Jet hızıyla hesabımız önce engellendi, sonra kapattıldı istanbul valisi tarafından! Bu Tweet’i Gören Herkes Bizi Takip Etsin.
Ekrem İmamoğlu korkusu nasılsa…
“Bu telaş, sadece bir şeyi gösteriyor: Sesimizden korkuyorlar.”
MERDAN YANARDAĞ O GÜNÜ ANLATIYOR
----------------------------------------------
"Tutuklandığımız gün yaşadıklarımızın haber değeri olduğu için kamuoyunun bilgisine sunmak isterim. Sabah saatlerinde önce doktor muayenesine ardından da eskortlar eşliğinde ve konvoy halinde adliyeye getirildim. Bildiğim kadarı ile sayın Ekrem İmamoğlu ve sayın Necati Özkan da aynı şekilde adliyeye getirilmiş. Çağlayan Meydanı’na geldiğimizde mezun olduğum lisenin bulunduğu yerde kurulan İstanbul adliyesi adeta binlerce polis tarafından kuşatıldığını gördüm. Aynı şey adliye koridorları için de geçerliydi. 5 saate yakın nezarette kaldıktan sonra savcıya çıktım ve ifademi verdim polis sorgusunda olduğum gibi savcılık sorgusunda da bütün suçlamaları ve kumpasa özgü iddiaları reddettim. Yeniden adliye nezaretine indirildim.
Yine saatler sonra mahkemeye çıktım. Mahkemede de ifadelerimi tekrarladım. Aynı işlem sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Necati Özkan için yapılmış.. Sonra yeniden nezarete indirilerek beklemeye başladık. Gece yarısına doğru 12. Sulh Ceza hakimliği’ne çıkarıldık. Sayın Ekrem İmamoğlu ve sayın Necati Özkan’ı ilk olarak orada, mahkeme önündeki koridorda beklerken gördüm. Hatta Sayın Ekrem İmamoğlu “geçmiş olsun Merdan bey” diye seslenince kendisini fark ettim. Kısa süre ayakta sohbet ettik. Ben de aynı dileklerimi ifade ettim.
Yarım saat kadar sonra duruşma salonuna girdik. Aynı hakim hızla salona girip yerine geçti ve yüzümüze bakmadan ve sanki elinde bir metni okuyor gibi ayrı ayrı tutuklandığımızı söyledi. Açıklaması tek cümleydi. Sonra yerinden kalkıp hızla salonu terk etmeye çalıştı. Biz sıra ile Necati Özkan ben ve Ekrem İmamoğlu yan yana kararı dinledik. Tam bu sırada hakim çıkmaya çalışırken Ekrem İmamoğlu yüksek sesle “burada yargılama yaptığınızı zannediyorsunuz şimdi burası bir mahkeme mi yüzümüze bile bakmıyorsun, Türk yargıçları ve verdikleri karardan emin olur ve başları diktir, sen başını eğip nereye kaçıyorsun” diyerek arkasından seslendi. Salonda bizim dışımızda, avukatlar, polis, jandarma ve mahkemenin çalışanları vardı. Bu yaşananlar haber olmadıysa bilinmesini isterim. Bizi tutuklayanlar gözlerimize bakamadılar. Bu sırada saat gece 2:30 idi Silivri’ye gelişimiz sabah altıyı bulmuştu."
Bugün hayatımda yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyorum.
Hakkımda yürütülen süreçte tüm iç hukuk yolları tüketildi ve avukatlarım bugün Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurumuzu yapacaklar.
Bu başvuru yalnızca benim için değil; adalet arayan herkes için, yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı için önemlidir.
Sağlık sorunlarıma rağmen cezaevinde tutulmam, sadece benim değil, aynı zamanda toplum vicdanının da yaralanmasıdır.
Ben, adaletin eninde sonunda tecelli edeceğine yürekten inanıyorum.
Umudumu kaybetmedim, hakkım olan özgürlüğe ve adalete kavuşmak için mücadelemi kararlılıkla sürdürüyorum.
Dualarınızı ve desteğinizi bekliyorum.
Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet Murat Çalık