Robotlar ne yönde gelişiyor diye değil insanlar ne yönde gelişiyor diye kaygılanmak lazım.
Dünyanın pek çok ülkesinde "teknolojinin insan refahı yönünde dengeye getirilmesi için regülasyon özellikleri" konusunda yaptığım konuşmalardan birinin "risk tarifi"ne dair özünü, burada dikkatle yazmak ve ilgilenen herkesle paylaşmak isterim:
Insana değil dijitale güvenen, diğer insanlara ilişkin algısını ve mesafesini dijital üzerinden kuran, kendisini gerçeklik üzerinden değil sanal üzerinden tanımlayan, izolasyona dayanıklı, elektroniğe bağımlı, bilgi kaynaklarını da kendi dilini de tamamen dijitale kaptırmış, yeni bir insan türü geliyor.
2060 senesi itibarıyla ergen veya çocuk olan insanların istisnasız tamamı bugüne kadar dünyanın hiç görmediği bambaşka bir tür insan olacak.
Bugünün aynı masada baş başa yemek yerken ikisi de el cihazlarına bakan insanlarını 90'ların sonunda erişkin olan -30 yıl önce de şu anda da erişkin olan- insanlara göstersek şoke olurlardı. O insanların ta kendileri bugünkü bu insanlara ağrısız acısız, büyük keyifle, dönüştüler. Yaklaşık 25 yıla ergen veya çocuk olacak olan, yani bugünün ergenlerinin çocuğu olacak olan kuşak, insanın ne olduğu konusunda yepyeni bir tanım getirecek olan en keskin kopuş kuşağıdır. Bugünün çocukları ve ergenleri köprüdür. Varılacak yeni insan tanımı onların çocuklarındadır. O noktadan itibaren, kuşaklar arası farklılaşmadan değil, insan tarifinde farklılaşmadan bahsediyor olacağız.
2060 senesinde robotların neyi becerebiliyor olacağına dair korkulardan daha önceliklisi, eğer kolektif olarak bilinçli özen gösterilmezse ve bu bir konu olarak kabul edilmezse, insanların artık neleri beceremiyor olacağıdır.
Hayatında hiç göz teması kurarak öpüşmemiş insan orduları, aylarca dijitalleriyle yalnız kalabilen ve buna yalnızlık demeyen insan orduları, bedeninin ve ruhunun gerçek dünyadaki halini değil kimliğinin sanal alemdeki halini esas alan ve umursayan insan orduları, yeni bir kuşak değil yeni bir yaratık olacaktır.
Bugünün erişkinleri, kendi çocuklarını yetiştirirken bu akıntıya defans yapabilecek ve teknoloji ile dövüşmeden ama insanı koruyup ön plana çıkararak özel gayret sarf edebilecek ve bunu bir insanı koruma refleksi olarak çocuklarına da aşılayabilecek son kuşaktır. Bu mücadeleye girmek yerine kolaya kaçılırsa, torunlarımız yönünden hiçbir şansımız yoktur. Çocuklarımız bu mücadelenin yolunu bileceklerse ancak o insana en fazla dokunmuş ana babaların elinde, nene ve dedelerin elinde bilecekler. Gözlerinin içine bakılarak "bunu koru yavrum" denildiği için, bir ağacın altında aileden birisiyle yatıp kiraz yerken beraberce kitap okudukları için, bunun yitip gidebildiği onlara bilinçle anlatıldığı için, bilecekler. Insana ait sıcak ritüeller artık korunmaya muhtaçtır. Konu, robotun ne kadar güçlü olduğu değil insanın ne kadar zayıf olduğudur. Bize ait her şeyi kolaylıklara terk ederken bizden ne çok şeyi terk ettiğimizi anlama vaktidir. Bu bilinçle insan özünü koruyucu tedbir alma vaktidir.
"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
“Piçim ben! 25 sene önce koyuyordu adama ama geldik artık 35 yaşına. kimsenin baba felan sorduğu yok. senin baban 35 sene önce gelip anama kaydı diye benimde babam olmuyor anladın mı? Ortada bir hata var. Benim anam onun hesabını ödedi.”
🎞 Limonata (2015)
🔴#SONDAKİKA | İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
• 23 yıl önce, başka bir ABD yönetimi bizi Orta Doğu'da bir savaşa sürükledi.
• O zamanlar da, bu savaşın Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmişlerdi ve demokrasiyi getirmek için saldırı yapıldığı söyleniyordu.
• Ancak gerçekte kıtamızın Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi.
• Irak Savaşı, cihatçı terörizmde ciddi bir artışa, Doğu Akdeniz'de büyük bir göç krizine ve genel olarak enerji fiyatlarında artışa yol açtı.
• Bir yasa dışılığa başka bir yasa dışılıkla karşılık veriseniz insanlığın büyük felaketleri işte böyle başlar.
• İspanya bu felakete ve savaşa karşıdır. Çünkü biz hükümetlerin insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için var olduklarını, insanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek için değil, anlıyoruz.
• Ve bu görevi yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte birkaç kişinin cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez.
• İspanya bu savaşa karşıdır ve posizyonunu kimse değiştiremeyecektir.
Gülben Ergen:
“Adliye önünde çağrı yaptı!
Yardım istedi!
Kızımla beni koruyun dedi!
Anne kız ölü bulundular!
Adam tutuklanmadı bile!
Adamın ifadesi bile alınmadı.”