Eğitimin omurgası, ilk basamağı, geleceğin mimarı ilkokul; ilkokulun ruhu ise sınıf öğretmenidir.
Ancak bugün Türkiye genelinde 23 bin sınıf öğretmeni açığı varken, sınıflarımız boş kalıyor; Gaziantep’te ve pek çok ilimizde minik yavrularımız "öğretmen yok" denilerek erken saatlerde kapıdan geri çevriliyor, eve yollanıyor.
Öğrenci sırada güvenle oturmayı beklerken, velilerimiz endişe içinde çocuklarının eğitim hakkının eksik kalmasını izliyor. Atama bekleyen binlerce sınıf öğretmeni ise meslek aşkıyla göreve hazırken geçici tedbirlere, ücretli öğretmenlik sistemine mahkum ediliyor. Yamalı bohçayla medeniyet inşası olmaz!
İlk çizgiyi çizen, harfi öğreten, "ben yapabilirim" diyeni hayata bağlayan bu meslek; onurlu, güvenceli ve tam kadro istihdamı hak ediyor. Çocuklarımızın ilk heyecanı kursağında kalmasın, sınıflar öksüz kalmasın!
Sayın yetkililer sesimizi duyun:
🔹 23 bin sınıf öğretmeni açığı acilen kadrolu alımlarla kapatılsın,
🔹 Geçici görevlendirmelerden vazgeçilsin,
🔹 Okullarımıza, yavrularımıza ve geleceğimize hak ettiği kadrolu öğretmenler atansın!
#UcretliDegilSinifOgretmeniAta
Akademiye atanan 10.000 öğretmenimizin yaklaşık olarak %20'siyle görüştüm ve şu sonuçlara vardım:
Milli Eğitim Akademisinde dört dönem süren eğitim süreci öğretmenlerimiz için maddi ve manevi olarak sürdürülemez bir hâl almıştır. Aldıkları 36.000 TL'lik maaşın çok büyük bir kısmı doğrudan yurt ücretlerine gitmekte, öğle yemeği ve diğer temel yaşam masrafları dahi karşılayamamaktadır.
Bu ağır maddi zorlukların dışında her gün gidiş ve dönüş olmak üzere yolculuk yapmak öğretmenlerimizi fiziksel olarak tamamen tüketmektedir. Tüm bunların üzerine sınavların tamamen ezbere dayalı ve son derece zor hazırlanması, yaşadıkları stresi artırarak öğretmenlerimizi psikolojik olarak da derinden yıpratmaktadır.
Barınma, beslenme, ulaşım ve eğitim ortamındaki bu ağır mağduriyetler göz önüne alınarak daha verimli bir mesleki hazırlık süreci geçirebilmeleri için akademi eğitim süresinin 3 döneme düşürülmesini saygılarımla arz ederim. @tcmeb
Sayın @afarici ;
Bir akademide başkan yardımcınız eğitim süreci kanun gereği 4 dönem olmak zorunda demiş.
7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu - MADDE 8:
(3) Hazırlık eğitiminin süresi dört dönemdir. Bu süre, öğretmen adayının mezun olduğu yükseköğretim programına göre üç dönem olarak uygulanabilir.
Ayrıca daha önceki açıklamış olduğunuz programda 3 dönemin programı hazır.
Akademinin 3 döneme düşürülmesi için çalışmalarınız varsa en yakın zamanda bunu duyurmanızı ve 2026 AGS sürecinin başlamasını bekliyoruz.
Bu koordinasyonsuzluk sizlerin eseri @afarici
Geldikten sonra akademileri açmakla uğraşacağınıza sınava hazırlanan öğretmenlerle uğraşıyorsunuz. Keşke yeterli bilgiye sahip olabilseydiniz. Daha sınıf öğretmenliği alan eğitiminde kaç soru çıkıyor onu bilmiyorsunuz. Bugün MEB ve ÖSYM bilgi paylaşımında bir hata yapıyorsa bu sizin süreci koordine edemediğinizi gösterir. Lütfen görevinizi bu işlerden anlayan birine devrediniz. Sınıf öğretmenliği alan eğitimi soru sayısı değişti mi değişmedi mi bunu açıklayınız.
Akademi Başkanı İstifa
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA