Sayın Barolar birliği başkanımız; İnanın halkımız yasal haklarını, savunmanın etkisini, hukukun üstünlüğünü ‘mecburen’ bir hukukçu kadar iyi biliyor son yıllarda. Siz biraz da kişisel görüş ve imkanınız varken vermeniz gereken destekten bahsetseniz. Ders anlatma ötesine geçseniz.
Hakkında soruşturma başladıktan sonra kendi rızasıyla yurda dönen kişiye kelepçe takılması açıkça hukuka aykırıdır. Zira kelepçe ancak kişinin kaçacağına veya tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı halinde takılabilir.
Ayrıca, kolluğun kişinin kelepçeli görüntülenmesinin önüne geçmesi gerekirken bu görüntülerin kamuoyuna sızması ise suç teşkil etmekte olup masumiyet karinesinin de özünü zedelemektedir.
MİZAH SUÇ DEĞİLDİR
DENİZ GÖKTAŞ SERBEST BIRAKILSIN!
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up gösterisinin sosyal medyada yayımlanmasının ardından hakkında soruşturma başlatılması ve yurt dışından dönüşünde gözaltına alınması; Anayasa’nın düşünce, ifade ve sanat özgürlüklerini güvence altına alan 25, 26 ve 27. maddeleri ile kişi özgürlüğünü koruyan 19. Maddesinde belirtilen kişi güvenliği ve özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
Demokratik toplumlarda mizah; toplumsal olayları sorgulayan, eleştiren ve kamusal tartışmayı besleyen temel bir ifade biçimidir. İfade özgürlüğü yalnızca kabul gören, rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; sarsıcı, incitici, rahatsız edici ve iktidarı eleştiren ifadeleri de korur. Nefret söylemi ya da şiddete açık çağrı niteliği taşımayan mizahi anlatımların ceza soruşturmalarının konusu hâline getirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmak zorundadır. Hakkında açılan soruşturmayı bilerek ülkesine dönen Deniz Göktaş hakkında gözaltı tedbirine başvurulması; zorunluluk ve ölçülülük koşullarını karşılamamaktadır.
Dahası, Deniz Göktaş'a ters kelepçe uygulanması ve emniyet binası içinde ters kelepçeli halde çekilen görüntülerinin servis edilmesi, güç gösterisinden öte;* insan onurunu zedeleyen, kötü muamele ve işkence yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir uygulamadır. Bu uygulama, gözaltı tedbirine ilişkin adli sürecin bir parçası değildir. Bu görüntüler, kamuoyuna verilen bir gözdağıdır. İnsan onurunu zedeleyen bu uygulama; masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü ve kötü muamele yasağını delmektedir. Hukuk devleti, teşhir ve itibarsızlaştırma üzerinden işletilemez.
Ayrıca, bu tür işlemler yalnızca kişi özgürlüğünü değil; sanatsal ve eleştirel ifade alanını da baskılayan, toplumda otosansürü yaygınlaştıran caydırıcı bir etki yaratmaktadır.
Mizah ve politik hiciv, toplumun ve yönetenlerin kendileriyle yüzleşmesini sağlayan bir dev aynasıdır. Demokratik yönetimler, kendilerine tutulan bu aynaya tahammül edebildikleri ölçüde demokratik kalabilirler.
İstanbul Barosu olarak, Deniz Göktaş’a yönelik bu müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Yetkili makamları sanatsal ifade özgürlüğünü ceza tehdidiyle baskı altına alan uygulamalardan vazgeçmeye, Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılmasını ve hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılmasını sağlamaya çağırıyoruz.
Bugün Felsefe mezuniyet töreninde bir arkadaşımız paraşüt akademisyenden diploma alırken fotoğraf çekilmek istemedi. Bunun üzerine paraşüt Yasin Ramazan Başaran arkadaşımızın diplomasını vermek istemedi ve fiziksel olarak müdahale etti!
Yasin Ramazan Başaran derhal bölümden uzaklaştırılmalıdır.
Arkadaşımızın yanındayız, öğrenciler size boyun eğmeyecek!
#SonDakika | Komedyen Deniz Göktaş'a yöneltilen suçlamalar belli oldu!
Sabah saatlerinde Türkiye’ye dönen ve havalimanında gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamaları kapsamında yarın adliyeye sevk edilecek.
https://t.co/8xNJw6luRS
@SEVDAERDAN Sizlerin demokrasi adına yaptığınız hiçbir itiraz ve eleştiri samimi değil ve gözümüzde kıymeti yok. Şirin görünme ihtimaliniz sıfır ve artık bir aynaya bakmanızın zamanı geldi ve geçiyor hattâ …!
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
Bu dolandırıcılar her seferinde; evlerinde, banka hesaplarında, 70-100 milyon aralığında nakit, altın vb bulunduran 70-80 yaş aralığındaki yaşlıları nasıl buluyor? Bu veri bir havuzda mı duruyor? Tesadüfi bir olta değil bu kadarı…
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkartılması, Murat Ongun'un savunmasının yarıda kalması ve Tuncay Yılmaz'ın savunmasını yapması için nöbetçi avukat atanması. Hepsi aynı gün oldu. Barış ve demokrasi şenliği bugün yine zirvede.
Madımak Katliamı’nda yitirdiklerimizi anmak için Sivas’tayız.
2 Temmuz 93’te hedef alınan toplumsal barışımız ve kardeşliğimizdi. 33 yıldır hesap sorulmadı, adalet yerini bulmadı, halkımızın vicdanı yaralı bırakıldı.
Kaybettiklerimizi bir an bile unutmadan, onlara verdiğimiz sözü tutmak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kardeşliğin, hoşgörünün ülkesini hep birlikte kuracağız.
#unutMADIMAKlımda
Tutuklu sanıklar durumu izah etmek için söz isteyince izin verilmiyor, cezalandırılıp salon dışına alınıyor, savunma yapamıyorlar. Avukatlar işleri olan savunmayı yapamıyorlar. Hakim ikide bir çıkıp geliyor. Mübaşir herkesi azarlıyor, jandarmaya emirler veriyor. Nasıl olacak peki
#İBBDavası'nda 61. Gün
Tuncay Yılmaz "avukatım yok" dedi.
Hakim, "o zaman barodan görevlendirme isteyeceğiz.
O gelince devam edersiniz ara veriyorum" dedi.
Salondan ayrıldı.
2026 Dünya Kupası'nda Yeşil Burun Adaları'yla karşılaşacak Arjantin milli takımı, Miami yolculuğu öncesi Kansas City Havalimanı'nda didik didik arandı.
Lionel Messi'nin arama esnasında güldüğü görüldü.
#İBBDavası'nda 61. Gün
AVUKATLAR, MESLEKTAŞLARI ve EKREM İMAMOĞLU SALONA ALINMAZSA SALONA GİRMEME KARARI ALDI.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
Ve Avukatlar Tora Pekin, Mehmet Can Seyhan, Deniz Yavuzyılmaz mahkeme salonundan ÇIKARILDI
"Size açıklama mı yapacağım" diyen mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun salondan çıkarılması talimatını vermeden önce şunlar yaşandı:
Ekrem İmamoğlu: “Siz yaptınız, ben yapmadım. 9 Temmuz diye bir gündemi önümüze siz getirdiniz. Baştan bir liste ayarladık. Tamam, o listeyi… Sayın Başkan, 9 Temmuz zaten bu sıralamada bir süre sorunu değildi. 9 Temmuz’u dün getirdiniz önümüze. Eğer 9 Temmuz konusunda bir seferberlik varsa, neyi başka öne çekmeyin? 9 Temmuz’dan sonra operasyon yapılacaksa bilelim de ona göre hareket edelim.”
Mahkeme Başkanı:
“Bakın, salondan çıkartırım sizi.”
Ekrem İmamoğlu:
“Neyi salondan çıkarırsınız? Neyi? Ben çıkarım, çıkartmanıza gerek kalmaz. Ama siz mi? Ben pazarlık mı yapacağım? Ben? Neyin pazarlığı Sayın Başkan? Neyin pazarlığı? Buradaki arkadaşların savunması yetişmezse bir sonraya bırakılacağını üç defa kabul ettiniz. Bizim önerimizi kabul ettiniz Sayın Başkan. Bir akşamda ne değişti? O zaman ‘Avukatlarımız süre sınırlamalarına birazcık uysunlar.’ derseniz… Hayır, mesele 9 Temmuz’du ya. Ne oldu, anlamadım.
Sayın Başkan, 9 Temmuz diye… Hayır, 9 Temmuz diye… Hayır, 9 Temmuz diye… Bakınız, şu anda bile saat 11.20’de başlıyoruz. 10.30…
Hayır efendim, bakınız. Ama benim arkadaşım Fatih Bey, benden önce, iddianamede örgüt yöneticisi olarak gösterdiğiniz kişi. Benden önce konuşmalı diye sizinle bunu ilk hafta görüştük, kabul ettiniz. Ara savunma talebinde de söyledim, kabul ettiniz. Bu haftanın başında da konuştuk, yine kabul ettiniz. Şimdi takvim dediğinizde 9 Temmuz niye bir sınır oldu Sayın Başkan? 9 Temmuz’da Türkiye’de kıyamet mi kopacak? Ben anlamadım yani.
Mahkeme başkanı: Savunmamıza devam edelim. O bittikten sonra Tuncay’ı alacağız, o bittikten sonra sizi alacağız.
Ekrem İmamoğlu: Yani neden uzattınız? Ne yapıyorsunuz? Benim Fatih Bey’den önce veya sonra savunma yapmam neyi değiştirecek diyorsunuz. Benim için çok şeyi değiştiriyor. Bakınız, benden önce, iddianamede yönetici olarak gösterilen kişinin savunmasını dinlemek benim savunmamın düzenini oluşturuyor. ‘Operasyon mu çekilecek?’ dedim. Türkiye’de ne olacak? Avukatlarımız da hakkını verecek. Rica ediyorum, bu konuyu uzatmayalım.”