Camus, aşkı absürt (saçma) bir evrende insanın elindeki tek gerçek sığınak olarak görür. Dünya anlamsızdır, ölüm kaçınılmazdır; fakat bir insanı sevmek, bu anlamsızlığa karşı başkaldırmaktır.
“Seni sevmek acıya ve anlamsızlığa başkaldırmaktır"
ihsan oktay anar “onun yerinde olsaydım böyle yapmazdım" demek; "ben 2 sayısının yerinde olsaydım, 3 ile toplandığımda 5 etmezdim" demek gibidir” demiş dünden beri bu cümleyi düsünüyorum
bir ağacın başında sevdiğin bir rengi uzun uzun beklemek yerine “onun da yeşereceği yokmuş” diyerek kendi haline bırakmak da bir bahar aslında. en rahat hissettiğim bahar.
En büyük sınavlardan biri, karşınızdaki için ÇOK önemli fakat sizin için hiçbir şey ifade etmeyen bir konuya denk gelmek.
Herkesin ötekini kendine benzetme ya da sadece benzerlerini tercih etme ısrarı ne garip.
"...şehirler geçtim, yollar yürüdüm, bilmediğim kentlerde akşamın sokaklara getirdiği o telaşı izledim. insanların yüzlerine baktım ve yollar boyu düşündüm. anladım ki, tüm yolculuklar geri dönmek içinmiş. bütün yolculuklar, eve dönebilmek uğrunaymış. şimdi evi arıyorum..."
“Birini sevmek, ona rastlamanın değerini bilmektir. Çünkü insan, kısacık hayatında yüzlercesine rastlayamaz; rastlamamalı da. Birinden diğerine koşmamalı. Birine rastlamış olmanın değerini bilmeli. Sevgi budur: Ona rastlamış olmaya dair şükran duygusu.”
Şiir bilmek, yeryüzünde yazılmış o güzel şiirleri bilmek acıtıyor bazen. Kırıldığın yerleri dağıldığın yerleri sustuğun ve bağırdığın yerleri saklıyorsun kendine. Sonra o şiir geçiyor zihninden. Saklandığı yerler açığa çıkıyor.
Abbas Kiyarüstemi'nin dediği gibi “ Çiçek her yerde güzeldir. Bazen yağ tenekesinde, bazen yoğurt kabında, bazende saksıda. Çiçek dalından koparsada defterin arasında. Hatta mezar taşı üstünde…”
Kemal Sayar der ki; “Kimi insanlar vardır, size sadece var olmanızla bile sıra dışı bir şey yapıyor olduğunuz hissini verirler. Adeta içinizdeki güzelliği çekip çıkarır ve yüzünüze tutarlar. Onlar bu çağın soyluları, çiçek dirilticileridir. Olur da elinizi tutarlarsa bırakmayın.”