Üniversite mezunu,çalışan, kendine minik bir hayat kuran,kimsenin ekmeğinde namusunda gözü olmayan bir kız da olsanız bir şekilde o dedikodu malzemesi ortaya atılır ve karsidaki insanin duyguları hiç düşünülmeden konuşulur. Coğrafya kaderdir!
kız düğüne giderken elbise giymesine bile 'çoban çocuğusun hiçbir şeye layık değilsin' hissiyatı verdikleri için düğünlere bile gitmiyormuş.. köyde insan sürekli iğneleyici laf duymamak için dışarı bile çıkmak istemez çünkü evlenmemeniz atanmamanız okuyup evde durmanız muhtarından tut akrabanıza kadar hep dillerindedir sonra 'niye biz adam mı yiyoruz niye yanımıza gelmiyorsun' derler bi de..
@OSYMbaskanligi yapılan sınavlarda görev almak istiyoruz ama ücreti düşük onu da geçtim illaki meslegimizi yaptığımız ilde görev almamız bekleniyor oysaki bizler yaz tatilinde kendi memleketine gidecek insanlarız. Keşke istediğimiz ilde görev alabiliyor olsaydık.
Türkçe ve Yabancı Dil Öğretmenlerinin isyanı
1 aydır senaryolara uygun soru hazırlama ile uğraştık; şimdi yazılı, dinleme ve konuşma sınavlarıyla uğraşıyoruz. Sınav yapmaktan konu işleyemiyoruz, öğrenciler de sürekli yazılı hazırlığında lütfen bu işe bir çözüm bulunsun artık.
Türkçe/Edebiyat Öğretmenlerinin Artan İş Yükü
Milli Eğitim Bakanlığının hazırlık yapmadan plansız, programsız yürürlüğe koyduğu yeni yönetmelik branşlar arası iş yükü ağırlığını daha da belirgin hale getirdi.
Her biri ayrı bir ders olması gereken Okuma, Yazma, Konuşma ve Dinleme Becerileri ile ilgili müfredat değiştirilmeden tek bir ders çatısı altında yeni kararlar alındı.
Bütün tören programlarında sunuculuk vb aktif görev alan, kurul toplantılarında yazmanlık görevini ifa eden, eser değerlendirme komisyonlarında jüri üyesi olan, kutlama programlarında drama vb çalışmalar yapan, ilkokuldan ortaokula geçtiği halde okuma yazması olmayan öğrencilerin gelişimine özel destek sunan Türkçe/Edebiyat öğretmenlerinin zaten fazla olan iş yükü, bu yönetmelikle diğer branşlara nazaran daha da arttı.
Artan bu iş yüküne karşılık ders programlarında ve müfredatta herhangi bir değişiklik yapılmadı.
Dönemde iki sınav yapan öğretmenlerin bir dönemde 6 sınav yapması kuralı getirildi.
Tek tek uygulanması gereken Konuşma Becerileri sınavının ise zaman ve verim açısından kalabalık sınıflarda uygulanabilirliği çok düşük.
Bakanlığın okuduğunu/dinlediğini/izlediğini anlama/kavrama da ya veyahut kendini sözlü ve yazılı dilde ifade edebilme becerilerine katkı sunacak bu becerilere odaklanması yoğunlaşması çok önemli ve yerinde bir karardır.
Ama bu kararların bir hazırlık ve planlama süreci olmaksızın tek bir ders çatısı içerisine sıkıştırılması yanlıştır.
Bu becerilerin her biri Okuma, Yazma, Konuşma ve Dinleme olmak üzere ayrı bir disiplin olarak müfredatta yer almalıdır.
Sınıf mevcutları bu sınavlara uygun hale getirilmelidir.
Aksi takdir de halihazırdaki müfredatın bile yetiştirilmesi zor iken bu becerilerin kazanımlarına odaklanmakta sorunlar yaşanacak ve istenilen verim alınamayacaktır.
Türkçe dersi bakanlığında yeni yönetmelikle yoğunlaştığı üzere temel derstir.
Bu dersten verim alınabilmesi için öğrencilerin en başta çoktan seçmeli (deneme) test bataklığından kurtarılarak sınav odaklı sistemden vazgeçilmesi ve dersin kazanımlarına odaklanılması gerekiyor.
Eğitimci Yazar Mehmet Güler (@m9canguler )
Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan liderliğinde devlet erkânı ile birlikte Anıtkabir’de düzenlenen törene iştirak ettik. Ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Tebriklerini Kabul ve Resepsiyon programına katıldık.
Cumhuriyetimizin ikinci asrını #TürkiyeYüzyılı ile taçlandırmaya kararlıyız! 🇹🇷
Zorlu bir KPSS maratonundan sonra atanıp, okuyamadığın kitapları okumak, izleyemediğin filmleri izlemek, gezemediğin yerleri gezmek, ertelediğin ne varsa yapmak öyle güzel bir hiski çok özlemişim🥲
29 Ekim için şiir bulmaya çalışırken bu yıl Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümü sebebiyle yapılan şiir yarışması geldi aklıma, tüm gece hepsini okudum inanılmaz güzel şiirler var arasında... #29EkimCumhuriyetBayramı#TürkiyeYüzyılı
Millî hafızamız, kültürümüzün temeli ve ortak hazinemiz olan güzel Türkçemizi “okuyarak, dinleyerek, yazarak ve konuşarak” zenginleştirmek ve bayrağını her daim dalgalandırmak idealimizle…
#TürkDilBayramı’mız kutlu olsun! 🔤🇹🇷
Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği, yalnızca pedagojik bir meslek değildir. Bu branş, Türk milletinin dilini ve kültürünü öğreten; dil, edebiyat ve sanat yoluyla milletin geçmişini geleceğine bağlayan en sağlam millî misyon köprüsüdür.
#Edebiyat7500istiyor
Tebrikler Mete Gazoz! 🇹🇷 🏹
Dünya Okçuluk Şampiyonası'nda dünya şampiyonu olup ay yıldızlı bayrağımızı göklere çektirerek hepimizi gururlandıran sporcumuz Mete Gazoz'u tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Sosyal medyada bugünlerde herkesin karşısına Alman Devleti’nin verdiği ilanlar çıkıyor. “Almanya’ya geliniz. Almanya’da kalifiye elemanlar için çok iyi maaşlar var.” En başta hedef hekimler ve sağlık personeli. Çok yakın bir gelecekte Almanya gibi birçok ülkenin yüzlerce sağlık personeli açığı olacak. Bu açığı kapatabilecekleri ülkelerden biri Türkiye.
Türkiye’de ise adamın birinin kafası atıyor, doktora saldırıyor, yaralıyor, öldürüyor, sakat bırakıyor. Bazı insanlar 80 yaşındaki dedeleri öldüğü vakit duasını okur gibi öldüğü hastanenin hademelerine, hemşirelerine, doktorlarına saldırmayı, kapanan kapıların camlarını kırmayı âdet hâline getirdiler. Nihayet vatandaşın birisi çıkıyor, “Eskiden doktorlar bize hakaret ederdi, sıraya gir, derdi. Şimdi biz onları dövüyoruz” diyor. Zavallının bu dövülen doktorlar dolayısıyla başına geleceklerden haberi yok. Çoluk çocuğu hangi memlekette yaşayacak, bir ağır hastalık halinde yurtdışına gitme ihtimali var mı? Hayır, olmayacak. Bazı insanların parmağı kanasa yan memlekete gidebilirler. Birtakım Arap şeyhleri memnu olmasına rağmen İsrail’in hastanelerinde soluk alıp tedavi ediliyorlardı. Ama kitlenin büyük çoğunluğu için böyle bir şey olmayacak.
PEKİ NE YAPILMALI?
Maaşların arttırılması gibi miktarlara çocuklar güler. Kediye yüklenecek zamlarla kimseyi ikna edemezsiniz. Ama asıl önemlisi, çalışan doktorun, mühendisin, öğretmenin haysiyetinin ve onurunun korunmasıdır.
Türkiye bugün tıpta Nobel düzeyine gelmiştir. Verilen Nobel’in çok daha ötesinde ödüller alabilecek durumdadır. Böyle bir kaynağı kimse kaçırmaz. Batı ülkelerinde insanlar avlayacak kitle arıyor. Tembelleşen kitleler böyle ağır mesleklerde çalışmak istemiyorlar. Bunun bir faraziye değil, bir gerçek olduğunu pandemi faciasında gördünüz.
Türkiye’de ise birtakım kitleler büyük başarılar göstermiş bu insanlara hâlâ şiddet uygulamakta. Gelecek nesiller buna sebep olanları adamakıllı suçlu tutacaklar. Çünkü Türkiye, bir anda çıktığı yüksek mevkiden hak etmediği yere düşen bir ülke olacak. Probleminiz varsa bu ülkeden siz gidip başka bir ülkede yaşayınız. Ama burada yaşamak isteyen insanların haklarını ve huzurunu gölge altına almayınız.
#ilberortaylı
Meclisimizin dili 1876'da ilk açılışından beri Türkçe'dir. 147 yıldır Türkçe'nin tek resmi dil olmasını değiştirmek için birçok teşebbüs yapılmıştır. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye'nin tek resmi dili Türkçe olacaktır.
@Gabrielfernndz0 Yazısını dün yazdık daha önce de iki defa yazdık sadece 45.000 değil 5.000'de engelli öğretmen var Bir an önce görev başlatılması talep ediyoruz bunu da Milli Eğitim bakanına görüşmemde ifade edeceğim ayrıca