Bahçenizdeki zararlılardan tamamen bedava kurtulmak ister misiniz? 🌿
Bugün annemle beraber, Osmanlı’dan bu yana köylerimizde uygulanan ağaçlarımızın sigortası sayılan o kadim “Gülleci Bulamacı”nı hazırlıyoruz.
Modern ilaçlara avuç dolusu para dökmeye gerek kalmadan ağaçlarımızı mantardan, kırmızılı örümcekten ve o baş belası kabuklu bitlerden koruyan tamamen doğal ve etkili bir yöntem. Annemle yıllardır kullanıyoruz ağaçlarımız resmen nefes alıyor maşallahı var! ✨
Ölçüleri hazırlama aşamasını ve ağaçlara olan faydasını videoda tek tek anlattım. Deneyecek olanlara şimdiden kolay gelsin bereketli olsun.
👇 Sizin oralarda bu yönteme ne isim veriliyor? Başka hangi doğal yöntemleri kullanıyorsunuz? Yorumlarda buluşalım herkes faydalansın!
(Not: Zirai ilaç kullanmak isteyenler elbette kullanabilir ben sadece kendi bahçemde uyguladığım dedelerimizden miras kalan bu geleneksel yöntemi sizlerle paylaşmak istedim.) #güllecıbulamacı #doğaltarım #bahçebakımı #gelenekseltarım #köyhayatı
🍠 “87 yaşındaki komşum bu yıl bana 200 dolar tasarruf ettiren patates bilgeliğini az önce paylaştı…” Düz bir karton kutu çıkardı, bir avuç kabartma tozunu altın tozu gibi serpiştirdi ve fısıldadı, “Evde bütün kış patatesleri böyle saklardık — buzdolabı yok, kimyasal yok, filizlenme yok.” Şaka yaptığını sandım… ta ki deneyene kadar. Eski usul patates saklama hilesi: 1. Patateslerinizi bir karton kutuya koyun (nefes alabilir olması = anahtar) 2. Üzerlerine cömertçe kabartma tozu serpin 3. Kutuyu serin, karanlık bir yere kaldırın (dolap, kiler, yatak altı) 4. Aylar boyunca sert ve filizsiz kaldıklarını izleyin Artık lapa patates yok. Artık torbanın yarısını çöpe atmak yok. Sadece hiçbir şeyi israf etmeyen bir neslin unutulmuş basit bilgisi. 2026’da büyükannenin numaralarını geri getiren başka kim var? Deniyorsan bir
📷 bırak! Bir sonraki market alışverişinden önce bunu kaydet. Cüzdanın (ve patateslerin) sana teşekkür edecek. 📷❤️
Akşam Bilgiseli
... P e l i n O t u ...
(Parazit İlaçlarının Hammaddesi)
* Şok edici bir sağlık raporu
pelin otu bileşikleri içeren çalışmalarda :
16 saat içinde kanser hücrelerinin %98'ini
yok ettiğini gösteriyor
* Kene Isırıkları İle Oluşacak Hastalıklara Karşı Etkili
KANSER Mİ OLDUNUZ? BU YAZIYI SAKLAYIN! OKUYUN?
Japon biyolog Yoshinori Ohsumi, tıp dünyasında devrim yaratan bir keşfe imza attı ve bu çalışmasıyla Nobel Ödülü kazandı.
Keşfettiği mekanizmanın adı: Otofaji! Peki bu sistem kanser ve diğer ölümcül hastalıklarla nasıl savaşıyor?
Gelin yakından bakalım. 👇
Otofaji nedir?
Kelime anlamıyla hücrenin "kendini yemesi" demektir.
Vücut uzun süreli açlık durumuna geçtiğinde, hücreler hayatta kalabilmek için kendi içindeki hasarlı, yaşlanmış ve gereksiz parçaları temizlemeye, yani adeta bir "geri dönüşüm" sürecine başlar.
Hücreler aç kaldığında, sadece enerji üretmekle kalmaz; aynı zamanda içeride birikmiş olan ve hastalıklara davetiye çıkaran çöp molekülleri, bozuk proteinleri ve hatta kanserleşme eğilimindeki hasarlı yapıları moleküler düzeyde "yiyerek" yok eder.
Bu çığır açıcı keşif; başta Kanser olmak üzere, Parkinson ve Alzheimer gibi tıp dünyasının çözmekte zorlandığı birçok kronik ve nörodejeneratif hastalığın temel mekanizmalarını anlamamıza devasa bir katkı sağladı.
Açlığın sadece bir kilo verme yöntemi değil, aynı zamanda vücudun kendi kendini tedavi etme, yenileme ve temizleme mekanizması (otofaji) olduğu bu bilimsel çalışma ile kanıtlanmış oldu.
Keşfin genetik temelleri üzerindeki araştırmalar günümüzde de tüm hızıyla sürüyor.
DEMİR DEPOLARIMI BÖYLE YÜKSELTTİM!
Her 7-8 ayda bir serum taktırmak…
bitmeyen demir ilaçları…
ve tekrar düşen değerler…
Eğer sen de bu döngüyü yaşıyorsan yalnız değilsin 🤍
Çoğu kadının gözden kaçırdığı nokta şu:
Demir ve ferritin aynı şey değil.
Demir kanda dolaşan aktif değerdir,
ferritin ise vücudun demir deposudur.
Yani demirin normal çıksa bile,
ferritinin düşükse aslında hâlâ eksiktesin.
ACİL: iPhone kullanıcılarının %99’u 12MP ile fotoğraf çekiyor.
Telefonunuz 48MP ile fotoğraf çekiyor.
Apple kameranızı varsayılan olarak gerçek çözünürlüğünün sadece dörtte birine ayarlamış.
Geçen hafta 7 ayarı değiştirdim ve fotoğraflarım anında profesyonel göründü.
Apple’ın sana anlatmadığı ve daha iyi ayarlara getirecek ayarlar burada :
SONER YALÇIN - Bir kadın ezberi bozdu
Rahmetli annem elinde bir torba ilaçla dolaşırdı.
Doktor tavsiyesi sebebiyle:
– Yumurta yemezdi…
– Kırmızı eti ağzına sürmezdi…
– Tereyağı eve sokmazdı…
Tehlikeli sinsi düşmanı vardı: Kolesterol!
Tetkikler sonucu “kolesterol düştü mü” evde bayram edilirdi; yüksek çıkınca hüzün yaşanırdı!
Sonra düşman kolesterolün ikiye ayrıldığı ortaya çıktı:
İyi kolesterol ve kötü kolesterol!
İyisinin yüksek, kötüsünün düşük çıkması gerekiyordu; yoksa durum vahimdi!
Annem 17 yıl önce vefat etti…
Doktorlarının anneme tavsiyelerinin yanlış olduğu tartışılıyor bugün!
Maalesef annem, çok sevdiği yumurtayı, tereyağını, kırmızı eti yıllarca ağzına koymayarak bu dünyadan göçüp gitti.
Şimdi bugün kolesterolün vücut için önemli bir yapı taşı olduğu ve hastalık sebebi olup olmadığı tartışılıyor. Aksine kolesterol düşürücü hapların mevcut hastalıkları tetiklediği-hafıza kaybı gibi yan etkilere yol açtığı belirtiliyor…
Annem…
– Fruktoz-glikoz/mısır şurubu nedir duymadı.
– Gluten nedir duymadı.
– Kandida nedir duymadı.
– Probiyotik nedir duymadı.
– Glutatyon nedir duymadı.
“Bağırsak ikinci beyindir” dense kahkaha atardı herhalde!
Kocaman göbeğin kocaman baş ağrısına sebep olduğunu hiç işitmedi. Ona söylenen hep şu oldu: “Yağlar kötü, karbonhidratlar iyidir!” Bu nedenle sürekli, “ağzıma ekmek dışında bir lokma koymuyorum” derdi. Bir dilim ekmeğin kan şekerini sofra şekerinden daha hızlı yükselttiğini hiç bilmedi…
Hele…
Vücut bağışıklık sistemini endüstriyel gıdaların yıkıma uğrattığını ona hiçbir doktoru söylemedi. Ama yıllar sonra…
Bir doktor, Türkiye beslenme biçimi konusunda farkındalık yarattı…
KİM BU DOKTOR?
Elazığ 1943 doğumlu.
Annesi fizik öğretmeniydi. Babası avukat.
Efendigil Ailesi'nin çocuğuydu.
İlkokulu memleketinde okudu. Orta-liseyi İstanbul'da Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'nde yatılı okudu. 1961'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Sadece başarılı öğrenci değildi; yaz tatillerinde Eskişehir Bardakçı Köyü, Gaziantep Nizip İlçesi'nde gönüllü doktorluk yaptı.
Okulu 1967'de bitirdi; dahiliye uzmanlığını 1972'de tamamladı. İngiliz Hükümeti'nin bursuyla Liverpool Regiana Cardiac Center'de kardiyoloji konusunda çalışma yaptı.
1974-76 yıllarında İstanbul Üniversitesi'nde asistan olarak çalıştı. Ardından…
Güney Afrika'ya giderek Cape Town Üniversitesi'nde ilk kalp ameliyatı gerçekleştiren Dr. Christiaan Barnard ekibinde yer aldı. Doçentlik tezini kalp ameliyatı olmuş hastalar üzerinde gerçekleştirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde 1979'da doçent oldu.
Mesleki yaşamında her fırsatta Anadolu insanının yardıma koştu. 1979-1980'de Toros Aladağlar ve Munzur Dağları köylerinde kalp taraması yaptı; hastaları İstanbul'a getirip tedavilerini sağladı.
1987 yılında kadar Haseki Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nde çalıştı. Sonra ABD'ye giderek New York State Üniversitesi'nde çalışmalar yaptı; makaleleri tıp bilim dergilerinde yayınlandı. Türkiye'de kalp ameliyatlarında bugün yaygın olarak kullanılan “Judgkin tekniğini” ilk kez uyguladı. 1998'de profesör oldu.
İstanbul'dan Gaziantep'e; tıp merkezleri, koroner yoğun bakım üniteleri, üniversiteler kurdu. Üniversitelerde öğretim üyeliği, rektörlük yaptı. Seçkin ödüller aldı…
Evet, Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'dan bahsediyorum…
Peki annemle ne ilgisi var?
50'NCİ YIL “ÖDÜLÜ”
Yıl, 2010…
Prof. Dr. Canan Karatay'ın demeci çok ilgimi çekti:
– “Kolesterol diye hastalık yoktur.”
– “Kolesterol haplarının yan etkileri tehlikelidir.”
Annemin son yirmi yılı kolesterol ile mücadeleyle geçmişti; ve şimdi bir doktor neler diyordu böyle?
Yazdığı “Karatay Diyeti” kitabını hemen aldım. Bir doktor herkesin anlayabileceği basitlikte hastalıkların sebeplerini anlatıyordu. Örneğin…
Annem çok meyve yerdi; meyve şekeri fruktozun yıkıcı etkisini öğrendiğinde ne şaşırırdı kim bilir! Unlu böreklerin-çöreklerin, hele makarnaların-pastaların nelere yol açtığına şaşırırdı.
Canan Karatay ezber bozuyordu:
– Yumurta yiyin, diyordu.
– Tereyağ yiyin, diyordu.
– Kırmızı et yiyin, diyordu.
– Kelle, paça, sakatat yiyin, diyordu.
Her okuduğum satırda annem aklıma geliyordu; en sevdiklerini yıllarca ağzına koyamamıştı!
Prof. Canan Karatay ülkeye büyük hizmet verdi; bilinçli beslenmenin ne olduğunu milyonlarca insana bıkıp usanmadan anlattı. Ve…
Kuşkusuz endüstriyel ürünler satan küresel gıda şirketlerin tepkisini çekti.
Kuşkusuz küresel ilaç firmalarının tepkisini çekti.
– “Bilim karşıtı” dendi.
– “Şöhret peşinde” dendi.
– “Söyledikleri spekülasyon” dendi.
Canan Karatay hiç geri adım atmadı; halkı aydınlatmaya devam etti. Her geçen yıl toplumdaki sevgisi ve saygınlığı arttı.
Bu yıl…
Prof. Dr. Canan Karatay'ın, Türk Tabipler Birliği üyeliğinin 50'nci yılı. Ödüller verileceğine, adına kitap çıkarılıp, paneller yapılacağına susması-konuşmaması ve hekimlik yapmaması için kimileri elinden geleni yapıyor!
Şaşırtıcı değil; her aydınlanmacının başına gelenler Prof. Dr. Canan Karatay'ın da başına geliyor! Burası, vasatın iktidar olduğu ülke çünkü…
Cep telefonu kullanırken mutlaka işinize yarar, kaydetmeyi unutmayın..
Özelden arayanları bulmak için
*#38#
Telefonunuzun şifresini unuttuysanız
*#7780#
Son konuşmalarınızı dinlemek için
##8351#*#
Telefonunuzun çekmediği zamanlarda
*3370#
Şarjınızı artırmak için
*0228#
Not operatörlere göre bazı kodlar çalışmayabilir
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın tavsiye ettiği 25 kitap:
- Osmanlı İmparatorluğu - Halil İnalcık
- Doğu-Batı Divanı - Goethe
- Hafız Divanı - Hafız-ı Şirazi
- İnce Memed I-IV - Yaşar Kemal
- Fuzuli Divanı - Fuzuli
- Timurlenk - Beatrice Forbes Manz
- İslam Uygarlıkları Tarihi - Corci Zeydan
- Bir Orta Doğu Tarihçisinin Notları - Bernard Lewis
- Savaş ve Barış - L. N. Tolstoy
- Kral Lear - William Shakespeare
- Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
- Savaş Günlükleri 1939-1943 - Kont Galeazzo Ciano
- Vanya Dayı - Anton Çehov
- Madam Bovary - Gustave Flaubert
- Semerkant - Amin Maalouf
- Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
- Milli Mücadele Başlarken - M. Tayyib Gökbilgin
- Suyu Arayan Adam - Şevket Süreyya Aydemir
- Yeniçeriler - Reşad Ekrem Koçu
- Yavuz Sultan Selim - Feridun M. Emecen
- Devlet-i Aliyye - Halil İnalcık
- Sultan Alp Arslan - Cihan Piyadeoğlu
- Bostan - Sadi Şirazi
- Karamazov Kardeşler - Fyodor Dostoyevski
- Kambur - Şule Gürbüz
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
Bir adam, 93 yaşındaki eski bir tıp doktoruna "Varis için ne yaptın?" diye sorunca, kadın hiç beklemediği, o cevabı vererek adamı şaşırttı.
"Turşu ve kırmızı Dimitri şarabını karıştırıp içtim. Vücudumda varis diye birşey kalmadı."