ilk bölüm candan, son bölüm afet. her izlediğimde çok üzüldüğüm neden böyle bitti dediğim bir final. ama bir taraftan da çok realist bir bakış açısından bakmışlar. candanlar, afetler hep bir köyden kovulur malesef
Tarihte barbar ve tecavüzcü olarak bilinenler Vikingler ama Türk Milli takımı Yeniçeri-Akıncı Kostümü ve ya Göktürk Savaşçısı gibi giyinip poz verse tüm Dünya "Irkçılık" diye ağlardı. Merih "Bozkurt" yaptı ceza yedi aq😂
Disney Türkiye, Oyuncak Hikâyesi 5'te Buzz Işıkyılı'nı seslendiren Kerem Atabeyoğlu'nu paylaştı.
Kerem Atabeyoğlu ile birlikte Woody'i de tekrardan Ali Ekber Diribaş konuşacak.
Vay arkadaş, DNA testinden bulduğum uzaktan Amerikalı kuzenlerim çıktı. Aylar önce yazmıştım yeni gördüler. Halen hangi taraf bulamadık ama araştırıyoruz. Aşırı hypelandım.
3. filmde Kıvanç Tatlıtuğ ve Beren Saat'in seslendirme yapması çok başarılı ve keyifli bir pr çalışmasıydı. Ancak Toy Story 5'te influencerların seslendirme kadrosuna dahil edilmesi bana hem ülkemizde dublaj sanatının değersizleştirilmesi hem de maliyetten kaçma çabası gibi geliyor.Kıvanç ve Beren'in karakterleri ana karakterlerdendi evet ama bu arkadaşların seslendirdikleri bazı karakterleri yurt dışında ünlü isimler seslendiriyor, fakat bunlar genellikle oyuncu veya sanatçı oluyor. Influencerlara rol verilmesi bana doğrudan ucuz bir tercih gibi geldi. Ya bu işin eğitimini almış birisi tercih edilmeliydi ya da gerçekten tanınmış oyuncularla çalışılmalıydı.Olay seslendirenlerde değilde daha çok onlara bu teklifi yapanlarda.
Avrupa'ya gitmek isteyen milyonlarca insan, senelerdir bir yazılım mafyasına haraç ödüyordu.
Adı vize ücreti değil. Adı, gücü elinde tutanın saltanat sefasıydı resmen.
Ve bu düzen kendiliğinden çatlamadı. Bir süredir biliniyordu, Canan Coşkun ve İbrahim Haskoloğlu gibi gazeteciler inatla üstüne gidiyordu. İkisi de susturulmaya çalışıldı ama azimle devam edilince, ülkemizde bile bir şeylerin değişebileceğini gördük sayelerinde.
Senelerdir bize yaşatılanı düşünün, randevu açılıyor, biz daha sayfayı göremeden bir yazılım saniyede yüzlerce kez deneyip hepsini kapıyor. Uyumayan, yorulmayan bir makineyle yarışıyoruz ve kaybediyoruz, her alanda... Sonra o randevular bize yüzlerce euroya geri satılıyor.
Ama asıl mesele bottan derin. Sistem en baştan, hepimizi bir aracıya muhtaç bırakacak şekilde kurulmuş. Bot sadece o boşluğu nakde çeviren araç.
Teknoloji kimsenin elinde silah olmamalı ama oluyor. Yapay zeka ölçeğinde bu işler çok daha tehlikeli bir hal alabilir. Sokaktaki başıboşluk dijital dünyaya da taşınırsa gerçekten çok daha zor durumda kalırız.
Bu yalnızca bizim ülkemizin sorunu da değil. Ama herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü bir dönemde, insan ister istemez karamsarlığa kapılıyor.
Yine de o gazetecilerin yaptığı tam olarak şunu kanıtlıyor: bir tek kişinin inadı bile koca bir çarkı durdurabiliyor. O yüzden hem bu işin peşini bırakmayan gazetecilere destek olmalı, hem de kendimizi sürekli geliştirmeliyiz.
Birey olarak bir şeyin peşine düşmek, sandığımızdan çok daha büyük bir şeyi değiştirebilir.