Hayatta en çok değer verdiğim şeylerden biri, insanların kalbinin temizliği oldu. Birinin mutluluğunu görünce içten bir tebessüm edebilen, başkasının başarısını gerçekten alkışlayabilen insanlar...
Çünkü herkes aynı içtenlikle sevinemez. Kıskançlık taşımayan, güzellikleri çoğaltan insanlar... İşte onlar, bu dünyanın hâlâ yaşanabilir olmasının sebebi.
Son zamanlarda fark ediyorum ki sosyal medyada herkesin bir reçetesi var: ‘Şöyle davran, bunu ye, şu saatte yap.’ Oysa her hayatın dinamiği başka, ezberi yok. Bırakalım da herkes kendi yapısına, kendi ritmine uygun yaşasın. Böylesi daha güzel olmaz mı?
kişinin zevkinin güzel olması ve her şeyde güzelliği görebilmesi aslında ruhunun da güzel olduğuna işaret eder. nitekim ibn hazm buna binaen şöyle söylemiştir: "anlaşılan o ki, güzel bir ruha sahip olan insan, her güzel şeye doğal olarak ilgi duyar."
stresinin büyük bir kısmı, ne yapman gerektiğini bilip yapmamaktan gelir. çünkü zihin, eylemsizliği affetmez. sen harekete geçmedikçe, düşünceler birikir, suçluluk ve kaygıya dönüşür. oysa bir adım attığında - mükemmel olmasa bile - bedenin de zihnin de sakinleşir. çünkü içsel huzur, “kontrolde olmak”tan değil, “sorumluluğu almak”tan doğar
Kalbiniz de boşluk kabul etmez. Onu kıymetli şeylerle doldurmazsanız, boşluklara hazlar ya da statü, para, makam hırsı gibi beyhude hevesler yerleşir. Kalbinizi güzelliklerle doldurun; tek bir boşluk kalmasın.