KAMUOYUNA SAYGILARIMLA
Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin tarih içindeki büyük yürüyüşünün muhteşem eseridir. Bu eser, milletin derunundan gelen büyük ruhun var ettiği devletimizin kimliğinde ebedî varlığını temsil eder.
Bizler bu ruhun, bu kimliğin, bu muhteşem maceranın âşıkları, sevdalıları ve mensuplarıyız. Bu inançla yetiştik, milletimizin bendeleri olduk. Bu inancın ve vazife anlayışının bir ürünü olarak demokrasi tarihimizin sahnesinde yer almış olan İYİ Parti; Erdoğan iktidarının bozduğu devlet düzenini ve zedelediği millet birliğini, Cumhuriyet’in kurucu değerleri üzerinden restore ederek ve geliştirerek yeniden tesis edebilmek için kurulmuştur. İYİ Parti, her türlü engellemeye rağmen, Türk siyasi tarihinin gördüğü ve iki yıl süren en muazzam politik mücadelelerden biri sonucunda kurulmuştur. İYİ Parti, süreçte büyük emek sahibi binin üzerinde Türk milliyetçisinin oluru ve Türkiye’nin yurtsever, demokrat ve muhafazakâr insanlarının katkıları ile kurulmuştur.
İYİ Parti; AKP ile CHP arasına sıkışan Türk siyasetine, Türk milliyetçilerinin bir iktidar yolu, bir üçüncü yol açma iradesi sonucu kurulmuştur.
Kurulduğu tarihten itibaren Erdoğan’ın baskın ilk erken seçimine ve YSK üzerinden seçime girememe tehdidine muhatap kalan parti üst yönetimimiz; 2018 yılında bu baskıya, 2023 yılında da altılı masanın baskısına direnemediği için partimizi kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür.
Yeniden ayağa kalkabilmemiz için büyük bir umut olan 27 Nisan 2024 tarihli olağanüstü kongremizden bugüne kadar geçen yaklaşık iki yıllık süre içerisinde de parti üst yönetimini, asgari nezaket zaaflarına rağmen, partimizi yeniden kuruluş eksenine oturtacaklarına ve hedeflerine taşıyacaklarına dair umudum sebebiyle koşulsuz ve açıkça destekledim.
Bugün geldiğimiz noktada Sayın Genel Başkan ile kasım ayından itibaren yaşanan bazı politik gelişmeler karşısında alınması gereken tavırlar konusunda aylardır derinleşen fikir ayrılıklarımız olduğunu görmekteyim.
Başka partilere yapılan şantajı! dert edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru değildir. Üstelik, şantajcıyı tekrar baş tacı ederek partimizde yeniden bir cam tavan oluşmasına müsaade etmek de anlaşılabilir değildir.
“İhanet hariç herkesle görüşürüz.” diyen üst yönetim anlayışımız; Türklüğün anayasal hâkimiyeti kapsamında Öcalan/DEM ile aynı görüş ve dile sahip olan partiler ile derin istikşafî görüşmeler yaparak “ortaklaşma alanları” belirlemekten çekinmemektedir. Diğer yandan, ihanetin karşısında dimdik duran partilere aylardır mütekabil nezaket ziyareti yapılmamasının, partimizin yeni rotasının izlerini gösterdiğini de üzülerek görmekteyim. Bilinir ki bazen insanın yapmadıkları ne yapmak istediğinin en açık göstergesidir.
Diğer yandan, yıllardır AKP ile CHP arasında kurulan tahterevalli düzeninin bir benzerinin son dönemde MHP ile İYİ Parti arasında inşa edilme çabalarını da görüyorum. Bu, milliyetçileri marjinal alanda istihdam edip Erdoğan’a düz ovada engelsiz siyaset yolunu açan siyaset tarzını şiddetle reddediyorum. “Terörsüz! Türkiye” tahterevallisinde ancak cesedini çiğneten “piyade milliyetçiliği” bizim kaderimiz değildir. Nihayetinde Türk milliyetçiliğinin mal, konvansiyonel dönem siyasetçilerimizin tüccar olduğu bu majestelerinin milliyetçilik anlayışının yıkılması ve sivil, demokratik milliyetçiliğin önünün açılması mutlak bir gerekliliktir.
Tüm bu ve benzeri durumlar karşısında uzun süreli bir iç politik mücadele başlatmak bir seçenek olmakla birlikte, sonuçta bunun kazananlarının, partinin kuruluş hikâyesi ve mücadelesinde olmayan, kariyeri planlanmış birkaç siyasetçi olabileceği de aşikârdır. Kaldı ki maziye olan hürmet, dostlukları muhafaza mesuliyeti ve müşterek binlerce partili arkadaşlarımızın incinme ihtimali de beni böyle bir mücadeleye girmekten men etmektedir.
Diğer yandan, uğrunda milletimize ve arkadaşlarımıza karşı kefil olduğumuz büyük bir hikâyenin ve iddianın öksüz kalmasına sessiz kalabilmek de mümkün değildir. Bu koşullar altında hem siyasi iddiamızı hem de dostluklarımızı muhafaza etmek için uzun yıllardır mücadele arkadaşlarımız ile birlikte bir evlat gibi büyüttüğümüz İYİ Parti ile hukuki bağımı kesmekten başka bir yol kalmadığını üzülerek ifade etmek istiyorum.
Cumhuriyet’imizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Bu ilke, Cumhuriyet’in ruhudur ve bu ruhu yaşatmak her Türk evladının en mukaddes vazifesidir.” ifadeleri, bizlerin siyasi mücadelesinin referansı ve özetidir. Tanıyanlar bilir ki bütün bir siyasi yaşamım; Türk milletinin özgürlüğünün ve egemenliğinin coğrafyamızda ilelebet hâkim olabilmesi için, Cumhuriyet’i kuran Türk milliyetçiliği fikrinin ve ona bağlı kadroların Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ülkeyi yeniden yönetmesinin bir ihtiyaç olduğu inancına adanmıştır. İnanıyorum ki bundan sonra da böyle olacaktır.
Bugün hiçbir mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum.
Çünkü biliyorum ki bir gün dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere ve nehirler de okyanuslara kavuşacak ve bizim hikâyemiz asla yarım kalmayacaktır. Önümüzdeki seçimde sadece yeni bir Cumhurbaşkanı ve hükümet seçmeyeceğiz; aynı zamanda yeni bir gelecek de seçeceğiz. Bu Cumhurbaşkanı ve hükümet geçmiştir; biz birlikte yeni bir gelecek inşa edeceğiz.
Son olarak bugüne kadar birlikte çalıştığımız tüm genel merkez teşkilatlarımıza, milletvekillerimize, il ve ilçe başkanlıklarımıza, partili mücadele arkadaşlarımıza ve genel merkezimizin ve Meclis grubumuzun güzide çalışanlarına göstermiş oldukları dostluklar nedeniyle sonsuz teşekkürlerimi sunuyor; bundan sonraki siyasi mücadelelerinde ve hayatlarında canı gönülden başarılar diliyorum.
Saygı ve hürmetlerimle,
Av. Mehmet Tolga Akalın
Bunlar Z kuşağı Kaybedecek bir şeyimiz yok sizin elinizden alınan özgürlüğe biz hiçbir zaman sahip olamadık ki diyorlar
Bizim evde su bardağını kaldırmıyor diye söylendiğimiz Z kuşağı
Ülkeyi ayağa kaldırdı uyandırdı 🤘🇹🇷
#Zkuşağı#Bendoğurdum#sarachanedeyiz#ekrenimamoğlu
Türk milletinin anayasal varlığının ve egemenliğinin “ Türkiye Halkı” adlı bir ucube üzerinden tartışılmaya hazırlanıldığı bir döneme giriyoruz. Bugün bu sürece mecliste en sert şekilde tüm gayreti ile karşı çıkacak vakur bir yönetim ve irademiz var .İyi Partiyi talimatsız yolda yürüyemeyecek milletvekillerinin sanal istifaları ile durdurmaya çalışan odak; dün fırsatını bulsaydı İyi Partiyi doğrudan saraya bağlayacak odaktır. Ancak asla başaramayacaklar.
Türkiye’de milliyetçiliğin ana sorunu, sivil kalamamış olmasıdır. Şehirli, sivil, entelektüel bir aydın hareketi olarak Cumhuriyet’i derinden etkileyen Türk milliyetçiliği düşüncesi, ne yazık ki siyasi eksende güvenlik bürokrasisinin kontrolünde, iktidar olması yasak, kritik noktalarda müesses nizamının kuklası bir politik aparat haline dönüştürülmüştür. Dolayısıyla, "asla bir araya gelmez" dediklerinizin el sıkışmasına da, tayini çıkanın "istifa ettim" demesine de şaşırmayın.
Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki millî egemenliği tartışma konusu yapılamaz. Kim teşebbüs ederse tereddütsüz altında kalır. Umuyorum ki, aşağıdaki cümleler, galip ordunun mağlup ayak takımı birkaç siyasetçisinin hezeyanından başka bir şey değildir.
Türkiye, Kıbrıs'ta TMT'yi (Türk Mukavemet Teşkilatı) Menderes iktidarında, Menderes'e rağmen, 1958'de kurdu. Buna karşılık, Kıbrıs'a 1974'te Ecevit-Erbakan hükümeti döneminde müdahale etti.
Türkiye Cumhuriyeti, bugüne kadar "27 Başbakan, 12 Cumhurbaşkanı" gördü. Cumhurbaşkanları, başbakanlar, iktidarlar gelip gidecektir. İktidarlar gelip geçicidir; baki olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Ulu Önder'in ifade ettiği gibi, “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Muhalefet yapma adına, Türkiye'nin gücünü ve fonksiyonunu küçümseyecek ve ülkeye zarar verecek söz, eylem ve tavırlardan uzak durmak gerekir.
Bugün Suriye'de yaşanan gelişmelerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gücünün önemli bir etkisi vardır.
Evet, iktidar 2011'de Suriye'nin iç işlerine müdahale ederek büyük bir hata yapmıştır. Evet, iktidar 2012 yılında Dışişleri bürokrasisinin güvenli bölge oluşturma teklifini reddederek büyük bir hata yapmıştır. Ancak tüm bunlar, bugün yapılan doğrulara destek olmamayı gerektirmez. Sonuç olarak, Erdoğan fanidir; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bakidir.
Doksanlı yıllarda genç bir ocak başkanıydım. Bir Doğru Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısının gazetedeki beyanatını okudum. Şöyle diyordu: “Her sela okunduğunda, ‘gitti bir Doğru Yolcu’ diyorum.” İlk okuduğumda, bu bizim başımıza hiç gelmeyecekmiş gibi gülümsediğimi hatırlıyorum. Bugün baktığımda ise, bir insan partisinin yaşlanma sorununu ancak bu kadar etkileyici bir şekilde ifade edebilir diye düşünüyorum.
Diğer yandan, bugünlerde hemen hemen her gün milliyetçi-ülkücü hareketin bir mensubunun vefat haberinin de sosyal medya hesaplarımıza düştüğünü görüyorum.
55 yıllık bir politik hareketin mensupları, Türk milliyetçiliğinin Türk devletini yönettiğini göremeden doğal nedenler ile uçmağa varıyorlar.
Artık hata yapma, akran kıskançlığına düşme, partizanlık gibi lükslerimiz kalmadı. Siyasal İslamcılığın 22 yıldır Erdoğan vesilesiyle üzerinde tepindiği devletimizi, kuruluş ilkelerine ve hedeflerine uygun bir şekilde yönetme; yeniden bir “Türk Çağı” açma ülkümüzü gerçekleştirmek zorundayız.
Devleti, kural devletinden “tek adam” devletine dönüştürecek sonra da disiplin diyeceksin. Senin aradığın disiplin değil “biat”. 15 yılda devleti kurup ona çağ atlatan Mustafa Kemal’in ülkesinde 25 yıldır tepinmene rağmen onu yok edemediğin gibi daha da iyi anlamamızı sağladın.
@avtolgaakalin O yüzden şimdi bırakn bu para masallarnı iftiraları siz o gün tepeden inme vekil neden koydnuz kazanack Kırklareli yi bile bile niçin sattınız Parti'nin geldigi konumu konuşun silsile halinde yapılan hatalar devam ediyor @omerkarakas_iyi sizin bu sözlerinizinizi asla unutmayacağm
@avtolgaakalin ADAM TOPLA ADAMMM en az 7/8 otobüs getiricn kontrl edicm sözlerne şahit oldk ne mi yaptık biz getirecektk ama bütçe ? herzaman olduğu gibi @avtolgaakalin aradm LÜLEBURGAZ için kaç otobüs kaldrcaksn haber et gondericem dedi ve her Ankara programına @avtolgaakalin desteğiyle geldk
@avtolgaakalin@meral_aksener Son Edirne'ye geldiğinde Ankara'da yapılacak olan bir program için salonda eliyle birini işaret ederek ki o kişi ilk günden hatta kurulmadan önce yanında olan tıpkı @avtolgaakalin gibi ayrılmamış biri salon ortasında ismini zikrederek ADAMMM TOPLAAA ADAMMM
@avtolgaakalin Daha anlatacak çok hikaye var değişik şahıslar ile ilgili peki neden sustunda şimdi konuşuyorsun diyenlere baştn itafen soyliyeym... Şahsım adına yanlışa hep tepki verdm ama yanlış yapanın muhattabina çünkü bir yandan makamda olduğumuz için partimiz zarar görmesin derdindeydik
@avtolgaakalin@omerkarakas_iyi aslında o gün emeği ile parası ve en önemlisi de zamanını harcayan alt kademe bizlere il ilçe baskanlarına gözdağı vermişti ha haaa sen gönüllü emek verenleri köfte ustası yapican şimdi kalkıp paradan maaştan bahsedicen yeter artık hepiniz emek hırsızı olmuşsnuz
@avtolgaakalin@omerkarakas_iyi bahsettiginiz şahıs ile aramda şöyle bir konuşma geçti begenmediyseniz bırakın gidin köfteci ustası işi bırakınca o işletme kapanmaz yarın patron yeni birini bulur dedi bende ona paralı eleman olmadığımızı biz burda gönül ile emek verdiğimizi anlatmaya çalıştim
@avtolgaakalin Bahsettiğiniz şahıs @omerkarakas_iyi ile son yapılan milletvekilliği seçiminde Kırklareli de 13 tane aday adayı var iken tepeden indirme birini neden getirdiniz bizim adaylarimiz var diye sormak için kendisine telefon ettim devamı 👎
Hayatım boyuncu hiç maaşım olmadı ve ancak hayat bana bonkör davrandığı için uzun yıllardır 5 ile 10 arasında değişen insana maaş öderim. Parti adına çalıştırdığımız insanların emeklerini dahi kişisel kaynaklarımdan karşılamaya çalıştığım da iyi bilinir.
Camdan bir evde oturan sana bu iftirayı attıran, gırtlağına kadar çamura batmış müfteriye selam söyle onun partinin sırtından edindiği servet bana maaş vermeye yetmez. Ait olduğu yere göndereceğimiz günler çok yakın. Tüm iddialar en ince ayrıntısına kadar teker teker araştırılacak ve mutlaka bir hukuki sonuca bağlanacak.Bunun önüne kim geçmeye kalkarsa bilinsin ki altında kalacak .Winter is coming…. @omerkarakas_iyi
KEMAL BEY’İN BİLMEDİĞİ
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında siyasi yasak istenen yargılama esnasında yaptığı savunmasının bir bölümünde, Sayın Akşener’i kastederek, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde vasiyet olarak ‘Kılıçdaroğlu’nu aileme emanet ediyorum’ diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı. Onlara inandığım için hata ettim. Evet, hatalıyım.” şeklinde bir beyanda bulunmuştur. Sanırım Kemal Bey, eksik bir bilgilendirme sonucu bu ifadeyi kullanmıştır.
Şöyle ki, Meral Akşener, 6’lı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayının belirleneceği 2 Mart 2023 tarihli toplantısından birkaç gün önce İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nu toplayarak, “Masaya Kemal Bey’in ismi gelirse ne diyelim?” sorusunu yöneltti. Birçok arkadaşımız ağırlıklı olarak Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu isminde mutabakat olursa destek verelim, ancak Kemal Bey’in ismi gelirse mutlaka kamuoyu yoklaması isteyelim dediler.
Toplantının sonuna doğru ben söz aldım. Kısaca, “Kemal Bey’in ismi geldiğinde kamuoyu yoklaması talebinde bulunmamız doğru ancak yetersizdir. Masa bunu bir şekilde reddedecektir. Ayrıca ‘üye yoklaması’ isteyelim. Hiçbir genel başkan kendi üyesinden kaçamaz,” dedim.
Birçok kimse şaşkınlık içinde kalınca şöyle açıkladım: “Bugün itibarıyla masanın üyesi 6 siyasi partinin toplamda yaklaşık 2.800.000 civarında üyesi var. (Bunların 1.200.000 civarı CHP’nin) Bu üyelerin telefon bilgilerini tek bir müşterek bilgisayarda toplayıp üyelere, ‘Kemal Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu’ndan hangisini aday görmek istersiniz?’ diye elektronik oylama yoluyla mesaj gönderelim. Üyeler de oy kullansınlar. Bunu ret ederlerse kendi üyesinin iradesinden kaçan genel başkanın meşruluğu da tartışılır, ret edemezler. Buna rağmen ret ederlerse de siyaset alanımız çok genişler dedim.
Akşener önce şaşırdı ve ardından ani bir refleksle, “Biz bunu inceledik, teknik mahsurları varmış.” diye anlamsız bir gerekçe sunarak bu teklifimi reddetti. Oysa böyle bir oylamanın yapılması halinde muhtemelen Mansur Bey veya bir ihtimal Ekrem Bey’in birinci çıkacağı aşikardı. Akşener böyle bir oylamanın yapılması ihtimalinden dahi çekindi.
Daha önce de ifade ettim: Akşener, ne Mansur Bey’in ne de Ekrem Bey’in adaylığını istiyordu. Akşener, Türkiye’yi Erdoğan ile Kemal Bey arasında sıkıştırıp ardından bir üçüncü adaylık yolu açarak kendisini aday yapmak istiyordu.
6’lı Masa toplantısının ertesi gününde (3 Mart 2023) acil olarak Genel İdare Kurulu’nu yeniden toplayarak, masada istiskal edildiğinden bahisle kalkma yetkisi istedi ve ittifakla bu yetki kendisine verildi. Buna istinaden masadan haklı, ancak içeriğini oğlu ile belirlediği son derece sert ve siyaseten yanlış bir konuşmayla kalktı.
Bu ihtimale hazır olan CHP, İYİ Parti içerisinde ilişkili olduğu ve bu kararın yanlış olduğunu düşünen üst düzey siyasetçilerin tamamını Akşener’in üzerine saldı. Ayrıca her türlü iletişim kanalı üzerinden ağır bir tenkit ve baskı süreci başladı.
Nihayetinde, 3 Mart 2023 günü masadan sert bir dille kalkan ve İYİ Parti GİK üyelerine, “Merak etmeyin, sizi yalnız bırakmam, ben aday olurum.” diyen Akşener, 4 Mart 2023 Cumartesi gecesi psikolojik olarak dağılmış bir şekilde Ersan Şen Hoca’ya adaylık teklif eder hale geldi.
Akşener’in vazgeçmesinin bir kılıfa uydurulmasına ihtiyaç vardı. Bu sebeple, 5 Mart Pazar günü, CHP’nin senaristi olduğu “iki belediye başkanının Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapılması” karşılığında Akşener’in 6’lı Masa’ya dönmesi senaryosu yürürlüğe kondu. Kalanı Türkiye’nin gözü önünde yaşandı.
Kemal Bey’in eksik bildiği husus şudur: Akşener, kendisine karşı aday olmak istedi ancak korkarak geri çekildi. İktidar işbirlikçiliği ise daha sonra…