Hazal Kaya ve eşi Ali Atay, katıldıkları bir etkinlikte basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Yatırımlarıyla ilgili gelen soruya Ali Atay, “Biz çocuklarımıza yatırım yapıyoruz. Öyle çok büyük emlak yatırımlarımız yok. Yaşamayı tercih ediyoruz.” dedi.
Öte yandan Hazal Kaya, çocukları hakkında ise “Biliyorsunuz, Fikret direkt Ali’nin kopyası doğdu. Süreyya da aynı bana benziyor. Evde ikimizin de kopyaları var.” ifadelerini kullandı.
#hazalkaya #aliatay #çocuk
O kadar haklı ki, haklılığından sinirim bozuldu…
Tolstoy, kendisinden 16 yaş küçük Sofya Andreyevna Bers ile evlendi. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; çocuklardan 5’i hayatını kaybetti.
Sofya, evliliklerinin büyük bölümünü ya hamile olarak ya da çocuk emzirip büyüterek geçirdi. Tolstoy odasında romanlarını yazarken o, diğer odada çocuklara bakıyor, doğum yapıyor ve evin bütün sorumluluğunu üstleniyordu. Üstelik bunları, eşinin dikkati dağılmasın diye mümkün olduğunca sessizce yapıyordu.
Çocuklardan ve ev işlerinden arta kalan zamanında ise Tolstoy’un gönüllü sekreterliğini ve asistanlığını üstlendi. “Savaş ve Barış”ın binlerce sayfalık el yazmasını defalarca temize çekti; yalnızca eşine değil, onun edebî mirasına da yıllarını verdi.
Peki bütün bunların karşılığında ne aldı?
Tolstoy zamanla dünya nimetlerinden vazgeçip yoksul bir köylü gibi yaşamaya karar verdi. Ancak bu kararın yükünü yalnızca kendisi değil, yıllarca onun için emek veren eşi ve çocukları da taşımak zorunda kaldı.
Geriye en azından kitapların telif gelirleri kalmıştı. Sofya, bir ömür boyunca bu eserlerin ortaya çıkması için emek vermişti. İnsan, “Hiç değilse karşılığında ailesine yetecek bir güvence bırakıldı.” diye düşünüyor.
Ama Tolstoy, 1910 yılında Sofya’dan habersiz bir vasiyet hazırlayarak eserlerinin yayın hakları üzerindeki tasarrufu yakın çevresine bıraktı ve eşini bu mirasın dışında tuttu.
Bir kadın, ömrünü bir erkeğin çocuklarına, evine, çalışmalarına ve başarısına adıyor; sonunda kendi emeğinin bulunduğu mirastan bile dışlanıyor…
Bu dünya kadınlar için cehennem değilse nedir?
@telqraft kadroda görevli çoğu öğretmen bunun yarısı kadar bi çizim yapamaz ama düzen öyleki bilgisi olan insanların yetkisi yok, yetkili olanların bilgisi yok
İş görüşmesine giden öğretmenin özel sektör isyanı:
• Az önce hayatımın en kötü iş görüşmelerinden birinden çıktım.
• Beni müdür bey hazretlerinin odasına aldılar. Adam oturduğu koltuktan hiç kalkmadan pofur pofur sigara içiyor.
• “Buyrun sizi tanımak istiyoruz” dedi. Ben de kendimi ve nerelerde çalıştığımı anlattım.
• Sözümü keserek “Ben sende hayata karşı bir yorgunluk görüyorum” dedi.
• O an kafamda o işi bitirdim. “Açıkçası hayata dair bir yorgunlugum yok ama öğretmene karşı olan tavırlardan rahatsızlık duyuyorum” dedim.
• Birbirlerine bakıp olmaz tarzında bir mimik yaptılar. Ayy nolur beni işe alın.
Ofisimde 6 yıldır terfi almamış bir adam var.
Herkesten önce gelir. Herkesten sonra ayrılır. Şirketin sistemlerini, onları kuranlardan bile daha iyi bilir. Gece 2'de bir şey bozulduğunda, onu ararlar.
Raporların altında adı yazar; direktörler yönetim kuruluna sunarken. Şikayet etmez. Sadece "siyasi değilim" der.
Geçen hafta 26 yaşında biri aramıza katıldı. MBA mezunu. Sağlam el sıkışma. Genel müdürü adıyla çağırır. 3 ay içinde, meslektaşımın hiç davet edilmediği toplantılarda oturmaya başladı.
Meslektaşımın onu eğittiğini izledim.
Hep gülümsedi. Her soruya cevap verdi. Yıllarını aldığı kestirmeleri paylaştı.
Sonra ona sordum, kendini kandırılmış hissetmiyor musun?
Bana uzun uzun baktı.
"Eskiden hissederdim. Ama bir şey fark ettim. Bir şirkete sadık oldum. Bir amaca değil. Bunlar aynı şey değil."
İki hafta sonra istifa etti. Bildiği her şeyi alıp gitti. Kendi işini kurdu.
Genel müdür şirket geneline bir e-posta gönderdi. "Takım için büyük bir kayıp" dedi.
On bir yıllık e-postalar. Ve adı geçen ilk e-posta oydu.
Sistem, varlığınızı kutladığından daha fazla, ayrılışınızı kutlar. Görülmeyi beklemeyi bırakın. Eğer olduğunuz yerde takdir edilmiyorsanız, sizi gören bir şey inşa edin.
@etkiIihaberr1 Sadece Diploma üzerinden yürümemesi lazım bu konunun. Kendisi yerine başka kişileri Yabancı dil yeterlilik sınavına sokan sözde Öğretim Üyesi, Doktor, Doçent ve Profesörlerinde ünvanları araştırılsın. Bu iş kimin tekelinde detaylıca araştırılması lazım… !