soruya cevap yok!
“Hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan içerikler üretildi” diyorlar.
Belge, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında.
“Kulübümüz ve yöneticilerimiz hedef gösteriliyor” diyorlar.
Hedef gösteren biz değiliz. Yöneticileri hakkında bahis şikesi suçlamasıyla işlem yapan Türk yargısı.
“Gerçeğe aykırı bilgi üretenlere hukuki yollara başvuracağız” diyorlar.
Buyurun başvurun. Hukuk herkese açıktır, bizden de çekinmeyin. Ama unutulmasın: Gerçekleri söyleyen değil, gerçeklerden kaçan hesap verir.
“Sahadaki üstünlüğü hazmedemeyenler” diyorlar.
Mesele saha değil, adalettir. Aynı tip bir soruşturmada genç oyuncular aylarca tutuklu kalırken, hakkında benzer iddialarla kuvvetli suç şüphesi bulunan yöneticiler adli kontrol ile serbest bırakıldı. Bunu saha başarısıyla açıklayamazsınız.
Sorularımız yerinde duruyor:
FDT 56/2b hükmü apaçık ortadayken TFF neden sessiz? Etik Kurul ve PFDK sevkleri neden bugün yapılmıyor? Bu soruları sormak iftira değil, futbola sahip çıkmaktır. Adaleti talep etmektir.
Kimse “algı operasyonu” edebiyatıyla gündemi değiştiremez. Tehditle susmayız, iftira damgasıyla yılmayız.
Gerçeklerin peşindeyiz ve peşini bırakmayacağız.
Şimdi Yunanistan’da olduğum için çok uzun yazamam ama yıllardır Yunan Devlet Arşivleri’nde 1919-1922 yıllarına ait cevher niteliğinde belgeler olduğunu (bir kısmını Megali İdea kitabımda kullandım) ifade ettim. O dosyaları bizzat çalışmış biri olarak, Diamantopoulos’un savaş suçu olarak açıkladığı tezine destek verecek birçok dilekçeden de bahsettim. TTK’da düzenlenen sempozyumda asker mektuplarındaki savaş suçlarını kanıtlar nitelikteki belgeleri bizzat sundum. O zaman galiba sesimi yeterince duyuramamışım. Demek ki bir Yunan siyaset bilimcisinin söylemesi gerekiyormuş…