oğlunuz 2 aylık hamile eşini aldatsa ve sonra öldürülse, onu böyle bırakmayacağınızı biliyorum. bu vicdansızlıktan, cahillikten nefret ediyorum. demek “ahlaki” imajınız can’ınızdan önde geliyor. ya da zaten kız evlatlarınız canınız olmuyor
Ozan Güven’in “şık bir kurban” olduğuna katılıyorum. Ama o şıklığı kendi ünlülüğüne veriyor herhalde. Oysa onu “şık” kurban yapan o değil.
Kadınlar yıllardır, “normal, sıradan” gibi görünen ilişkilerin altındaki toksik örüntüleri, “normal ve muteber” gibi duran erkeklerin nasıl duygusal, cinsel, ekonomik, fiziksel şiddet üretebildiğini anlatmaya çalışıyor.
Güven ise “sapkın” olanlardan ayrışmak istiyor. Kim bu sapkınlar? Varile koyup yakan, halıya sarıp suya atan, kafa kesenler, toplu tecavüz edenler… Kadınlar, psikoloji, sosyoloji bilumum sağduyu da diyor ki: bunların hepsi aynı kuyudan beslenen yapısal şiddettir.
Bir de şu var: Güven ısrarla kendini ayrılmak isteyen taraf olarak anlatıyor. O ayrılmak istemiş, karşı taraf bırakmamış, “o yüzden” olaylar çıkmış.
Bu hikaye doğru olsa bile şiddet uygulayan erkeğin her zaman bir “mazereti” vardır.
Kadın çok takıntılıdır, kadın “namussuzluk” yapmıştır, kadın erkekliğine hakaret etmiştir, kadın kışkırtmıştır, kadın bırakmamıştır, liste uzar…
Mazeret değişir, işlev hep aynıdır: şiddeti bir karşılık, bir mecburiyet gibi göstermek. Hiçbir fail “ben durduk yere şiddet uyguladım” demez ki, hep “beni mecbur bıraktı” der. Ozan Güven’in muğlak bir şekilde geçiştirdiği “abajur hadisesi” nde de böyle bir ima var. Takıntılı, ayrılmak istemeyen bir kadın karşısında bir anda bir abajurla buluyor kendini.
Ozan Güven gerçekten de utanıyor görünüyor. Ama bu, “zarar verdim, yaptığım yanlıştı” utancı olarak geçmiyor. “Görüldüm” utancı bu. Yani pişmanlık değil, ifşa olmanın narsistik yarası gibi okunuyor. Ve o yarayı, kendini kurban ilan ederek sarıyor: “Beni sapkınlardan ayırın, ben gerçek kötü değilim, ben şık bir kurban olduğum için başıma bunlar geliyor.”
Samimi önerim: bir süre geri çekilmesi, gitmediyse terapiye gitmesi ve sonra da iyi düşünülmüş bir özür yazısı yayınlaması olurdu. Buradan başka türlü çıkamayacak gibi duruyor.
Sürekli sipariş verdiğim bi pastane var. Adamlar hiçbi istediğimi getirmiyo, hep başka şeyler gönderiyolar. Çok eğlenceli olduğu için sürekli de söylüyorum. Profiterol siparişi vermiştim mesela.
izmirde geçen yıl bi eve taşındım, tel çekmiyo bi an önce internet bağlatayım dedim, altyapı sadece telekoma uygunmuş. geldiler, görevlinin biri apartmanda biri evde birbirleriyle haberleşemiyolar çekmediği için awk agsh iki saat bağlayamadılar adamlar gülüyo ben gülüyom rezalett
@MhammtKrkmz Muhammed sana yanıt verdiğim için kendimden özür diliyorum öncelikle.
1. Elimde değil, çok konuşuyorsunuz aynısını yaşayın isterdim
2. Ne yazıyor iyi biliyorum ama sen bilmiyorsun, araştır
3. Adım Muhammed Mustafa olsa konuşmadan önce on kez düşünürdüm, kendini rezil ediyorsun
keşke tesettürün kadın için belirlenen kuralları erkeğe farz olsaydı. fiziksel olarak üstün kabul edilen, yaratıcı bir kılıfla bu meseleyi de mesele olmaktan çıkarırdı ne güzel.