İnsan bazen en çok kendi içinde kaybolur; kimseye anlatamadığı, anlatsa bile anlaşılmayacağını düşündüğü o derin duyguların arasında sıkışıp kalır. Dışarıdan bakıldığında gülümseyen, güçlü duran biri gibi görünür ama aslında içinde biriken kırgınlıklar, hayal kırıklıkları ve yarım kalmış umutlar geceleri sessizce çoğalır; zihnini susturmasına izin vermez, kalbinde tarif edemediği bir boşluk bırakır. Ve en acısı da şudur ki; herkes seni 'iyisin' diye bilir, kimse gerçekten nasıl olduğunu sormaz. Sorsa bile cevabını duymaya hazır değildir. Bu yüzden insan bir süre sonra susmayı öğrenir, anlatmamayı, içinde büyüyen o fırtınayı kimseye göstermemeyi seçer. Çünkü bazı hisler vardır ki ne kadar anlatırsan anlat eksik kalır, ne kadar saklarsan sakla yine de içini acıtmaya devam eder.