Bu hayattan elim ayağım kalbimin en kuytu köşesinde sakladığım güzel bi ablam geçti.. Ölüm bi nimet belki çilesi bitti ama kalbimin yarısını da söküp gitti..
İnsanoğluyuz biz yine çiçekler açacağız yola Rahman dur diyene kadar devam edeceğiz ama hep bi eksik hep bi yarım..
Arkadaşlar burada bomboş takılmak bile ne kadar lüksmüş arkadaşlar be.. Bir de insan anne de olsa büyüyemeyince büyüyemiyormuş ve tabi ki bir de içinde hep küçük minik kaygısız bi kız çocuğuyla yaşamak istermiş ara ara ortaya çıkarmak için.. Her şey hızlı ben hala çocuk..
Siz hiç şehit haberi vermeye gittiniz mi ailesine? Sabah daha mesaiye başlamadan bir mesaj düşer önünüze. Yukarı köyden/mahalleden Ahmet Oğlu Mehmet şehit düşmüştür. Gereği yapılsın, ailesi bilgilendirilsin.+
sevmiyorum kardeşim ak partiyi. erdoğan'ın çok fazla hatasını da burada -sırtımda küfe olmadan- eleştirdim. eleştirinin de dozunu ara ara kaçırıp dm'den güzel bir dille (diğerlerinin aksine ana bacı sövüp ölümle tehdit etmeden, kardeşimle başlayan cümlelerle) uyarıldım. derdimi anlattım, "senin fikrin" deyip dua ettiler.
ak parti birçok şey başarmış olabilir. ama rezil bir parti. içlerindeki bazı insanların gece yastığa nasıl rahat baş koyduklarını aklım almıyor. vergiyi kokaine çeviren bir adam bile çıktı içlerinde. bunu gururla paylaştı. köpek meselesinin esas sorumlusu da 20 küsür yıldır iktidarda bulunan ak partidir, belediyelerde soygunun bu denli artabilmesinin sorumlusu da ak partidir. bunları ben de görüyorum, her seferinde dile getiriyorum.
AMA!
siz çocuklar köpek tanrılara kurban edilirken dışarı çıkmadınız,
birilerinin oğlu paramızla kokain çekerken dışarı çıkmadınız,
belediyeler soyulurken dışarı çıkmadınız,
gazze'de çocuklara bomba yağdırılırken ticaret devam ediyor diye çıkmadınız,
ibb soyulmuş diye dışarı çıkmadınız,
hizmet alamıyoruz diye dışarı çıkmadınız,
siz, bir belediye başkanının belediyeyi soymasının engellenmesi üzerine dışarı çıktınız. "bizimki niye hırsızlık yapamıyor? bu adalet mi?" diye dışarı çıktınız. size dayatılana karşı koymadınız. size dayatılan dayatılmayacak diye garip bir akıl tutulmasıyla dışarı çıktınız.
gelip de edebiyat parçalamayın, "sen niye şunu demiyorsun" diye beni bir şeylere zorlamayın. ben zaten sizin zorlamalarınızdan kaçmaya çalışırken mecburen kapılarını açanlara sığınıyorum. bu boktan düzende başka çare yok. bir kere bile oy vermediğim partinin üyesi gibi muamele ediyorsunuz. siz ne zaman adil oldunuz da şimdi adalet bekliyorsunuz? siz, kendi kendini tüketen, nefretten gözü dönmüş, oturup bir dakika bile düşünemeyen, sürekli aynı şeyleri tekrar edip kaybedip yine aynı umutlara sarılan zombi bir partinin yıllardır beynini yediği bir güruhsunuz. insanları bir şeye zorlayarak sonuç elde edeceğinizi sanıyorsunuz. başörtülüleri yanınızda görmeye çalışıp göremeyince örtüsüyle alay eden takiyeci münafıklarsınız.
buraya yazıyorum. hiçbir şey başaramayacaksınız. çünkü hakkın tarafında değilsiniz. bugün erdoğan'ı düşürebilseniz -hadi biraz hayal kuralım- yerine beceriksiz bir hırsızdan başka koyacak adam bile bulamamışsınız.
şimdi sövün hadi.
Şimdi biz sadece muhalif belediyelerin yolsuzluklarına dava açan bi devlete mi güvenicez yoksa kendi parti içi çıkar çatışmasını ülke gündemine taşıyan beraber belediyeleri soyup sonrada çıkarları uyuşmayınca birbirlerine itirafçı olup şikayet eden muhalefete mi?