"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı
Vahdettin yaverini İstanbul'daki İşgal Orduları Başkomutanı İngiliz General Harington'a gönderip ülkeden kaçmak için yardım istedi. Harington "Onu zorla kaçırdığımın sanılmaması için talebini yazıyla bildirsin" diye cevapladı. Bunun üzerine Vahdettin'in Harington'a yazdığı mektup
Sanki bilmiyorlardı köşk yerine saray yaptırmayı. Genç Mustafa Kemal’in okuduğu kitaba not aldığı “Saraylarını, azametlerini, taç ve tahtlarını başlarına yıkacağım! Halk yaşayacak. " notuydu Çankaya köşkü. Sizin anlayacağınız şey değil.
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Bugünün en ilginç görüntüsü bence buydu.
38 yaşındaki İzlanda Başbakanı Frostadottir aracından bi indi neye uğradığını şaşırdı!
Bakışlara dikkat ederseniz içinden şunları söylüyor: “Bunların enflasyonu yüzde kaç, işsizliği yüzde kaç, refah düzeyi ne ki böyle görkemli bir karşılama, ihtişamlı bir saray var?”
Böyle görkemli bir sarayı olmayan İzlanda, Dünya İnsani Gelişmişlik Endeksinde 1. sırada!
38 yaşındaki Başbakan’da bulunan sadelik ve zerafete bakın, bi de bizdeki gösteriş merakına! Çok üzücü!
“Aleviler ve Ateistler ahIaksızdır,” diyen, "İslami Gençlik İlim ve Hikmet Derneği" Başkanı Rafet Ermiş, Sinop’un Gerze ilçesinde 4 erkek çocuğa cinsel taciz ve tecavüzden yargılandığı, kendisinden Kur’an dersi almaya gelen 4 erkek çocuğuna tecavüz ettiği gerekçesiyle 24 yıl hapis cezası aldı.
Ayşe Kulin: “Mavi gözlü bir adam geldi. Padişaha, ‘İn bakalım ben oturacağım’ dedi zannediyorlar.
Nasıl bir kuşak yetiştirmişiz biz?
Kurtuluş Savaşı’nı bilmiyor, düşman işgalini bilmiyor. Atatürk neden Atatürk olmuş onu bile bilmiyor.”
Rakı içti diye milli bir sporcumuzun, gururumuzun arkasından demediğini bırakmayıp linçlemeye kalkanlar. Vatan toprağında papa şarap içerek ayin yapıyor. Haliyle konuyla alakalı düşüncelerinizi merak ediyorum. Buyrun söz sizde!
Şahane iş.
Boğaz var.
Türk kahvesi var.
Mandabatmaz ve Beyoğlu var.
Sucuklu yumurta da var, Emirgan da Nişantaşı da.
Hisar var, domates biber söğüş var, zeytinyağı var.
Kapalıçarşı, Galata Kulesi, Yenicami, Sen Antuan,Süleymaniye var.
Kalkan da var meze de.
Rakı da olacak.
Bravo Alperen, Türkiye ve İstanbul bu kaotik karanlıkta ancak bu kadar anlatılabilirdi.
Müteşekkiriz, minnettarız.
Lavaboya dökülmüş 1 litre kullanılmış yağ, 1 milyon litre içme suyunu yani 15 kişinin bir yıllık içme suyunu içilmez hale getiriyor.
Farkındalık için lütfen paylaşalım.
Almanya’da 90, 95, hatta 100 yaşında hâlâ yürüyen, alışveriş yapan insanlar var.
Ve hepsi çok sakin. Ne kimseyle uğraşıyorlar, ne bir şeyi kafaya takıyorlar.
98 yaşındaki biri bana dedi ki:
“Ben hiçbir şeyi büyütmedim.”
Başkasının hakkını yiyen sizinkini yemiyorsa, sizi sevdiğinden değil; sadece zamanı gelmediği içindir.
Başkasına zorbalık yapan size yapmıyorsa; insanlığından değil, sadece size gücü henüz yetmediği içindir.
Başkasına yapılan haksızlığı sessizce izleyen, istikbalini izler.