27 Mayıs Darbesi’nin 66. Yılı münasebetiyle, 2011 yılında (3. Baskı 2021) yayımlanan “Türkiye’nin Uzun On Yılı: Demokrat Parti İktidarı ve 27 Mayıs Darbesi” (İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yayınları) adlı kitabıma bir kez daha dikkat çekmek isterim.
Kitabımda DP ve 27 Mayıs’a dair Kemalist, sol/sosyalist ve İslamcı/muhafazakar açıklamaları eleştirdim. Bunu yaparken homojen/değişmez aktörler varsayımını sorgulayarak darbeye giden “süreç”ler üzerinde yoğunlaştım. DP, CHP, ordu, basın, yargı, ABD gibi aktörlerin zaman içindeki değişim ve dönüşümlerini –ki bunların bir çoğu ne planlanmış ne de niyet edilmiş şeyler idi- tüm karmaşıklığıyla anlamayı ve anlatmayı denedim.
Bir yandan aktörler ve süreçler üzerinde dururken, öte yandan demokrasinin yaşamasını zorlaştıran yapısal (yoksulluk, köylülük, devletin merkeziliği, farklılığı fitne, uzlaşmayı taviz olarak gören mutlakçı siyasi kültür, devleti dengeleyebilecek sınıfların zayıflığı, soğuk savaş etkisi ve daha bir çok faktör) dinamikleri de gözden kaçırmamaya gayret gösterdim. Ve tabi bu analizi yaparken karşılaştırmalı tarih/siyaset/sosyal bilimler bilgisinden de faydalanmaya çalıştım.
27 Mayıs, özü itibarıyla 1950’de iktidarı kaybeden askeri/sivil bürokrasi ve onun toplumsal destekçilerinin iktidarı darbe ile geri alma teşebbüsüdür. Bunu söyleyen ilk kişi ben değilim. Fakat “süreci” ayrıntılarıyla anlatabildiğimi düşünüyorum. Ayrıca kitabımın, 27 Mayıs’a “darbe” derken, Bayar/Menderes ikilisinin hem otokratik eğilimleri ve hem de siyasi güç dengelerini iyi okuyamamaları nedeniyle darbeye gidiş sürecinde çok büyük hatalar yaptıklarının da altını “aynı anda” “ve bu hataların asla darbeyi meşrulaştırmaya yetmeyeceğini belirterek” çizen bir çalışma olması nedeniyle de anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Çalışma günümüz Türk siyasetini anlamak için de önemli. Zira kitapta analiz etmeye çalıştığım muhalefet için muhalefet, milli iradeyi hakim kılma adına tüm muhalifleri aynı kefeye koyup şeytanlaştırmak, hukuku bir ayakbağı olarak görmek, basın, yargı ve bürokrasinin gücün yanında yer almayı temel ilke olarak benimsemeleri, seçimle iktidara gelmenin zor olduğunu görüp iktidarı devirmek için askerleri kışkırtmak, sadakat adına çapsızlık ve dalkavukluğa prim vermek, rahatsız edici gerçekleri görmezden gelmek gibi siyaset pratikleri -maalesef- halen bizimle.
Senex Kongre 10. yılında💃🕺
Lisansüstü Yaşlılık Çalışmaları Kongresi, bu yıl;
“Yaşlanma Çalışmalarında On Yıl: Birikim ve Yeni Ufuklar”
ana temasıyla 22–23 Ekim 2026’da Akdeniz Üniversitesi’nde, Antalya’da düzenlenecek.
https://t.co/Zi9anr5KTP
#SenexKongre#Senex10Yıl
@TahsinKarahasa1 İngiltere’deydim, Aston Villa maçını bir grup arkadaşla birlikte izlemiştim. Orhan’nın uzatmalarda atmış olduğu golü hala unutamam. Mekanı cennet olsun.
Yapay Zeka (YZ) Kullanımında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar.
Deep ve Chen'in "Akademik Yazmada YZ'nin Rolü" adlı makalesine göre, YZ akademik yazımı dönüştürüyor.
Akademisyenler ne yapmalı konusunu inceliyorlar.
Bir taraftan YZ, yazmayı kolaylaştırıyor.
Dilbilgisini düzeltiyor.
Verimliliği artırıyor.
Diğer taraftan ciddi riskler var.
Öğrenciler kolaya kaçabilir.
Eleştirel düşünme zayıflayabilir.
İntihal tanımı değişiyor.
Orijinallik kayboluyor.
Makalenin önerisi net: Yasaklamak çözüm değil.
Hibrit bir yaklaşım şart.
Yapay zeka bir asistan olmalı.
Yazarın yerine geçmemeli.
Öğrenciler YZ çıktılarını eleştirel bir değerlendirmeden geçirmeli.
Kurumlar net kurallar koymalı.
Gelecek, denge kurmakta yatıyor.
Deniz Çağlar Fırat’tan güzel bir yazı.
@dcfirat bir gazeteciden de öte Eskişehir’in Alpu ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını, etnografik bir gözlemle ve sosyolojik tespitlerle çok çarpıcı bir şekilde yazmış. Okunası bir yazı. https://t.co/mpWbplc34y
4 Nisan 1957
Adnan Menderes’in Eskişehir çimento fabrikasının açılışı için yaptığı ziyaret.
Eskişehir’den tarihi görüntülerin olduğu video.
(Sinema Genel Müdürlüğü arşivi)
Kulüp tarihimizin en değerli ve efsane isimlerinden, Türk futbolunun ilk amigosu, Amigo Orhan’ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Orhan Erpek’e Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere, merhumun sevenlerine ve tüm camiamıza başsağlığı dileriz.
Tez Yazımı Önerileri!
1. Eleştirel Düşünün:
"Zayıf noktalarınızı belirlemek için çalışmanızı gözden geçirin."
Çünkü hocanızın zaten bulacağını biliyoruz... En azından ondan önce bulun!
2. Yazım Görevlerini Bölün:
"Literatür taraması, metodoloji ve diğer bölümleri parça parça yapın."
Bu iş Tetris gibi: Yanlış yerleştirirseniz yığılır, doğru yaparsanız doktora diploması alırsınız.
3. Zamanı Yönetin:
"Her aşama için son tarihler belirleyin ve buna uyun."
Evet, uyun dedik ama 'deadline'dan bir gece önce değil... Zamanında!
4. Geri Bildirim Alın:
"Danışmanınızla düzenli görüşün."
5. Araştırmanızı Planlayın:
"Net bir plan oluşturun."
Plan olmadan yola çıkarsanız kaybolursunuz.
Unutmayın: Akademik yaşam bir maraton, sprint değil. Ama bu maratonun sonunda kahve ve uyku dışında da ödüller var!
Sosyoloji Bölümümüzün fahri kurucusu olan ve bölümümüzde 27 yıl boyunca ders vererek değerli birikimi, deneyimiyle öğrencilerimize ışık tutan Prof. Dr. Enver Özkalp’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
@aonurm Psikolog Alfred Adler, zorbalığın ve otoriter davranışların, bireylerin kendi zayıflıklarını ve eksikliklerini gizleme çabalarının bir parçası olduğunu ifade eder.
Bu tür oluşumları yeni seküler dini akım olarak da görmek mümkündür.
Geleneksel dinleri temsil ettiği iddiasındaki cemaat/tarikat grupların modern insanın ihtiyaçlarını karşılayamadığı yerde yeni spiritüel arayışlar kimi toplumsal gruplara daha cazip hale gelmektedir.