#SonDakika
Müsavat Dervişoğlu konuşuyor:
"Bugün iktidar kendi kendini yiyen bir yılan vaziyetindedir. 'Bozukluğu düzeltirim' diyemiyor çünkü eğrilik kendisinden kaynaklanıyor. 'Temizim, ahlaklıyım, dürüstüm' diyemiyor; o sebeple ötekine berikine operasyon çekiyor. Günde 10 meyve veriyor 9'u zehirli. Bu sebepledir ki Türkiye boğazına kadar çamura bulanmış haldedir. Tezgah belli; Sorunları biriktir, meseleleri saptır. bir sorunu bile çözelim demezler. Çünkü bunlarda ilke yok, akıl yok. Yol yok, yordam yok, yöntem yok. Aslında bunlarda vicdan yok"
https://t.co/ZdHJY1ZlTp
Fatoş Pınar Türker’in kariyeri ve gözaltı sürecinde yaşadıkları haklı olarak kamuoyunun dikkatini çekti. Ancak ortaya çıkan tabloda, sanki hakkındaki suçlamalara hiç yanıt vermemiş ya da bir savunma ortaya koymamış gibi bir algı oluştu…
Gazetecilik sorumluluğu eksiksiz yerine getirmeyi gerektirir. Özellikle
bankalarda üst düzey yöneticisi olarak görev yapmış bir isim olarak Türker’in, MASAK raporları ve mali işlemlere ilişkin değerlendirmelerini dikkatle okumakta fayda var.
Fatoş Pınar Türker savunmasında, hakkındaki iddialara eylem eylem, başlık başlık ve tek tek yanıt verdi.
Eksik kalmaması adına, vakti olanların savunmanın tamamını okumasını öneririm. Nihayetinde bu insanlar kendileri 1.5 yıl sonra savunma imkanı buldu. Mahkeme bakalım ne karar verecek ?
İşte o savunmanın tamamı:
"‘... Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ dedi. ‘Evet’. ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. ‘Değil’ dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler.
Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur… Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler…
İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu..."
Kılıçdaroğlu’nun konuşması çok talihsizdi. Neredeyse Tom
Barrack’ın tezlerini tekrar etti. Hele Halk TV’yi hedef göstermesi tek kelimeyle korkunçtu. Butlan kararından çok mutlu olduğu her halinden belli. İktidara bu işi yarım bırakma, desteğe gel çağrısı yaptı resmen.
CIA'nın Kontrolündeki Siyasetçiler?
Eski MHP'li MİT'çi İsa İlyasoğlu:
Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, CIA tarafından siyasi partilere yerleştirilen kişiler...
İddiasında bulundu.
EKREM İMAMOĞLU KADINLARDAN ÖZÜR DİLEDİ
Ekrem İmamoğlu: Genel müdürlük yaptığınız süreçte sizinle bazı tabi toplantılarımız oldu. İddianamede süreci anlatan dilin kavradığı biçimiyle bir gündemimiz oldu mu sizinle?
İpek Elif Atayman: Olmadı Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Elif Hanım, bir de “örgüt üyesisiniz”; öyle anlıyorum suçlamada. Yani ben çünkü bu dünyada böyle bir kara leke diye tariflediğim bu iddianamede, bir sayfasını bile okumadığımı tekrar ifade edeyim. Sizin de örgüt üyesi olduğunuzu öğrenmiş oldum. Öylesiniz galiba? Öyle iddia ediliyor.
İpek Elif Atayman: Evet Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Kaç kaç ay kaldınız bu Silivri'de ondan sonra ne kadar?
İpek Elif Atayman: Başkanım, Silivri'de 2 ay hücrede kaldım, 5 gün koğuşa aldılar, sonra da hemen akabinde Afyon'a sürdüler. 10 ay Afyon'da kaldım.
Ekrem İmamoğlu: 10 aydır oradasınız. Sayın Başkan, sayın heyet; biz, kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık ve bir anda 4-5 kat fazlasıyla kadın yönetici atadık.
Kadın çalışan konusunda da özenle davrandık.
Ben Elif Hanım'a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza
yapılan tarifsiz zalimliğin kadına karşı şiddete ve kadına
karşı psikolojik bir düşmanlık besleyen bir altyapısı
olduğunu düşünüyorum.
Masum kadınlara yapılan bu zalimliği hem kınıyorum
hem de gerçekten yani sanki anneme yapılmış, kız
kardeşime yapılmış, kızıma yapılmış gibi görüyorum,
lanetliyorum ve ömür boyu takipçisi olacağımı da ifade
ediyorum.
Bir erkek olarak da özür diliyorum buradaki
kadınlardan. Sizin de hakkaniyetle bu süreci sona
erdirmenizi burada diliyorum.
#ibbdavası #ekremimamoğlu
Evinde ölü bulunan öğretmenin ses kaydı ortaya çıktı!
Ağrı'da hayatının baharında şüpheli şekilde yaşamını yitiren Irmak öğretmenin çaresiz çığlığı ses kayıtlarıyla ortaya çıktı.
Irmak Ayşe Koparan'ın, şikayetçi olduğu müdür yerine kendisinin uzak bir köy okuluna sürüldüğü, barınma sağlanmadığı için günlük 3 bin TL taksi ücreti ödemek zorunda bırakıldığı ve çaresizliğe itildiği iddia edildi.
Adalet istiyoruz! Bir fıkradan dolayı Rahmi Koç gibi yüzbinlerce kişiye istihdam sağlamış, büyük sanayii kuruluşları yaratmış, gurur duyulacak bir iş adamına günlerdir azap çektirilirken en ağır suçlular neden cezalandırılmıyor, ceza vermemek teşvik değil midir?
@adalet_bakanlik
Öğretmenimiz Irmak Koparan'ı in*ihara sürükleyen olaylar ortadadır.
TÜRK Milleti olarak, hepimiz sürecin takipçisi olacağız.
#IRMAKÖĞRETMENİÇİNADALET#IrmakAyşeKoparan
Öğretmenimiz Irmak Koparan'ın öğretmen arkadaşının konuyla ilgili açıklaması:
" 1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı. "
Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mehmet Özmüş
Dikkat!
Bu sıradan bir haber değil!
Murat Bakan Akın Gürlek'e sordu!
Hizbullah’ın bugünkü lideri Edip Gümüş ve örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar sessiz sedasız terörden arananlar listesinden çıkarıldı!
Hakkında 15 yıldan beri yakalama kararı olan İçişleri Bakanlığının 20 Milyon Lira ödül koyduğu,183 cinayetin sorumlusu Ağır cezada yargılanan Hizbullahçı katiller yasal boşluklarla affedilip kırmızı bültenden çıkarılırken;
Belediye Başkanları cezaevinde,gazeteciler cezaevinde bu nasıl adalet?!
#EmekliMutlakAçlıkta