Yargıtayın kararını paylaştığınız görsel ve altındaki yorumunuz, günümüz sosyal medya haberciliğinin ve "tık tuzağı" (clickbait) algı yönetiminin tam olarak nasıl işlediğini çok net özetliyor.
Yargıtay, çıraklığı toptan reddetmiyor. Tam aksine, "Eğer işveren çırağı eğitim adı altında sömürüp, ucuz işçilikle tam zamanlı işçi gibi üretime dahil ettiyse, bu dönemi uzun vadeli sigorta (malullük yaşlılık emeklilik) saymak zorundasınız" diyerek işçinin ve mağdurun lehine devasa bir açık kapı bırakıyor. Haberiniz de ise kararın bozma gerekçesindeki usul tartışmasını alıp, "çıraklık emekliliğe sayılamaz" diye servis ediyor.
Bu Yargıtay kararında, tam anlamıyla bir iletişim ve algı dezenformasyonu örneği yaşatıyorsunuz. . Yargıtay'ın mağdur çırakları korumak adına getirdiği "somut delillerle ispat edilirse uzun vadeli sigorta kollarına yani tam sigortalı olunabileceğini, dolayısıyla bu tescil başlangıcı sayılabileceğini" Bu kararı veren alt mahkemelere konuyu bu şekilde araştırılması gerektiğini belirten bir kriteri ortaya koyuyor, siz ise sosyal medya mühendisliğiyle "Yargıtay çıraklığı reddetti" algısına dönüştürüyor, mağdur kitleyi mücadeleyi bırakın diyorsunuz. Haberiniz Olmamış, olmamış olmamış. Habercilik bu değildir.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI
Hipofiz bezinin oturduğu kemik eyere benzediği için Belçikalı anatomist Andreas Vesalius 1543 yılında oraya Sella Turcica yani “Türk Eyeri” adını verdi ve hala tüm dünya bu ismi kullanıyor. Bu bile Türklerin at üstündeki namını anlatmaya yeter. Bunu bile çalmaya çalışmışlar.
Ispanaklarımı kış boyunca kökünden koparmayıp yapraklarını alarak bol bol yemek yapıyorum, ilkbaharda tohuma bırakıyorum, on binlerce Ata tohumu elde ederek tüm ülkeye gönderiyorum. İşte bu berekete düşmanlar
Bir Covid hastasının akciğerinden çıkarılan pıhtılar. Ben normal bir gripten sonra akciğere pıhtı atan bir tane bile hasta görmedim. Ama Covid’de sıklıkla karşılaşıyoruz.
Pıhtılaşma(!) yüzünden aşı olmayanların kendilerini maruz bıraktıkları risk işte bu kadar büyük.
Tanıdığım sağlıkçılar arasında sitem ettiklerim de oldu.
(belki yüzde 1)
Şimdi onlardan da özür diliyorum.
Tüm Sağlık Emekçileri!
Sizler bizim için hayatınızı ortaya koymakla kalmayıp ailelerinizin de hayatını riske attınız. Çok can yitirdiniz :(
Bu ülke size minnettar💚