SEN “VATAN HAİNLİĞİ”NDEN GİDERSİN ÖZGÜR!
Özgür Özel’in sonu;
Ekrem İmamoğlu’ndan çok daha kötü olacak.
O “Vatan Hainliği”nden gidecek.
Böyle devam et Özgür.
Hangi ülke ile pazarlığa oturdun ve bu
ülkeyi kime, kaça, hangi şartlarla sattın?
Seni kim, "Türkiye’ye işgal orduları çağıracak yol"a soktu?
Bu ateş seni yakacak Özgür.
Seninle birlikte CHP’yi de imha edecek.
Ve bütün Türkiye bunu görecek.
Türk siyasi tarihinin en trajik sonu bekliyor seni!
Not al bir yere.
Efendilerin seni terk etmiş, sitem ediyorsun.
“İç İşgalci”lerin sonu böyle hazindir.
"Gurka"ların sonu kullanılıp atılmaktır.
Yüzlerce yıllık siyasi tarihimizde, tarihin
yanlış sayfalarında unutulan isim çoktur.
Hatırlananlar da “utançla” anılır.
Sen de öyle olacaksın Özgür.
Seni kimse kurtaramaz.
1- GELSİN TÜRKİYE YÜZYILI. TRUMP NETANYAHU’YA AYAR VERMİŞ!
2- BU COĞRAFYANIN PATRONU TÜRKİYE. BUNU İSRAİL DE ÖĞRENECEK!
3- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN;
TARİH YAPICI, COĞRAFYA İNŞA EDİCİ BİR ÖNCÜDÜR!
Trump:
“Benim büyük bir dostum var, adı Erdoğan.
Ben onu severim, o da beni sever.
Hiçbir zaman aramızda bir sorun olmadı. Birçok şey yaşadık birlikte.
Erdoğan’a dedim ki: Tebrikler. 2000 yıldır kimsenin başaramadığı şeyi başardın. Suriye’yi aldın dedim.
O da 'Hayır, hayır, hayır' dedi. Sorun yok; bunu kabul etmesi gerekmiyor ama o, kimsenin başaramadıklarını başardı.
Erdoğan sert biridir, zeki biridir.
(Netanyahu’ya) Türkiye’yle ilgili herhangi bir sorunun olursa, bunu çözebilirim. Ama makul olmalısın.”
Trump:
“Netanyahu’ya, Erdoğan’ı sevdiğimi ve eğer onunla bir sorunu varsa bunu kendisinin çözmesi gerektiğini ilettim.”
Netanyahu:
Türkiye ile Suriye’de çatışmak istemiyoruz.
Türkiye’nin Başkan Trump ile iyi bir ilişkisi var.
Türkiye ile bu çatışmayı nasıl önleyebileceğimizi gör��ştük.
ABD başkanından daha iyi bir orta yol bulucu olamayacağını düşünüyorum.”
Netanyahu Beyaz Saray'dan "Erdoğan cevabı" almış!
Bu sahneden sonra;
1- Hiç bir ülke ABD'ye güvenmez.
2- Hiç bir lider Beyaz Saray'a gitmek istemez.
3- Arap yöneticiler, Trump'a para vermezlerse başlarına bunun geleceğini bilir.
4- ABD artık küresel bir güç değil. Tek başına hiç bir savaşa giremez. Müttefikleri olmaz.
5- ABD dünyanın en yalnız ülkesi olmaya doğru sürükleniyor.
6- Trump Netanyahu yolunda gidiyor ve bu ABD'yi imha eder.
7- ABD "küreselden yerele", Türkiye "bölgeselden küresele" gidiyor.
AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ NİLHAN AYAN KONUŞMUŞ MU,
ŞİİR Mİ YAZMIŞ
SİZ KARAR VERİN…
GERÇEKTEN TBMM’DE BÖYLE HATİP DİNLEMEK BÜYÜK BİR ZEVK…
NİLHAN’I DİNLEMELİSİNİZ…
@AyanNilhan
"Şu anda en güçlü bölgesel istihbarat kurumu olan MİT'in başında bulunan İbrahim Kalın, dün Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kıldı ve burayı ziyaret eden ilk yabancı yetkili oldu.
1971 yılında İstanbul’da doğan Kalın, bir İslam âlimi, filozof, müzisyen, akademisyen ve en üst düzeyde bir entelektüeldir. İslam düşüncesi ve felsefesi alanında lisansüstü eğitimlerini tamamlamış, George Washington Üniversitesi’nde doktorasını yapmıştır. “İslam-Batı ilişkileri” üzerine birçok üniversitede sayısız ders vermiştir.
Bilginden devlet adamına İbrahim Kalın, diplomasi, entelektüel birikim ve vizyonun gücünü temsil ediyor. Diyalogla ayrılıkların köprüsünü kurduğu bir geleceği şekillendiren, küresel siyasette gerçek bir güç."
Eğer Türkiye’yi;
Irak’ın kuzeyinden çıkaramazlarsa,
Suriye’nin kuzeyinden çıkaramazlarsa,
Libya’dan uzaklaştıramazlarsa,
Rusya ile açık bir savaşa sürükleyemezlerse,
Bir kez daha İsrail eksenine çekemezlerse,
Pakistan’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar kurduğu siyasi ve askeri ortaklıkları boşa çıkaramazlarsa,
Hızla, her alanda yükselen askeri gücünü ve teknolojisini kıramazlarsa,
Milli devlet aklını ve büyük tarih dönüşünü engelleyemezlerse, bütün iddialarını ve cesaretini çökertemezlerse,
Yeniden “Batı’yı korumak için Cephe ülkesi” konumuna getiremezlerse,
Yeniden Anadolu’ya kapatıp terör önünde diz çöktüremezlerse,
İçerideki bütün adamlarını, bütün çevrelerini, bütün örgütlerini bir kez daha sahaya sürecekler.
Son bir hesaplaşma deneyecekler.
Bütün dünyada güç blokları parçalanırken,
Batı bütün kıtaları, ulusları, dünyayı kaybederken,
Türkiye gibi bir gücü, ehlileştirilmiş, uysallaştırılmış hale sokup ellerinde tutmayı bir kez daha deneyecekler.
Siyasi çevreleri, bürokratik iktidar alanlarını, nüfuz alanlarındaki askeri çevreleri, bazı sermaye çevrelerini bir kez daha harekete geçirecekler.
Anadolu belki de tarihin en büyük hesaplaşmalarından birine daha tanık olacak.
Tam da bu açıdan, bugünlerde olan her şey dikkatle okunmalı, tesadüf görülmemeli. Sistematik, iyi planlanmış bir yeniden harekete geçme eğilimi olarak tanımlanmalı.
Gezi’de başaramadılar. 17-25 Aralık’ta başaramadılar, 15 Temmuz’da başaramadılar.
Partileri böldüler, cemaatleri böldüler, milli direnç hatlarına ağır saldırılar yaptılar, başaramadılar.
Türkiye’yi çökertemediler.
Türkiye için iç tehdit oluşturan, ülkeyi içeriden dinamitleyen yapılar:
1- PKK/YPG/DEM
3- FETÖ
4- Irkçılık üzerinden toplumsal çatışma çıkarmak isteyen çevreler,
5- Ve bütün bunlar için koruma kalkanı oluşturan CHP…
Biri zayıflarsa diğeri yerine ikame ediliyor. Şimdi hepsi beraber hareket ediyor. Ve CHP’nin üst yönetimi bu koruma kalkanının güncellenmesine göre sürekli yenileniyor.
Türkiye;
1- Rusya ile asla savaşmamalı. Batı’nın bu yönde tahriklerine, vaatlerine kulak asmamalı.
2- Irak’la mutlak işbirliği içinde olmalı. Bugünkü ortak operasyonlar asla aksamamalı.
3- Suriye ile çözüme acil ulaşmalı. Güney cephesinde hiçbir terör örgütünün, hiçbir yabancı gücün varlığını tahammül edilmemeli.
4- Şuan; Türkiye’nin ve coğrafyamızın ayakta kalması bunlara bağlı.
Türkiye’mizi,
Vatanımızı,
Milletimizi,
İnancımızı,
Tarihimizi,
Yüzyıllardır ödediğimiz bedelleri,
Başarılarımızı,
Sevinçlerimizi,
Üzüntülerimizi,
Gelecek hayallerimizi,
Büyük iddialarımızı, cesaretimizi,
Küçümseyenlere, tehdit edenlere,
Kendini milletten üstün tutanlara,
Ülkenin zenginliğini yağmalayıp milleti hor görenlere,
Bize ait olan her şeye kibirle bakanlara,
Asla müsamaha göstermeyin!
Hem dışarıdaki hem içerideki tehditlere, bunlar arasındaki ortaklık ilişkisine karşı uyanık olun.
Bin yıldır bu bölgede coğrafya inşa eden, harita çizen, tarih kuran bu siyasi genetiği, terör örgütlerine, dışarıdaki işgalcilere teslim etmeyin.
Şunu da unutmayın;
PKK Atatürk kalkanı kullanıyor.
FETÖ Atatürk kalkanı kullanıyor.
Türkiye’yi küçültmek isteyen, bu amaçla darbeler ve işgal senaryoları yürüten ABD Atatürk kalkanı kullanıyor.
Gazze’de soykırım yapıp Türkiye sınırlarını hedef gösteren İsrail Atatürk kalkanı kullanıyor.
Hem içerideki hem dışarıdaki Türkiye düşmanlarının tamamı Atatürk kalkanı kullanıyor.
Atatürk'ü Türkiye'yi paramparça etmek için silaha dönüştürdüler. "Mustafa Kemal'in askeriyiz" diyerek Türkiye'yi içeriden vuruyorlar.
Bunlar, Atatürk kalkanı kullanıp bu ülkeye "işgal güçleri" bile çağıracak.
Bunu bile göreceğiz...
Uyumak intihardır!
💢Cumhurbaşkanı Erdoğan:
Emekliler için çaba gösteriyoruz.
Elbette 10 bin lira yeterli değil.
Emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye yükseltmek için devlet ve millet olarak daha çok çalışacağız. Ortaya çıkan kazançtan emekliye hak ettiğini vereceğiz.
Yeniden Refah Partisi’nin ittifak yapmama kararı kendileri ve Türk siyaseti için hayırlı, uğurlu olsun.
Bir de yıllardır Recep Tayyip Erdoğan sayesinde oturdukları koltukları gidince kırılan, küsen, rest çeken “Dava adamları” var. Onlara da hayırlı olsun. Şimdi kendilerini ispat zamanı…İstanbul ve Ankara’da kendisini rahat hissetmeyen CHP adaylarını da unutmayalım. Onlar da pek memnun bu karardan.
Kandiller zincirinin ilk halkası olan Regaip Kandili, recep ayı içerisinde bulunuyor. Regaib, sözlükte, kendisine rağbet edilen şey, bol ve değerli bağış anlamındaki ragībenin çoğuludur.
(Herkesin kandili mübarek olsun)🤲🏻❤️
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın;
1.5 milyonluk Filistin miting,
100 gemiyi Boğaz’dan geçirmesi.
Müslüman ülkeleri cesaretlendirdi.
İsrail’i ürküttü, Batı’yı tedirgin etti.
Ama en önemlisi;
Doğu Akdeniz’e toplanan Batı donanması için, “Buraların artık sahipsiz olmadığını” ilan etti.
Onlarca savaş gemisi;
Belki bir sabah ansızın Gazze kıyılarında da belirir.
100. yılda, yeni küresel aktör ilan edildi.
Tarih de, coğrafya da yeniden formatlanır.
Bundan sonra;
ABD’nin, İsrail’in, Avrupa’nın çizdiği
haritalar yırtılır, projeler ellerinde patlar.
Bizim ülkelerimiz, bizim şehirlerimiz, bizim coğrafyamız, bizim kararımız, bizim haritamız.
Biz geldik, onlar gidecek.
Gidecek…
"Saadetçi", Ayasofya'yı açan Erdoğan'a Mücahit diyemedi.
Başörtüsüne bez parçası diyen Kılıçdaroğlu'na ise İslam Mücahidi diyebildi.
Hep İngiliz işi bunlar...
Uyanık olacağız.
RAHMETLİ ERBAKAN HOCAM ABD’YE DİZ ÇÖKTÜREN ADAMDIR…
ÇAĞLAYANGİLİN AĞZINDAN DİNLEYELİM…
Türkevi'nin binası 1977'de dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil döneminde alınmış.
En çalkantılı dönem olan 1970'lerin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'di.
Kıbrıs çıkarması sebebi ile ABD ile aramız bozulmuş, ambargo uygulayıp ilişkileri kesmişlerdi.
Türkiye bakanları ve diplomatları ABD başkanları ile görüşmek için 20 gün kapısında bekliyordu.
İşte İhsan Sabri Çağlayangil tam o dönemde Erbakan Hoca ile ilgili çok ilginç bir anısını anlatır.
Pür dikkat okuyun:
"Amerika’ya gittim, Başkan Jimmy Carter’dan 10 dakikalık bir randevu için 20 gün bekledim, nihayet randevu alabildim. Odasından içeri girdiğimde Carter, odasında elleri arkasında, ayakta ve camdan dışarı bakıyordu, selam verdim, dönüp bakmadı bile. Anlaşılan azarlanacaktım, bana yüzünü bile dönmedi ve ben cesaretimi toplayarak daha önce ezberlediğim kısa metni konuşmaya başladım:
'‘Sayın Carter malumunuz uyguladığınız ambargo ekonomik olarak bizleri son derce zor durumda bıraktı, bunun kaldırılmasını istiham ediyoruz, falan filan...’'
Carter hiç oralı değil ve ben son derece tedirginim. O sırada Carter’ın masasının üzerinde duran 10 kadar telefonun, kırmızı renkli olanı çaldı. Telefonun kırmızı renkli olması önemli bir hat olduğunu düşündürdü. Carter telefonu aldı, ahizeyi kulağına götürdü. Birkaç saniye sonra yüzünde hayret ve endişe ifadesi belirdi. Telefonu kapadı ve bana doğru dönerek,
‘'Sayın Çağlayangil böyle önemli bir konu ayaküstü konuşulmaz, isterseniz bunu akşam yemeğinde görüşelim’' dedi.
Ve zoraki gülümsedi. Ben hemen anladım ki, bizim lehimizde ve bunların aleyhinde bir durum gelişmişti.
Dedim ki '‘Ne oldu sayın Carter, demin hiç pas vermiyordun, beni adam yerine bile koymuyordun, şimdi de akşam yemeğine davet ediyorsun.’'
Carter dedi ki, ‘'Sizin geçimsiz ortağınız Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve arkadaşları bakanlar kuruluna baskı yaparak, ABD’nin Türkiye’deki tüm üslerine el koydular.’'
Tam o an için İhsan Sabri Çağlayangil şöyle diyor: "Bir anda kendimi Carter’dan üstün gördüm. O ezik halimden hiç bir iz kalmamıştı. Göğsüm kabarmıştı. İlk kez Erbakan sayesinde Bakanlık zevkini tattım."
Anısı burada biter. Çağlayangil, Erbakan Hoca'dan aldığı özgüven, cesaret ile o yıllarda denge politikası uygulayıp girişimlerde bulunup bugün açılan Türkevi'nin yerini alabilmiştir.
Bugün de o yere dev lobi ve kültürel faaliyet için Türkevi açılmıştır.
Bitmedi!
Çağlayangil birgün mecliste Erbakan Hoca ve partisine teşekkür etmiştir.
Sebebini ise şöyle açıklamıştır:
"ABD ile bir sürü anlaşmalar yapıyoruz. Normalde devlet terbiyemiz gereği, biz altına imza attığımız her hususta üzerimize düşeni yaparken, ABD'nin vaatlerini yerine getirmekten hep imtina ettiğini biliyorsunuz. ABD'lilere ne oluyor diye sorduğumuzda da, hep Kongre'yi bahane ediyor ve bizi atlatıp duruyorlardı. Biz de şimdi yeni bir usul geliştirdik. ABD ile herhangi bir anlaşma yaptığımızda bekliyor ve onlar bir şey yapmazsa biz de yapmıyoruz. Tabii onlar da bize soruyor: Neden yapmıyorsunuz, diye. Biz de; 'Yahu sormayın MSP diye bir parti var, başlarında da Erbakan diye birisi var, canımıza okuyor. Eğer siz vaad ettiklerinizi yapmadan biz bir adım bile atacak olsak, bizi perişan ediyor' diyoruz. Yani anlayacağınız, MSP'liler ve Erbakan Hoca sayesinde ABD'liler bize verdikleri sözleri yerine getirmek zorunda kalıyorlar. Eğer getirmezlerse de, biz yapmamızı beklediklerini yapmıyoruz. Bunun için huzurunuzda Sayın Erbakan'a ve bütün MSP'li arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum."
Necmettin Erbakan'a selam olsun..
Varın şimdi bu yazıyı çocuklarınıza okutun ve anlatın.
Zor zamanlar büyük kavgalar gerektirir.
Büyük kavgalar zor zamanda zor adamlarla yapılır.
ERDOĞAN ERBAKAN’IN DEVAMI…
AMA HOCAMI ARATMIYOR.
DÜNYAYA “DÜNYA
5’DEN BÜYÜKTÜR”Ü ÖĞRETEN ADAM…
İSTANBUL’DA DÜZENLENEN OPERASYONLARDA 7️⃣3️⃣8️⃣ KİLO METAMFETAMİN ELE GEÇİRİLDİ❗️
3️⃣ ZEHİR TACİRİ YAKALANDI❗️
AZİZ MİLLETİM BİLSİN Kİ: HER AN ENSELERİNDEYİZ VE HİÇBİRİNE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ❗️
ZEHİR TACİRLERİYLE MÜCADELEMİZ ARALIKSIZ DEVAM EDECEK❗️
#İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce #Beylikdüzü ve #Büyükçekmece’de 2 ayrı adrese yapılan operasyon sonucunda:
📌7️⃣3️⃣8️⃣ kilo Metamfetamin ele geçirildi.
📌3️⃣ şahıs gözaltına alındı.
Operasyonları düzenleyen Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum🇹🇷
AYDINLIK GELECEĞİMİZ OLAN GENÇLERİMİZİ, TOPLUMUMUZU ZEHİRLEMEYE ÇALIŞANLARA HAYATI ZEHREDECEĞİZ❗️
#TürkiyeninHuzuru🇹🇷
Deşifre oldun. İç savaş çıkaracaktın beceremedin. Kaos ve kargaşa ile sokaklarda kan döktürecektin sana bunu yaptırmadık. Sana verilen görevde başarısız oldun.
Açığa düştün ve patronların seni zararsız olarak kovmaya hazırlanıyor.
Yerine getirecekleri iki isim de senden nefret ediyor. Seni onlar yiyecekler.
Bütün Türkiye senin sonunu izleyeceğiz. Hainlerin ne halde geldiğini senin üzerinden gösterip yerine gelecek yeni hainleri de parçalayacağız.
Sen artık oyun dışısın.
Adını niye vermiyorum?
Çünkü şu anda seni aşağılayıp hakir görüyorum. Çünkü senin korkunun artmasını istiyorum.
Bu anın keyfini çıkarıyorum.
ÖNEMLİ-DUYARLI OLUN !
ALO 122’yi ARAYIN LÜTFEN
İstanbul Valiliği, belediyelerin yalnızca kış aylarında topladığı “Evsiz” vatandaşların artık tam zamanlı olarak misafirhanelerde, yer yoksa anlaşmalı otellerde yaşamalarını sağlayacak.
VALİLİK AÇIKLAMASI:
İSTANBUL’DA HİÇ KİMSE SOKAKTA YAŞAMAYACAK
İstanbul’da sokakta yaşayan evsiz vatandaşlar Valiliğimizce kalıcı olarak kamu misafirhanelerine yerleştiriyor.
İlk uygulama 23 Eylül Cumartesi günü yapıldı. Uygulama kapsamında, sokakta yaşayan 69 evsiz vatandaşımız kamu kurum – kuruluşlarının evsizler için oluşturduğu merkezlere yerleştirildi.
Evsizlerin kullandığı baraka ve kulübe gibi yerler de ekipler tarafından toplandı.
İstanbul Valisi Davut Gül’ün göreve geldiğinde verdiği “İstanbul’da hiç kimse sokakta yaşamamalı” talimatının ardından çalışmaların ilk etabı tamamlandı.
Söz konusu çalışmayla;
- İstanbul’da hiç kimse sokakta yaşamayacak.
- Kalacak yeri olmayan vatandaşlarımız, kamu kurumlarının hazırladığı evsiz misafirhanelerinde, kapasite aşımı durumunda ise anlaşmalı otellerde kalacak.
- Evsiz vatandaşlarımızın sağlık sorunları bulunuyorsa tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilecek.
- Talep eden evsizler, meslek edindirme kurslarına alınarak meslek edinmeleri sağlanacak.
- İstanbul Valiliği’nin koordinasyonunda yürütülen çalışmalar Emniyet, Jandarma, Zabıta ve Sosyal Hizmet ekipler tarafından gerçekleştirilecek.
- Çalışmayla, İstanbul’daki “EVSİZ” sorununun kalıcı olarak çözülmesi hedeflenmektedir.
Bütün İstanbullulardan evsiz vatandaşlarımızın sıcak bir ortamda hayat sürebilmeleri için çevrelerindeki evsizler hakkında 112 Acil hattına bilgi vermelerini bekliyoruz.
İstanbul Valiliğ