NEDEN TUTUKLU OLDUĞUMU
HÂLÂ ANLAYAMADIM
BUNUN VEBALİNİ KİM
ÖDEYECEK BANA?
Ceyda Kıryak:
İhaleler benim sorumluluğumda değil. Tutuklanmam haksız. Sürekli çıkıp bunu anlattım. Ama hiçbir anlam ifade etmemiş. Teknik olarak benim bu suçları işlemem mümkün değil. Hayatımda hiç ihaleye bile girmedim. Ben Murat Ongun ile çalışıyorum diye mi suçluyum. 1.5 yıldır cezaevindeyim artık çok yoruldum. Benim davam bu salonda değil dışarıda. Hayatta kalma mücadelesi. Ben maaşlı çalışıyorum. Kirasını ödeyemediğim için evim tahliye edildi. Oğlum babasının yanına yerleşti. Binbir emekle okuttuğum oğlumun mezuniyetinde Silivri'deydim. Üniversite sınavına girdi buradaydım. Üniversiteye gittim buradayım. Bunun vebalini kim ödeyecek bana?"
Asgari ücretin bile altında maaşa mahkum edilen öğretmenler.
Milli Eğitim Bakanı işini yapmayı beceremediği için mülakat adı altında hakkı yenen öğretmenler.
2 çok net talepleri var:
Özel okullarda devlet okullarına denk taban ücret.
MEB’in hakkını yediği 1611 öğretmenin haklarının verilmesi.
Bunun için TBMM Eğitim komisyonunu toplayın diyorlar.
Bunun için Çalışma Bakanının söz verip sonra özel okul patronlarından korkusuna caydığı toplantının artık yapılmasını istiyorlar.
Bu nedenle 7 gündür açlık grevindeler.
Bu nedenle günlerdir Ankara’da çoğu atanamayan öğretmen olan polisler tarafından darp ediliyorlar.
Siz patronlara hizmet etmekten başka tam olarak ne işe yarıyorsunuz?
@tcmeb@csgbakanligi
📍Ankara, Mithatpaşa’da polis müdahalesine maruz kalan öğretmenlerimizin yanındayız!
Öğretmenlerimiz, taleplerini iletmek istiyor! Öğretmenlerimiz insanca bir yaşam istiyor!
Buradan iktidara sesleniyorum: Bu acıya, bu zülme devam etmeyin! Öğretmenlerimize kulak verin! Bırakın dertlerini anlatsınlar!
Gelin öğretmenlerimizi dinleyelim, bu sese ortak bir cevap verelim!
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Başkentin göbeğinde öğretmenlerimizi hedef alan bu şiddeti reddediyoruz. Hak aramak anayasal haktır!
Haklı mücadelelerinde sonuna kadar öğretmenlerimizin yanındayız.
#ÖğretmenimeDokunma#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Yarın pazartesi, ilk çalışma günü; ay sonu yaklaşırken, Reis'in patronu, vurguncusu, müteahhidi, faizcisi doyacak. Reis'in emeklisi parasız kalmış, öğretmenleri açlık grevinde, işçisi ücretini almak için Ankara yollarında ama olacak artık o kadar.
Halbuki sorun yok yani ülkede.
Küçük yaşta babamı kaybetmiştim o yüzden baba çok önemli bir şey arkadaşlar. Varsa babanızın gidip elini öpün siz babaysanız çocuklarınıza sıkı sıkı sarılın🙏🙏🙏🙏 Tüm babaların babalar günü kutlu olsun
Tarih Unutmaz Arşiv Yalan Söylemez.
Saat sabahın dördü...
Kaybeden aday hışımla İlçe Seçim Kurulu’ndan içeri girdi. Kurul Başkanı hâkime döndü ve bağırdı: “Şu haline bak sarhoş adam. Şu adalete bak. Kimlere kalmış. Seni yakacağım. Hepinizi adli tıbba göndereceğim, seni süründüreceğim. Yakacağım.”
Tarih: 27 Mart 1989.
Yer: Beyoğlu İlçe Seçim Kurulu.
Hakaret eden ise Beyoğlu’nda başkanlık seçimini yüzde 21.7 oy alarak kaybeden Recep Tayyip Erdoğan. Hakaret ettiği kişi, İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Nazmi Özcan.
Erdoğan oyların sayımında “kesin bir şey olduğunu” düşünüyordu. İtirazı reddedilince kurulu basmış ve ağzından hakaretler dökülmüştü. Bununla da kalmamış, hâkimin sarhoş olduğunu ispatlamak için onu adli tıbba götürmeye çalışmıştı.
Erdoğan yargıdan kaçtı
Nazmi Özcan, Anadolu’nun birçok yerinde görev yapmış bir hâkimdi. “Delikanlı” denilen bir duruşu vardı. Silah taşıyordu. Sinirlerine hâkim oldu. Hayatında kimseye dava açmamıştı. O gün Erdoğan’ı adalete teslim etmeye karar verdi.
Özcan’ın yanı sıra 7 sandık görevlisinin daha imzasıyla tutanak tutuldu. Erdoğan, 31 Mart 1989 tarihinde polis nezaretinde Beyoğlu Adliyesi’ne getirildi. Tutuklama talebiyle Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Avukatı Erdoğan’ın tutuklanacağını anlayınca, “Reis! Hemen gitmemiz lazım buradan” dedi. Erdoğan kaşla göz arasında kayıplara karıştı. O gün Erdoğan’a “kaç” diyen avukat sonradan AKP’de milletvekili olacak Zeyid Aslan’dı. Evet, Meclis’te gazetecilere “Bacak aranızı çektirip gazeteye bastırsam”, milletvekiline “Terbiyesiz. Senin kıçını si..erim” diyen, Meclis Komisyonu’nda Yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu’na uçan tekme atan kişi.
Hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan Erdoğan, 27 Nisan tarihinde adliyeye geldi. Kardeşi Mustafa Erdoğan aracılığıyla “birahane sahibi ve kumar işleriyle ilgilenen” Kudret Bey’e haber göndermişti. Kudret Bey, adliye binasındaki “dostları”yla görüştükten sonra Erdoğan’a “gidebilirsin” demişti. Erdoğan, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderildi. Sadece 4 Mayıs 1989 tarihine kadar, yani bir hafta cezaevinde kaldı. Tekrar hâkim karşısına çıkarıldı ve 500 bin TL kefaletle serbest bırakıldı. Yargılama sonunda 6 ay hapis ve 20 bin TL para cezasına çarptırıldı. Hapis cezası TCK’nin 72. maddesi gereğince 920 bin TL para cezasına çevrilerek tecil edildi. Yani Erdoğan hapse ilk kez “şiir okuduğu” için değil, seçimlere itiraz ederken ettiği hakaret nedeniyle girdi.
BU HABERI LÜTFEN YAYIN SARAYLININ KIM OLDUĞUNU HERKES IYI BILSIN
KEMAL TAŞDEMİR..
AKP’nin vatandaşın dikkatinden kaçırmaya çalıştığı gerçekler-54❗️
AKP, açılışını zafer çığlıklarıyla yaptığı Zafer Havalimanı’nın 15.yılında, üst üste 15.kez yine kamu zararı şampiyonu oldu.
2026 yılının ilk 5 ayında⬇️
Garanti edilen giden yolcu sayısı: 549.055
Gerçekleşen giden yolcu sayısı: 17.766
Aradaki fark (eksik yolcu): 531.289
Hata payı: % 96,76❗️
Hazinenin şirkete yapacağı garanti ödemesi: 2.891.632 Euro
Güncel kurla 155 Milyon Lira❗️
Bunun adı, yandaşa çekilen peşkeşin faturasını vatandaşa ödetmektir!
Kaynak: Sayıştay, DHMİ resmi istatistikleri⬇️
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektuptur..
Kemal Bey,
Ben de Gürsel Erol gibi..
Ayşe Gülsün Bilgehan gibi ilk TBMM açan milletvekillerinden birinin Batum Milletveki Ahmet Fevzi Erdem’in torunuyum..
İsmet İnönü, Diyap Ağa, Ahmet Fevzi Erdem bu ülkenin varoluş mücadelesinin içinden geldiler o meclise..
Bize emanetleridir Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti..
Bizler küçük siyasi emelleri için siyasette var olmadık..
Daha konuşmayı öğrenmeden kulaklarımızda bu mücadelenin anıları vardı..
Bu ülkeye ve onun değerlerine saygıyla yetiştik..
CHP’de siyaset yaparken hiç bir güçten el almadım..
Hiç kimsenin omuzuna basmadım..
İki dönem Parti Meclisi üyesi seçildim delegenin iradesiyle ve listeleri delerek..
Diyet borcum yok kimseye..
Ama bize bu güzel ülkeyi emanet eden Başta önderimiz Atatürk olmak üzere, dedelerimize borcumuz var..
Bir kadın olarak hayatın içinde birey olarak var olmam; Osmanlı’da başlayan, Cumhuriyet’le devam eden kadın mücadelesinin sonucudur..
Bu mücadeleyi görecek öngörüye sahip bir kurucu önderimiz vardı..
O’na bağlıyım..
Bu girişi neden yaptım..
Yazacaklarımın küçük siyasi hesaplar İçin olmadığını anlamanız içindir..
Siz bugün AKP ile birlikte Cumhuriyet’in en güçlü kalesini içerden yıkıyorsunuz..
Evet yıkıyorsunuz..
Sizin cumhuriyetle aynen FETÖ gibi, AKP gibi bir hesaplaşmanız mı var?
Açık açık soruyorum..
CHP son kaledir ve siz bu kaleyi yıkıyorsunuz..!
Meselemiz ne Özgür Özel meselesidir..
Ne de Ekrem İmamoğlu..
Onlar bugün olur..
Yarın başka Özgürler..
Başka Ekremler gelir ülke sevdalısı..
Bizler hiç kimsenin arkasında asker olmayız..
Bizler CHP’nin anayasası olan tüzüğüne..
Yol haritası olan programına..
Laik, demokratik, Türkiye Cumhuriyet’ne bağımlıyız..
Yeri geldiğinde herkesi eleştirir..
Yeri geldiğinde arkasında saf tutarız..
Aklımızı kimseye kullandırmayız..
Bir Butlan kararı İle geri döndünüz..
Dönmemeniz gerekiyordu..
“Biz bir aileyiz” diyorsunuz..
Değiliz..
Evimizin kapısını kıran..
Tekme tokat giren..
Çoluk çocuğunu sokağa atan..
Aileden olmayanları mahrem alanımıza sokan..
Mahalleyi ayağa kaldıran..
Babam, kardeşim olsa tanımam..
Artık aynı aileden değiliz Kemal Bey..
Siz tercihinizi ailemize dost olmayanlarla yaptınız..!
Sizin Cumhurbaşkanı adayı olup kaybettikten sonra tekrar genel Başkan adayı olmamanız gerekiyordu..
Suyun önündeki bendin gücü..
Gelen selin gücünden fazla değilse yıkılır..
Yıkılmadan..
O sel gelmeden çekilme erdemini gösteremediniz..!
Kaybettikten sonra Kurultay salonunda kazananın elini kaldırmadınız..
Üç yıl boyunca açtığınız ofislerde partiyi içerden yıkma planları yaptınız..
Hiçbir etkinliğe katılmadınız..
Partililerin “Kemal abisi” olmayı değil..
Partiyi ve ülkeyi sırtından hançerleyen oldunuz..!
Siz, AKP ile birlikte çalışıp belediye başkanlarımıza çamur attınız..
Üç kez Erdoğan’ı yenen İmamoğlu’nu Silivri’de betona gömmeye çalışıyorsunuz..
Dokunulmazlıklara “evet” diyerek “Selahattin Demirtaş”ı on yıldır hapsedilmesine neden olduğunuz gibi..
“Seni Başkan yaptırmayacağız” sözünün bedeli bu kadar mı ağırdır?
Ülkenin aydınları AKP yargısı İle içerde..
Siz bir milletvekilimiz için “adalet yok, kanunlar işlemiyor, anayasa tanınmıyor” diye Ankara’dan İstanbul’a yürüdünüz “adalet” aradınız..
Sizden onaltı yol önce yürüdüm o yolu..
Ben Nijerya’da recm edilecek Emine Laval’ı kurtardım..
Siz Buldunuz mu aradığınız adaleti biz bilemedik?
Bulmuş gibi yargının partimize uyguladığı baskıyı kabulleniyor, temsilcisi olmayı içinize sindiriyorsunuz..
Daha da vahim olan..
Döner dönmez..
Asarım, keserim konuşmasıyla başladınız..
Parti içi mücadelede demokratik yolları kapattınız..
Partinin anayasası olan tüzüğü askıya aldınız
Sarayın iktidarını devam ettirmek için CHP’li başkanlara kurduğu tuzağın savunucusu savcısı, hakimi oldunuz..
Yargısız infazlar yapıyorsunuz..
Herkesin anlayacağı dilde yazıyorum..
Geçerli son tüzük diyor ki..
Parti Meclisinden MYK seçimle belirlenir..
Yaptınız mı?
Geçerli tüzük diyor ki..
Milletvekilleri disipline parti meclisi kararı İle gönderilir..
Yaptınız mı?
Geçerli tüzük diyor ki..
Parti Meclisi Üye sayısı 60 kişidir..
40’ın altına düşerse görev yapamaz, karar alamaz..
“5 kişide kalsak” devam ederiz derken bu yetkiyi nerden alıyorsunuz?
Mecliste grup başkanvekillerini atamayı düşünüyorsunuz?
Hangi yetkiyle?
CHP Meclis Grubunun iç tüzüğü size bu yetkiyi vermiyor!.
Arkanızdaki AKP yargısına mı güveniyorsunuz?
MYK ve PM olarak aldığınız kararlar yok hükmündedir..
Bu kararlarla yaptığınız harcamalar usulsüzdür..
Butlan ile göreve dönmek demek orada yıllarca kalacaksınız anlamına gelmiyor..
Samimiyseniz olağanüstü Kurultayı yapar partiyi delegenin tercih ettiklerine emanet edersiniz..
Oysa sizler..
Bir oldu bitti çabası içindesiniz..
Her gün yandaş kanallarda keyifle partiyi tartışan, yalan ve iftiralarla gömenlere fırsat yaratıyorsunuz..
Sizler sokağa çıkamayacaksınız..
Emperyalist darbecilerin denizleri yargılarken söylediklerini anımsıyorum
Karşınızda Atatürk’ün idealleri için iktidarla mücadele edenler var..
Engel oluyor, iç hesaplaşmada enerji tüketiyorsunuz..
Atatürk’e ölüm cezası veren Osmanlı gibisiniz..
Tom Barrack’ın verdiği rolü üstleniyorsunuz..
İktidar İle işbirliği içindesiniz..
Kabul edin ki iktidar Özgür Özel liderliğindeki CHP ile yarışmak istemiyor..
İmamoğlu’ndan ödü kopuyor..
Hukuksuz bir şekilde önce diplomasını iptal ettiler..
Sizi hiç duymadık o günlerde..
Sinsice beklediniz ofisinizde..
Biz sizi anladık artık..
Ama çok merak ediyorum..
Haksız yere görevlerinden alınan, iftiralarla, delilsiz, ispatsız yargılamalara ve hatta işkencelere maruz bırakılan yoldaşlarımızın..
Onların ailelerinin..
Özellikle çocuklarının vebalini nasıl ödeyeceksiniz..?
Size hakkımı helal etmiyorum..
Yaşattığını yaşamadan ölmüyor hiç kimse..
Kendinize gelin..
Biraz düşünün..
O binada hapis gibisiniz..
Kendinizi Özgür bırakın..
Bütün bunları bilerek ve isteyerek yapıyorsanız çocuklarımıza, torunlara yazık..
Bilincinde değilseniz..
Lütfen yardım alın..
Düşün yakasından partinin..
Bu halk bu oyunu bozar..!
Nazmiye Halvasi
CHP PM E. Üyesi
12 Haziran 2026
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Psikoloji bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı kutluyoruz. Zekice yazılmış bu metni paylaşmadan edemedik. Mücadele her yerde her alanda!
-Bilkent Üniversitesi 2026 Mezuniyet, 1. Gün.