Yaşından genç görünmek aslında manevi bir şey. Çünkü yüz, ruhun aynası. İçinde kin tutmuyorsan, affetmeyi biliyorsan, geceleri vicdanın rahat uyuyorsan, o hafiflik yüzüne yansıyor. Stres yaşlandırmaz, taşımaya devam ettiğin yükler yaşlandırır. Bırakmayı öğrenen insan hafifler, hafifleyen insan parlar. Sürekli şikayet eden değil, şükreden; herkesi yargılayan değil, anlayan bir kalbin varsa, zaman sana acımasız davranmıyor. Çocuk gibi merak eden, küçük şeylerle sevinen, kalbini kirletmeyen insan eskimez. Çünkü ruhu yorulmamıştır. Ruhu yorulmayan insanın gözlerindeki ışık sönmez ve o ışık seni her yaşta genç gösterir. Gençlik bir kremde değil, temiz bir kalpte ve sakin bir zihinde saklı.
Günümüz sevgileri sırf bir boşluğu doldurmak için başlayıp çabuk tükeniyor; ilk rüzgârda da yerini sadakatsizliğe bırakıyor. Oysa benim inandığım sevgi zamana, emeğe ve sabra dayanır. Anlık hevesler sadece boşluk doldurur; zamanla büyüyen sevgiler ise bir ömrü doldurur.
İlişki aslında erkeğin kontrolündedir, erkek güven verirse kadın sorgulamaz, erkek net olursa kadın sorun çıkarmaz. Erkek, adam olmayı seçerse kadın da kadınlığını o adama adar.
İyi bir aileye gelin/damat gitmek önemli ama daha önemlisi, kendi ailesi dahil kimsenin sana kötü davranmasına izin vermeyecek biriyle evlenmek. Partnerin bu sınırı koyduğunda insanlar hayatını zorlaştıramayacaklarını anlar.
Yatın kalkın, iyi bir insana denk gelmek için dua edin. Artık kimin iyi olduğunu anlamak gerçekten çok zor. 'Eğitimli' diyorsun, cahil çıkıyor. 'Ahlaklı biridir' diyorsun, karaktersiz çıkıyor. 'İyi aile' diyorsun, iyiliğe dair nasibi yok. Henüz görünüşün, yaşantının, geçmişin, sahip olunan kimliğin referans sayılabileceği bir devirde değiliz. Çıkarlar söz konusu olmadan ve menfaatlerle sınanmadan kimsenin gerçek yüzünü göremediğimiz bir devirdeyiz. Herkes çıkarı kadar iyi, menfaati kadar vefalı..