Kadıköy’de ne oluyor sorusuna cevap ararken işe Beyoğlu’ndan başlamak iyi olur. Beyoğlu farklı sınıflara mensup bireylerin kültür ve eğlence ihtiyacını karşılayan bir merkez iken AKP’li yıllarda adım adım bu vasfını yitirdi. Mekanların nasıl el değiştirdiği, bu süreçte yerel yönetimin ve iktidarın neyi hedeflediğini biliyoruz. İktidar, gece hayatını büyük ölçüde Kadıköy’e sürdü.
‘Beyoğlu’ndan Kadıköy’e göç’ orta sınıfa başta çok cazip geldi. Zira Kadıköy, Beyoğlu’na nazaran sınıfsal ve kültürel olarak daha homojendi. Semtte içki adabını bilen, sürdüren bir geleneğin yanı sıra alternatif kültür adacıkları da canlıydı. Bu haliyle konforlu ve besleyici bir yanı vardı. Ancak Kadıköy beşeri ve maddi olarak karşılama kapasitesinin ötesinde bir taleple yüz yüze kaldı.
Öncelikle sahaflar başta olmak üzere Kadıköy kültürel yaşamının vazgeçilmez mekanları tek tek kepenk indirdi. Zira eğlence yerlerine endeksli kiralarla baş etmek mümkün değildi. Eskiden kitap baktığınız, düğme seçtiğiniz dükkan kafe ya da bar oluverdi. Kadıköy merkezin yakın çevresinin meskûn mahal olma vasfı,
emekli dostu özelliği günden güne azaldı. Kamuya ait mekan azlığı ticarileşme furyasının dengelenmesini imkansız kıldı.
Son yıllarda bir de mafyatik tiplerin geldiği, Kadıköy dokusuna uymayan işletmeler mantar gibi çoğaldı. Beyoğlu’nun son 15 yılını anımsatan bir mülkiyet değişimi baş gösterdi. Rant iştahı ile hareket eden sermayenin alternatif mekanlara doğru bir yayılma taktiği izleme ihtimali de yüksek.
Özetle, Kadıköy’ün mevcut hali bir ‘operasyon’ için mümbit bir zemin oluşturuyor. Bunun yaşam tarzına müdahaleyi içeren bir boyutu var ama tanık olduğumuz durum bundan çok daha fazlası. Haydarpaşa’dan Söğütlüçeşme’ye uzanan rant odaklı bir dönüşüm peyderpey tamamlanıyor. Toplumsal muhalefet, semti sakinleri ile yerel yönetimin ortak bir hatta çözüm için buluşması dışımda bir yol da görülmüyor.
Beykoz/Paşabahce'de farklı toplumsal aktörlerin faillikleri ekseninde bir semtin dönüşen sosyo-mekânsal dinamiklerini, bu dönüşümün yaşandığı mekânda birlikte konuşacağız.
Yer: Beykoz Kundura Fabrikası
Yüzyüze katılım için iletişim: 0535 507 5775
Uzun süredir uğraştığımız Uluslararası Grev Raporu 2022, Türkçe ve hazır! ABD, Brezilya, Çin, İtalya ve Şili'den dostlarla birlikte hazırladık. Kısa bir karşılaştırma, her ülkeden sayısal veriler ve birer grevci işçiye röportaj.
Buradan indirilebilir:
https://t.co/BOZSBiWVGV
17 yaşındaki öğrenciden Ümit Özdağ’a:
“Minibüse bindiğimde Türk olmayanlar benden önce oturuyor. Hamile numarası yapıp bizim yerimize oturmaya çalışıyor. Taciz görüyoruz.
Bizim çaremiz sizsiniz.”
Vijay Prashad’dan bir alıntı yapmak gerekirse “Her yenilgi emekçiler için bir okuldur. Her sosyalist inşa deneyimi, gelecek deneylerimiz için bize ders verir.”
Irkçılık bir hastalık mıdır?
Bana göre değildir.
Çünkü en azgın hastalık bile ırkçılığın yanında masum kalır.
Irkçılık egemen sınıflar tarafından bilinçle örgütlenen ve bilinçlere şırınga edilen şoven bir zehirdir.
Panzehir: ırkçılıkla mücadeledir.
Meslekî alanımız “emek” ile yaşam alanımız “sanat”ı bağlantılandıran çalışmalarımızı bir araya getiren “Emeğin Sanatı Sanatın Emeği” pek yakında İmge Yayınevi’nden çıkıyor… 🤍
Her yıl 3-5 adet Türk futbolunun bittiği gece tanımı yapılır. Aradan birkaç gün geçer yine “sabahlar olmasın”a döner. Çok da şey etmeyin eğleniyor erkekler işte
📌Sığınmacılara ayrım yaptı; su ve katı atık vergisini 10 kata çıkardı, nikah ücreti 100 bin TL olsun dedi
📌Temel insan hakları için referandum istedi
📌”İsterlerde bana faşist desinler” dedi
Bu filler disiplinlik bile olmadı
Aftan önce bunları da konuşmak gerekmez miydi?
Yakılarak öldürüldüğü söylenen işçinin ölümüyle ilgili kaçak ocak sahipleri Hakan Körnöş ve Enver Gideroğlu ile Ahmet Aydın tutuklandı.
Ahmet Aydın, olayın nasıl gerçekleştiğini ifadesinde şöyle anlattı:
“Alaattin bunu bir araca götürüp polis ya da jandarmaya haber verelim dedi ancak Hakan bunu kabul etmedi. Hakan, ‘Benim infazım var burada çalıştığı öğrenilecek. Ocak ve işçiler kaçak. Bundan dolayı başımız ağrır. Yapacak bir şey yok biz bunu yok edelim’ dedi.
Hakan ile petrole gittik 5 litre benzin aldık. Araçtan indik bagajdaki maktülü yere indirdik Üçümüz taşıyarak 6-7 metre ileri götürdük. Hakan benzini Afganın üzerine döktü. Bana da çakmağı çak dedi. Ben de talimatla ateşi yaktım Afgan yanmaya başladı"
https://t.co/tyqfwP9wj8
YAKMIŞLAR !!!
İşte göçmen nedir birde bu açıdan okumak gerekiyor. Öyle bir dönemdeyiz ki gerçekten bazıları utanmadan "evet ırkçıyım" diyebiliyor. Benim kanım donuyor.
Bu kadarı örgütlü kötülükten başka birşey değil.
Zonguldak'ta madende hayatını kaybeden göçmen işçiyi yakmışlar. Tam dehşet. Ocakta zaten kaçak işçi çalıştırıldığı defalarca söylenmiş hiçbir şey yapılmamış. "Memlekette en ucuz kalem işçi canı" demişti Can Atalay.
Bu da yakılan göçmen işçinin yakınının feryadı....
Mücella Yapıcı'nın tahliye olduktan sonra ilk sözleri:
"Hiçbirimizin suçu yoktu. Bu nasıl bir adalet anlayabilmiş değilim. Ben burada canlarımı bıraktım çıkıyorum"