insanların tamamen objektif ve rasyonel şekilde, tam olarak ne yaptıklarını, ne için yaptıklarını, kendi kendilerine yüksek sesle söylediklerinde,
çoğu şeyi yapmaya devam edemeyeceklerini düşünüyorum.
17 yıllık whatsapp sohbetlerim, dosyalarım, tüm geçmişim silindi.
haftalardır hiçbir şekilde geri getiremiyorum.
dizlerimin üzerine çöktüm artık bugün.
çok komik görünüyorum, acil kalkmam lazım
bir gece yarısı şehirlerarası bir yolda, ışıkları çırpınan güzel bir şehrin yanından geçer gibi geçiyoruz bazı şarkıların yanından.
içine giremiyoruz, aitlik oluşturamıyoruz, hiçbir duygumuzu bağlayıp ölümsüzleştiremiyoruz..
ziyan ediyoruz.
ziyan oluyoruz.
bu sabah aynanın önünden geçerken,
yanlışlıkla 6'da uyandığımdan dolayı ne çeşit bir ucube olacağına karar verememiş ve yanlışlıkla güzel kalmış yüzümü gördüm.
utanıp orj haline döndü
boşver gülüm, borcumuz mu var rahatına bak
Vahşinin Kalbi filminde vahşet var sanıyorsanız gitmeyin, yok.
vahşi bir şeyler istiyorsanız Caprio'lu The Revenant izleyin. hatta Gri Kurt bile çok daha iyi.
brad pitt'i görürüm sanıyorsanız, yine gitmeyin göremezsiniz, çünkü perdenin ışıkları kısık
en azından Cine Zone'da
o kadar güzel yağmur yağıyor ki Lalka'ya ara verip yağmuru seyretmek için camın önüne uzandım,
cozy bir yağmurlu gün müziği açtım, tam masallar diyarına gideceğim, karşımdaki binaların ameliyathane gibi aydınlanmış bembeyaz ışıklarını görünce bütün büyü bozuldu
ya yapmayın nolur
yağmurlu bir eylüle en yakışan 2400 kelvindir, üstü olmaz
ve biraz tarçın kokusu,
ve mümkünse ateşi titreyen bir mum,
ve başka hiçbir şeye yer bırakmayacak kadar kendin..
https://t.co/dsvvdIyFjJ
bir restoranda ağlayarak akdeniz salatası yiyorum, tuz yok masada, kalkıp tuz almaya giderken buldum kendimi.
kendi işimi kendim yapmaya o kadar alışmışım ki, yerime oturunca bir de buna ağladım.