bu fotoğraftan da anlaşıldığı üzere ‘çalışan kadın’ terimi bir totolojidir. çalışmayan kadın diye bir şey hiçbir zaman var olmamıştır, yalnızca yaptığı iş karşılığında para alamayan kadın diye bir şey vardır.
Hatay’da staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir’in annesi, yaşananlara isyan etti:
Benim oğlum, bundan bir ay önce yine elektrik vakasıyla benim yanıma geldi.
'Anne' dedi 'beni bugün' dedi 'elektrik çok kötü çarptı' dedi.
'Nasıl çarptı oğlum?' dedim. 'Fırından' dedi. 'Oğlum' dedim 'ya kaçak vardır ya bir şey vardır' dedim.
'Ustana söyle' dedim 'baktırsın' dedim. Ve...
Ve 1 Mayıs'ta en büyük vakayı yaşattılar bana. Benim içimi yaktılar.
Benim yüreğimi yaktılar. Benim 16 yaşındaki evladımı hayattan kopardılar.
Ve benim çocuğum orada ölü bir şekilde dururken işletme sahibi her türlü bir şekilde işletmesine devam etti, işine devam etti.
Ustaları satışına devam etti. Gece boyunca satış yaptılar. Burada bütün yetkililere sesleniyorum. Hep birlikte ses olalım. Hep birlikte sesimizi haykıralım. Bizim evlatlarımız köle değil, bizim evlatlarımız öğrenci. Bizim evlatlarımızı köle gibi çalıştırıyorlar.
Benim oğlum pasta ustası olmak için gitti. Pastalık okuluna gidiyordu.
Benim oğlum Saray Pastanesi'nde stajyer olaraktan çalışıyordu.
Benim oğlum orada elektrikçi değildi. Ve benim oğluma elektrik işi vermişler. Ve benim oğlum elektrik akımına kurban gitti.
Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
@fbekim Şimdi köylü çocuğuyla aynı okula giden bir zengin var mı ? O zaman ne güzel köylüsü zengini aynı sınıftaymış, şimdi zenginler fakirlerle muhatap olmasın diye özel okullar özel hastaneler var. O yüzden böyle tabloları artık görememeniz normal.
🔴 2025 yılında 36 adet ile en fazla sayıda konut alan vatandaşın ve 138 milyon TL'ye Rolls Royce alarak yılın en pahalı aracını alan vatandaşın vergi mükellefiyeti olmadığı tespit edildi.
-Habertürk
@nefesgazete Okulda olmayanı gelmedi diye suçluyor, sakinleştirmeye çalışanı algı yaratmaya çalıştı diye suçluyor, öğrencileri çıkarmaya çalışanı katilin yanından geçirdi diye suçluyor. Konuşmanın özeti bu!
"BİM'de 2 gün önce bu geri dönüşüm makinasını gördüm.
Tam 31 yıl sonra ülkemde de görmek mutlu etti beni.
1995 Amerika'ya ilk ayak bastığımda bu makina benzeri vardı ama çok basit.
İki tane giriş yeri vardı biri cam biri plastik için. En son 2016 da aynı idi.
Evde biriktirdiğiniz plastik ve camı girişlerden atıyor size ya nakit para veriyor veya fiş veriyor onu markette kullanıyorsunuz.
Şimdi bizim bu makineye gelelim. Önce cep telefonunuza uygulamayı indiriyorsunuz sonra telefon numaranızı yazıyorsunuz sonra TC kimlik no ad soyad sonra doğum tarihi yazıyon sonra 6 tane sözleşme metni var herbirini okumaya kalkasınız 1 saatinizi alır.
Sonra elimde plastik şişe vardı aldım şişeyi direk poşetin içine koyup çöp tenekesinin yanına koydum çöp toplayanlar alsın.
Allah aşkına bu ne eziyet yaşlı amca teyze gelip bu sistemlemi uğraşacak.
Genç çocuk gelecek bunun ile mi uğraşacak. Basit Amerikalıkar gibi yapmak makineyi çok mu zor. Aya giden uyduya yazılım yapıp sözleşmemi imzalatıyorsunuz.
Kasadaki kasiyere sordum.
Dedi şimdiye kadar kullanan görmedim.
Dedim normal kimsenin kullanmaması.
Yok TC no yaz yok telefon no yaz yok ad soyad ya yok doğum tarihi yaz.
KVKK deniliyor sonra basit bir depozito sistemi Allah aşkına yapmayın."
Murat Bulut, MSc, Ph.D
Rize'de bulunan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'ne 3 yıl önce Eczacılık Fakültesi açıldı .
Ancak 3 yıl boyunca fakültenin her hangi bir binasi yoktu.
Öğrencisi de yoktu!
Öğrencisi ve binası olmayan hayalet fakülteye, fakülte sekreteri olarak Cihan Karabel atandı.
Karabel, öğrencisi, binası, dersliği, personeli olmayan fakültede 3 yıl boyunca fakülte sekreteri olarak maaş aldı!
Sonra,
Üniversite senatosunun kararıyla fakültenin kapatılma kararı alındı!
Ve Karabel, jet hızıyla, yabancı diller yüksekokul sekreterliğini atandı.
Üniversite dedin mi böyle olacak azizim!
🔴 İspanya Başbakanı Sánchez:
İspanya’nın yalnız kaldığını duymuş olabilirsiniz. Biz yalnız değiliz, biz bir öncüyüz.
Asıl yalnız kalacak olanlar, savunulması mümkün olmayan zulmü savunmaya devam edenlerdir.
MEB Bakan Yardımcısı öldürülen Fatma Nur öğretmen için 'söylenecek söz yok' yazmış. Yöneticilerin söyleyecek sözü yoksa ben mi söyleyeceğim?
İlk olarak da 'affet bizi' yazmıştı. Sonradan değiştirmiş
Oturduğunuz koltuk af dileme, rahmet dileme yeri değildir; eyleme geçme yeridir
“Laik atak” diye bir hastalık ilan edildi bugün resmen. Ve laikliği savunanlara dava açıldı. Yeni bir hamle yapıyor iktidar. Çünkü: 1.İdeolojileri bu, yolları bu, bildikleri bu. İstedikleri Türkiye bu.
2.Muhafazakar kesimde “çözüm süreci”ne dönük tepkileri laiklik ekseninde bir gerilim ile yumuşatıp böleceklerini düşünüyorlar. 3.Laiklik konusunda çoktan havlu atan CHP’nin bir noktada dayanamayıp istemeden de olsa tartışmaya girmesini ve yeni bir krize yuvarlanmasını bekliyorlar. 4.Yıllardır “Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli meselesidir, o çözülürse her şey çözülür” diyenlerin şu sıra herhangi bir başka konuda “kaygı” belirtemeyeceğini biliyorlar. 5.Felaket durumdaki “halkın ekonomisi”nin daha az tartışılmasını istiyorlar. O yüzden laikliğe karşı atağa kalktılar. Şimdi birileri “tuzağa düşmeyelim” diyor. Asıl tuzak, laiklik meselesini ciddiye almamaktır. Ama bir diğer tuzak, laiklik meselesini diğer meselelerden ayırmak. Boşuna “her şey sınıfsaldır” demiyoruz.
Yıllar önce laiklik savunusunu “bu yapay gündem” diye aşağılamaya kalkan liberal solcuların 1923 Cumhuriyetini karşı-devrim, laikliği faşizm, KİT’leri faşizmin finansmanı olarak görmesi boşuna değildi. AKP özelleştirmeler ve dinselleşmeyi birbirini besleyen politikalar olarak uygulamaya başladığında “bu bir devrimdir” diye selam durdular. Şimdi şikayet eder gibiler ama bir yandan da “çözüm süreci” var. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Tıpkı “çözüm süreci”ne karşı çıkayım derken, AKP’nin yeni dinci hamlesi karşısında “aman yanlış anlaşılmayalım” diyerek sesini çıkarmayan “milliyetçi” kesimler gibi. Özetle AKP aynı anda her tarafa müdahale etmiş oldu. DEM kendi derdinde, CHP tamamen kilitlendi, İYİP ve benzerleri “bu başlıktan uzak durayım” noktasında, birçok konuda AKP’yi bayağı sıkıştırtan Saadet ise mesele laiklik olduğunda zaten “yetmez ama evet”çi! Parça parça demokrasi, parça parça bağımsızlık, parça parça özgürlük, parça parça ekmek mücadelesi olmadığı gibi parça parça laiklik de olmuyor işte!
Toplumun değer yargılarına ters olması gibi uyduruk bi gerekçeyle sadece 2-3 bin biletli izleyicinin seyredeceği konserin iptal edildiği ülkede her gece çoluk çocuk milyonlarca insana ulusal kanallarda saatlerce izletilen diziler