🚨Sevgili gençler boşuna uluslararası ilişkiler okuyup, hayaller kurmayın. Fatma Betül Sayan Kaya'nın akrabası veya kızkardeşi değilseniz büyükelçi olamıyorsunuz. Bu hanım Fatma Betül Sayan Kaya'nın kızkardeşi. Hiçbir dışişleri ve diplomasi eğitimi yok ve Finlandiya büyükelçimiz.
🇳🇴 Norveç'te kuduzdan ölen son Norveçli, 2019'da hayatını kaybeden Birgitte Kallestad'dı. Ve kadın o kuduzu Filipinler'de bir yavru köpekten kaptı ama Norveç'te öldü. Yoksa ülkede 200 yıldır kuduz hiç yok.
Norveç'te yerli kaynaklı son kuduz ölümü vakası ise 1815'te yaşanmış.
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
Çirkin, nursuz, harami, hırsız, kendine tapan, ahlaksız ve hesap vermez. Kötü 100 sıfat varsa 99'una sahip bir kadın. Siyasal İslam bir kadın olsaydı adı, cismi ve görüntüsü Fatma Betül Soyan olurdu.
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
🚨Fatma Betül Sayan'ın tespit edilen mal varlığı 36 milyon dolar iken henüz tespit edilmemiş mal varlığının 100 milyon doları geçebileceği belirtildi. (Halk TV)
Bir belediye başkanı olmamasına rağmen hiçbir ihale ve benzeri imkanlar olmadan bu serveti edinmesi akla soru işaretleri getirdi.
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
🚨Fatma Betül Sayan Kaya'nın hırsını anlamak için şu videodaki olay yeterliydi. 2018'de yaşandı bu izleyeceğiniz rezillik. İktidarın dümenindeki bakanlarla kadraja girmek için bakanların arkasına oturmak amacıyla danışmanını Berat Albayrak'ın arkasındaki koltuğu kapması için göndermişti. O koltuğa sürekli Süleyman Soylu oturduğu için Fatma Betül hanım geri planda kalıyordu.
🚨Koltuk kapması için gönderdiği kadın danışmanı koltuğu Soylu'nun tombiş danışmanına kaptırınca en son kendisi gitti ve devlet ciddiyetine yakışmayan şaşırtıcı bir arsızlıkla koltuğu aldı. O esnada hırsı belliydi. Hırsı olanın hırsızlığı da olacaktı elbet ama o günlerde bugünkü gücüne kavuşma savaşı veriyordu.
🚨Bitmedi. Bunun bir diğer rezilliği de Hollanda'ya gittiğinde yaşandı. Mart-2017'de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak Rotterdam'a gitti. Partililerle buluşma yapıp kaçak miting yapacak ve AKP'de adını öne çıkaracaktı. Türk Başkonsolosluğu'na girmesine Hollanda polisi izin vermedi. Aracından inmeyi reddedince Hollanda polisi, vinçli çekici getirdi ve makam aracını bulunduğu yerden kaldırdı. Sonunda araçtan çıkarıldı ve polis eskortuyla Almanya sınırına götürüldü. Aslında kovuldu. Tarihte böyle bir başka rezillik daha hiç yaşanmadı.
🚨Bizi bütün dünyaya rezil eden bu olay, Türkiye ile Hollanda arasında büyük bir diplomatik krize dönüştü. Hollanda maalesef tamamen haklıydı. Ülkesinde bir başka partinin gövde gösterisi yapmasına müsaade etmiyordu ama Fatma Betül hanım inadına o Hollanda'ya gireceğim diyerek Almanya'dan kaçak girmeye çalışıyordu. Yanlış duymadınız.
🚨Hiçbir şey olmamış gibi Almanya'dan Hollanda'ya karayoluyla girerek bu kadın krizin merkezine oturdu ve Hollandalı yetkililer tarafından Almanya sınırına götürüldü. Bu kadını desteklemek ve arkasında durmak için partili koyunlar, portakal kesmeli protestolar düzenlediler. Hollanda'ya kaçak girmeye çalıştığı için de kendisine Nene Hatun dedi trol medyası.
🚨 Fatma Betül'ün Rezilliklerle başlayan siyasî hayatı, henüz 45 yaşında, bir başka rezillikle böylece sona ermiş oldu. Twitter sayfası bile @drbetulsayan. Hiçbir normal insan Twitter adresine doktora ünvanını koymaz ama bu koymuş. Bilimsel görgüye aykırıdır bu. Tüm bunlar gelişmemiş ve kendini gerçekleştirmemiş ve dilimizdeki karşılığı "hödük" olan garip bir kişiliğin göstergeleri idi. Doktorasını kendisi mi yazdı bilmiyoruz. LGS birincisi olan oğlu da gerçekten birinci mi? Onu da muhtemelen hiç bilemeyeceğiz.
🚨Bu kadının medya sorumlusu ile karşılaşmıştım. Anlattıklarını burada ispatlı olarak gösteremeyeceğim için söylemeyi doğru bulmuyorum ama şunu bilin son derecede kompleksli ve ön planda olmaya takıntılı biri olduğu yönünde idi anlatılanlar.
🚨Fatma Betül Sayan Kaya hanımefendi hazretleri, bu fakir ve değersiz hayatımıza aniden girdi ve aniden çıktı. İBB parasıyla 120 bin dolar harcayarak okuduğu Amerika'daki üniversite keyfi ve konforundan itibaren kendisinden milletçe alacaklıyız.
🚨Başörtüsü, tek başına, hiçbir kadını erdemli kılmaya yetmez arkadaşlar. Namus kavramı da başörtüsüne sığmaz. Haram yememek, kul hakkı almamak, insan kalabilme hikayesinin en mühim kısmıdır.
🚨Başörtüsü en fazla başı örter arkadaşlar, karakteri değil. "Makamlarsa insanı büyütmez, insanlar makamları büyütür." Demiştir Aliya Izetbegović.
🚨Başörtüsü bir tercih olabilir, kültürümüzde kutsaldır da. Sütçü İmam o örtüye el uzatıldığı için Maraş'ta Hürriyet ateşini yakmıştı lakin erdemden ve namustan arınmış bir başörtüsü hiçbir şeyi ötmüyor bunu hep birlikte gördük. Evet eşarp bir tercihtir lakin erdem ise her gün yeniden verilen bir imtihandır.
Böyleleri için kifayetsiz muhteris deriz yani;
Kapasitesi ve yeterliliği sınırlı olduğu hâlde makam, güç ve görünürlük konusunda aşırı hırslı olan kişi demektir.
Milletçe güzel günlere uyanmak dileğiyle,
Sağlıcakla.
⚜️
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
🚨Sevgili gençler boşuna uluslararası ilişkiler okuyup, hayaller kurmayın. Fatma Betül Sayan Kaya'nın akrabası veya kızkardeşi değilseniz büyükelçi olamıyorsunuz. Bu hanım Fatma Betül Sayan Kaya'nın kızkardeşi. Hiçbir dışişleri ve diplomasi eğitimi yok ve Finlandiya büyükelçimiz.
💢 Laiklik aslında bir asır boyunca bu memleket insanının dinini korudu. Bunu bu günlerde daha iyi anlatmıştır herkes. Zira şu içerisinde olduğumuz döneme bakıp Allah’a inanmayan insanların ne kadar ateist oldukları gerçekten tartışılır
💢 Çünkü yıllardır siyasetçilerin ve onların emrindeki hocaların dilinden bir Allah dinliyorlar ama Allah’ın adını çok duymakla Allah’ın adaletini görmek aynı şey değil
💢 Bir insan hayatı boyunca Allah kelimesini duyabilir ama karşısına adalet olarak çıkan bir Allah görmediyse merhamet olarak görmediyse emanet olarak görmediyse liyakat ve hakkaniyet olarak görmediyse anlatılan Allah ile yaşanan hayat arasında büyük bir uçurum oluşur
💢 Allah’ın adaletini görmeyen bir insana Allah’ı anlatmak kolay değildir
💢 Çünkü o insanın zihninde Allah çoğu zaman adaletin değil yoksula sabret diyen güçlüye ise susan bir düzenin üzerine vurulmuş kutsal bir mühür hâline gelir
💢 Böyle bir ortamda Allah’a değil Allah adına kurulmuş sahte düzene itiraz eden birine hemen dinsiz demek belki de asıl meseleyi hiç anlamamaktır
💢 Zira onların inanmadığı Allah haksızlığın karşısında susan yoksula sabır anlatırken servetin hesabını sormayan liyakatsizliğin önünde kapıları açarken ehil insanları kapının dışında bırakan ve bütün bunların üzerine dinî sözlerle perde çeken bir Allah tasavvurudur
💢 Böyle bir Allah tasavvuruna karşı çıkan insanların aslında Allah’a değil Allah’ın karşısında durduğu düzene itiraz ettiklerini anlayabilsek belki onların durumunu hemen ateizm diye açıklamayacağız
💢 Biz ise karşılarına geçip gerçek İslâm bu değil deyip duruyoruz
💢 Bunu her söylediğimizde biraz daha komik hâle geliyoruz
💢 Çünkü komşumuzun kapısına polis geldiğinde bizim kapımıza gelmemesi için dua ediyoruz
💢 Komşumuzun malına el konulduğunda bizim malımıza dokunmasınlar diye susuyoruz
💢 Doğruyu haykırmak yerine nasılsa birileri söyler diyoruz
💢 Fırsatını bulduğumuzda kendi çocuğumuzu işe sokmak için araya adam koyuyoruz
💢 Başkasının çocuğu aynı işi torpilsiz beklerken kendi çocuğumuzun önünü açmanın yolunu arıyoruz
💢 Liyakat olmalı diyoruz ama bizim oğlanın ya da kızın önüne liyakatli biri geçtiğinde bu defa bizim çocuğun da hakkı var diyerek başka bir kapı arıyoruz
💢 Yolsuzluk haramdır diyoruz ama işimiz düştüğünde abi şu işi bir hallediver diye tanıdık arıyoruz
💢 Başkasının torpiline kızıyor kendi torpilimize rica diyoruz
💢 Kul hakkı yenmez diyoruz ama sırada önümüze bir tanıdık geçtiğinde sesimizi çıkarmıyoruz
💢 Sonra da başkasının hakkını yiyenlere öfke kusuyoruz
💢 Devlet adil olmalı diyoruz ama devlet bizim lehimize haksızlık yaptığında susuyor aleyhimize yaptığında birden hukukçu kesiliyoruz
💢 Herkese eşit hukuk diyoruz ama karşı tarafın adamı tutuklandığında alkışlıyor kendi adamımız aynı muameleyle karşılaştığında bu nasıl hukuk diye bağırıyoruz
💢 Kaçak göçe karşı çıkıyoruz ama işimize geldiğinde kayıt dışı çalışan yabancı işçiyi en ucuz fiyata çalıştırıyoruz
💢 Bir yandan bu insanlar neden burada diye soruyor diğer yandan kendi işimizin maliyetini düşürmek için onların ucuz emeğinden faydalanıyoruz
💢 Nüfus artmıyor diye ağlıyor sonra bir çocukla yetiniyor en fazla iki çocuk yapıyoruz
💢 İşsizlik bitmeli diyoruz ama kendi dükkânımızda sigortasız çalıştıracak birini arıyoruz
💢 Adam kayırma bitsin diyoruz ama kendi akrabamızı bir makama yerleştirme ihtimali doğduğunda ahlâkımızın sesi birden kısılıyor
💢 Toplum bozuldu diyoruz ama o toplumun bozulmasına katkı yapan küçük davranışlarımızı hiç hesaba katmıyoruz
💢 Gençler neden ülkeden gidiyor diye soruyoruz ama kendi çocuğumuz yurtdışında iyi bir iş bulduğunda bizimki kendini kurtardı diye seviniyoruz
💢 Başkasının çocuğu gidince beyin göçü oluyor bizimki gidince başarı hikâyesi
💢 Adalet istiyoruz diyoruz ama adaletin önce bizim kapımızdan geçmesini istiyoruz
💢 İşte tam burada gerçek İslâm bu değil demek giderek komikleşiyor
💢 Çünkü mesele sadece başkasının yanlışına karşı çıkmak değil
💢 Mesele aynı yanlış bize çıkar sağladığında da onun yanlış olduğunu söyleyebilmek
💢 Asıl sınav haksızlığa uğradığımızda adalet istemek değil haksızlıktan faydalanabileceğimiz zaman da hayır diyebilmek
💢 Komşumuzun evine polis geldiğinde bize gelmesin diye dua etmek kolay
💢 Asıl mesele komşumuzun kapısında haksızlık gördüğümüzde kendi kapımızın güvenliği pahasına bile olsa bunun doğru olmadığını söyleyebilmek
💢 Başkasının malına el konulduğunda susup kendi malımız güvende kalsın diye beklemek adalet değil
💢 Başkasının çocuğu torpilsiz kaldığında üzülüp kendi çocuğumuza torpil aramak da adalet değil
💢 Başkasının hırsızlığına öfkelenip kendi küçük fırsatçılığımıza uyanıklık demek de adalet değil
💢 Başkasının özgürlüğünü savunmayıp kendi özgürlüğümüz tehdit edildiğinde özgürlük kahramanı kesilmek de adalet değil
💢 Adalet başımıza geldiğinde istediğimiz şey değil başkasının başına geldiğinde de savunduğumuz şey
💢 Gerçek dindarlık da bana dokunmayan yılan bin yaşasın ahlâkının üzerine birkaç güzel dinî cümle koymak değil
💢 Çünkü bir gün yılanın kimin kapısına geleceğini kimse bilmiyor
💢 Bugün başkasının hakkına sessiz kalan yarın kendi hakkını savunacak bir toplum bulamayabilir
💢 Bugün torpile alkış tutan yarın kendi çocuğu torpilsiz kaldığında neden adalet yok diye soramaz
💢 Bugün başkasının özgürlüğüne kayıtsız kalan yarın kendi özgürlüğünü savunurken yanında kimseyi bulamayabilir
💢 Toplumlar işte böyle çürüyor
💢 Büyük kötülükler bazen büyük kötüler tarafından değil küçük çıkarları uğruna susan milyonlar tarafından büyütülüyor
💢 Sonra hep birlikte dönüp bu ülke neden böyle oldu diye soruyoruz
💢 Cevap çok uzakta değil ki?
💢 Hülasa ülkeyi bozan sadece kötülüğü yapanlar değil kötülük kendisine dokunmadığı sürece susanlar da
💢 Gerçek İslâm bu değil demek yetmez
💢 Gerçek İslâm’ın ne olduğunu önce kendi hayatımızda göstermek gerekir
💢 Fakat mesele sadece gerçek İslâm bu değil demekle de bitmiyor
💢 Çünkü gerçek İslâm bu olmadığı gibi gerçek Allah da ortalama bir partilinin bir siyasetçinin bir tarikat mensubunun bir vaizin veya dini kendi siyasi ve dünyevî hesabına alet eden herhangi bir ölümlünün Allah’ı değildir
💢 Allah hiç kimsenin siyasi mülkü değildir
💢 Hiçbir parti Allah’ın vekâletnamesini taşımaz
💢 Hiçbir siyasetçi Allah adına hüküm verme makamında değildir
💢 Hiçbir hoca kendi yorumunu Allah’ın iradesinin yerine koyamaz
💢 Hiçbir iktidar yaptığı her işi kutsal bir zırhla kaplayamaz
💢 Kur’an’ın Allah’ı insanların makamlarına göre değişen bir Allah değildir
💢 Zengine başka fakire başka güçlüye başka güçsüze başka davranan bir ilah değildir
💢 Nisa Suresi 135 ayet bu konuda açık konuşur
💢 Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun
💢 Aynı ayet zenginle fakiri de aynı ölçünün içine koyuyor
💢 Zengin olsunlar yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır
💢 Yani Allah’ın ölçüsü makam değil
💢 Servet değil
💢 Soy değil
💢 Yakınlık değil
💢 Parti değil
💢 Cemaat değil
💢 Devletin koridorlarında kiminle yan yana yürüdüğünüz hiç değil
💢 Ölçü adalet
💢 Mâide Suresi 8 ayetten verelim örneği... bu ayet de aynı şeyi başka bir yerden söylüyor
💢 Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin
💢 Adil olun
💢 Düşmanına bile adalet emreden bir dinin mensubu olduğunu söyleyip kendi tarafının yaptığı haksızlığı savunmak nasıl bir dindarlık
💢 Rakibine gelince hukuk kendi adamına gelince mazeret
💢 Muhalife gelince ahlâk yakına gelince sadakat
💢 Fakire gelince sabır güçlüye gelince hikmet
💢 Böyle bir din anlayışı Kur’an’ın anlattığı din değildir
💢 Çünkü Allah’ın kitabında adalet dekor değil
💢 Süs değil
💢 Seçim meydanlarında kullanılacak bir slogan değil
💢 Cuma hutbesinde birkaç dakika hatırlanıp pazartesi günü unutulacak bir kelime hiç değil
💢 Adalet dinin omurgasıdır
💢 Nahl Suresi 90 ayet de bu meseleyi çok açık biçimde ortaya koyuyor aslında
💢 Allah adaleti iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor. Hani her cuma hutbesinde imamın okuduğu ayettir bu.
💢 Burada dikkat edilmesi gereken şey nedir bilir misiniz?
💢 Allah önce adaleti söylüyor. O yoksa Allah da yoktur o toplumda ve Allah bunu biliyor. Allah, kendisinin bilinmesi için adaletle yönetilmesini istiyor aslında çünkü ondan uzaklaşırsanız adaletsiz bir toplumda dinin yaşanmayacağı zaten realitedir.
💢 Çünkü bir toplumda adalet yoksa yapılan yardım bile bazen iktidarın lütfuna dönüşüyor oysa o yardım sizin benim bizim paralarımızdan kesilen vergilerden yapılıyor.
💢 Oysa insanın hakkı sadaka değildir
💢 Vatandaşın hakkı yöneticinin ihsanı ve insafı hiç değildir
💢 Devletin görevi kullarına lütuf dağıtmak değil hakkı sahibine teslim etmektir
💢 Nisa Suresi 58 ayete bakalım bugün liyakat tartışmalarının tam ortasına bırakılmış bir cümle gibi bomba gibi duruyor bu ayet. Çok iyi okuyun çünkü bu kısım Türkiye'de olup biten tüm problemlerin esas reçetesidir ve tüm yazıda aklınızda kalması gereken ana kısımdır. Ayet şöyledir:
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Emaneti ehline vermek
💢 Bundan daha açık ne söylenebilir?
💢 Devlet makamı emanettir
💢 Kamu görevi emanettir
💢 İhale emanettir
💢 Bütçe emanettir
💢 Mahkeme emanettir
💢 Üniversite emanettir
💢 Bürokrasi emanettir
💢 Devletin kasası emanettir
💢 Yetki emanettir
💢 Borsa emanettir
💢E-devlet bilgileri, mahrem bilgiler emanettir
💢 Emanet akrabaya dağıtılacak miras değildir. Partili yöneticiler istediğinde çekmeceden çıkarılacak mahrem dosyalar da değildir.
💢 Emanet sadakat gösterene verilecek ödül değildir
💢 Emanet siyasi yakınlığın karşılığı değildir
💢 Emanet bizden olsun ölçüsüyle dağıtılacak bir ganimet değildir
💢 Emanet ehline verilmiyorsa Kur’an’ın emri ile devlet pratiği arasında büyük bir uçurum var demektir
💢 O zaman sorun yalnızca ekonomi değildir
💢 Sadece siyaset değildir
💢 Sadece yolsuzluk iddiası da değildir
💢 Asıl sorun ahlâkın kamusal hayattan çekilmesidir
💢 Çünkü liyakatsizliğin bedelini önce devlet öder sonra millet öder en sonunda çocuklar öder o çocukların elinde de ya devlet yücelir ya da sömürge olur yıkılır.
💢 Bugün bir makam ehil olmayana verildiğinde belki sadece bir koltuk yanlış kişiye verilmiş gibi görünür
💢 Ama yarın o koltuğun altında bir hastane aksar
💢 Bir okul misal verelim eğitim kötüleşir
💢 Bir ihale şişer
💢 Bir kamu projesi gecikir
💢 Bir genç işsiz kalır
💢 Bir bilim insanı ülkesinden umudunu keser çeker gider
💢 Bir aile yoksullaşır
💢 Devletin çürümesi bazen büyük bir patlamayla başlamaz
💢 Küçük torpillerle başlar
💢 Bir hatır telefonuyla başlar
💢 Bizim çocuk cümlesiyle başlar
💢 Bir dosyanın öne alınmasıyla başlar
💢 Bir liyakatlinin arkaya itilmesiyle başlar
💢 Bir kamu kaynağının yanlış kişiye teslim edilmesiyle başlar
💢 Sonra sistem buna alışır
💢 Bir süre sonra liyakat istisna torpil gelenek olur
💢 Ve toplumun en büyük kaybı sadece para değildir
💢 Güvendir
💢 Çünkü insan hakkıyla çalıştığı halde hakkını alamıyorsa önce kurumlara sonra devlete sonra geleceğe olan inancını kaybetmeye başlar
💢 İşte burada dinin siyasete alet edilmesi sadece dinin itibarını değil devletin itibarını da tüketir
💢 Çünkü insanlara her haksızlığın üzerine bir ayet her başarısızlığın üzerine bir dua her ekonomik sıkıntının üzerine bir sabır telkini koyarsanız bir süre sonra insanlar ayetten değil ayeti kullananlardan uzaklaşabilir
💢 Sonra da kalkıp neden insanlar dinden uzaklaşıyor diye sorarsınız
💢 Belki önce şu soruyu sormak gerekir
💢 İnsanlara hangi Allah anlatıldı sahi?
💢 Adaleti emreden Allah mı?
💢 Yoksa adaletsizliğin üzerine çekilen kutsal perde mi?
💢 Fakire sabrı anlatan ama zengine hesap sormayan bir din mi?
💢 Kul hakkını vaazlarda hatırlatan ama kamu hakkını siyasetin dışında bırakan bir ahlâk mı?
💢 Allah korkusu diyen ama devletin parasının da bir emanet olduğunu unutan bir anlayış mı?
💢 Böyle bir tabloda insanın ben bu anlatılan Allah’a inanmıyorum demesi ile Allah’ı inkâr etmesi aynı şey değildir!
💢 Belki insan Allah’a değil kendisine Allah diye sunulan siyasi karikatüre itiraz ediyordur
💢 Çünkü Allah’ın adıyla yapılan her şey Allah’ın rızasıyla yapılmış olmaz
💢 Din adına konuşan herkes de dinin kendisi değildir
💢 Sakal cübbe sarık kıyafet makam kürsü ve dinî söylem kimseye Allah adına hüküm verme hakkı vermez
💢 İnsanların Allah’tan uzaklaşmasına şaşırmadan önce onlara nasıl bir Allah gösterdiğimize bakmak gerekir
💢 Çünkü o an insanların kaybettiği şey iman değil güven olur
💢 O vakit çalınan şey para değildir
💢 İşte o vakit çalınan şey insanların devlete duyduğu güvendir
💢 Ve bir toplumda güven kaybolduğunda geriye yalnızca boşalan kasalar değil boşalan vicdanlar da kalır
💢 Allah’ın adını çok söylemek kolaydır
💢 Asıl mesele Allah’ın adını adaletin içinde yaşatabilmektir
💢 Çünkü insanlara Allah’ı anlatmanın en güçlü yolu Allah adına konuşmak değil Allah’ın adaletini kendi hayatında göstermektir. Allah'ın adaletini konuşturmak, Allah'ı konuşturmak gibidir.
💢 Adalet bize dokunduğunda değil başkasına dokunduğunda da adalet!
💢 Hak bizim hakkımız olduğunda değil başkasının hakkı olduğunda da hak!
💢 Velhasıl dn yalnızca dilde söylenen söz değil insanın kendisine çıkar sağlamadığı zaman bile vazgeçmediği ahlâktır
💢 Gerçek sınav tam da burada başlar işte
💢 Kendi adamımız haksız olduğunda da hakkı söyleyebiliyor muyuz
💢 Kendi çocuğumuz torpille öne geçecek olduğunda da geri çekebiliyor muyuz?
💢 Kendi malımız güvende kalacak diye başkasının malına yapılan haksızlığa susmuyor muyuz?
💢 Kendi özgürlüğümüz güvende diye başkasının özgürlüğünü feda etmiyor muyuz?
💢 Eğer bunları yapamıyorsak Allah’ın adını ne kadar çok söylediğimizin pek bir anlamı kalmıyor
💢 Çünkü adalet başkasından beklenen bir erdem değil önce insanın kendi nefsine uyguladığı bir ölçüdür
💢 Ve belki de bugün(lerde tekrar tekrar kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:
💢 Biz Allah’a mı inanıyoruz yoksa işimize geldiği sürece Allah’ın adını kullanmaya mı inanıyoruz?
💢 Çünkü adaletin olmadığı yerde din adına söylenen en güzel söz bile zamanla insanların kulağında boş bir gürültüye dönüşebilir
💢 Sonunda geriye tek bir şey kalır
💢 İnsanların Allah’tan değil Allah adına kurulan düzenden uzaklaşması sonucudur bu ve de buna hiç şaşırmamak gerekir
💢 Çünkü bazen insanın Allah’a olan inancını sarsan şey Allah’ın kendisi değil Allah’ın adını kullanan insanların adaletsizliğidir
💢 Ve lütfen unutmayalım
💢 Çalınan şey maalesef sadece insanların malı değildir
💢 Çalınan şey bazen insanların devlete duyduğu güvendir.
💢 Türkiye'de ateizm vardır çünkü Allah birçok konuda laftadır ve aradan çıkarılmıştır. Allah varsa da Türkiye'deki toplumsal ve siyasi atmosferin ruhunda yoktur işte Allah varken de onu yok gösterenler yöneticiler olduğu için gençler de o Allah'ın görmüyorlar doğal olarak.
💢 Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor
💢 Peki siz Allahın emaneti olan adil bir düzeni insanlara gösterebildiniz mi ki yokluğunun hesabını soruyorsunuz
💢 Emaneti ehline vermeden liyakatten söz edebilir misiniz
💢 Adaleti yaşatmadan adaleti savunduğunuzu söyleyebilir misiniz
💢 Hakkı sahibine teslim etmeden Allahın hakkaniyetinden bahsedebilir misiniz
💢 İnsanlara Allahı anlatmadan önce Allahın emrettiği adaleti göstermek gerekmez mi
💢 Çünkü insanlar bazen Allahı inkâr etmiyor
💢 Allah adına kendilerine gösterilen adaletsizliği inkâr ediyor
💢 Ve bu nedenle belki de bugün en büyük sorumuz şu olmalı:
💢 Biz insanlara Allahı mı gösterdik yoksa Allahın adını kullanarak kendi düzenimizi mi gösterdik?
💢 Çünkü Allahın adını dilinden düşürmeyen bir toplumda adalet yoksa sorun insanların Allahı duymamış olması değildir
💢 Belki de Allahın emrettiği adaleti hiç görmemiş olmalarıdır. Allah görünmez ama adaletiyle hükmeder, emrettiği gibi emaneti sahibine, hak edene verirseniz o Allah ancak o şekilde hissedilir. İnanan samimi inanır, inanmayan da yine başımızın üzerindedir zira bu memleketin evladıdır.
💢Bu yazıyı neden yazdığıma gelince; Tarihimizde ilk kez ülkemizdeki ateizm oranı %10'u buldu. Komünist yönetim altında 70 sene Allahsızlık propagandasıyla yaşayan Orta Asya ülkelerinde bile böyle bir oran yok.
💡Hayaldi, gerçek oldu. Sebep olanların da Allah belasını versin.
Allah'ın adaletine inançla onun adıyla yazdık ve ondan başka hiç kimseden korkmuyoruz, korkmayacağız da...
Adalete inanan ve onu ayaklar altına alanlardan korkmayanlara selam olsun.
Hepimize geçmiş olsun.
Elbette geçecek. Bu da geçecek.
Yeniden başlayacağız.
Yolumuz şimdiden açık olsun.
İnanan ya da inanmayan bu memleketin bedel ödemiş tüm güzel insanları,
İşimiz zor, yolumuz uzundur.
Allah bizimle olsun!
Saygılarımla.
-y-
@volkan_giritli 2018 yılında Dr. Yüksel Hoş tarafından derlenip çıkarılmış ve duyurulmuş bir bilgidir. Daha önce kimse tarafından bilinmiyordu ve unutulmuş bir şeydi
Kaynak olarak biz eklemiş olalım.
Bunu yazan adam sosyolojiden gram anlamıyordur. Konya'ya hayatınız boyunca adım atmasanız bile Filistin için toplanacak o stadın ful + ful çekeceğini bilmek zor değil.
Ekibi çok iyi kurmuşlar.
Hırsız Fatma'nın Finlandiya'da büyükelçilik yapan kızkardeşi Hilal Sayan Koytak bakın Finlandiya'da Türkiye Cumhuriyeti'nin imkanlarını kime kullandırıyor. Fon vurguncusu ortakları Emre Tezmen'e.
💢Ezberlenmiş dini retorikler, adaleti sanki titizce veriyormuş havasındaki üsttenci söylemler, sınırsız özgüven ve makam sarhoşluğu ile söylemlerden kopukluk. İşte @drbetulsayan'ın Türkiye tarihine geçen rezil ve hazin sonu. Çocuklarınızı haramdan koruyun. Asla böyle olmasınlar.
Fon vurgununda kayıp 20 milyar dolar. Bunun 36 milyon doları %0.18 yapar. Bu paranın 550 katı daha götürüldü.
Betül Sayan ortaya çıktı, geri kalan yaklaşık 550 Betül Sayan kim ve nerede?
Bugün; "Betül Sayan parayı iade etti" haberleri medyaya sürüldü:
📌 Belge ve dekont yok.
📌 Hukuken 2.2 milyar TL değil, 2 katı 4.4 milyar TL iade etmeli.
📌 Parayı iade etmesi tutuklanmasına engel değil.
📌 İlk yatırdıkları 163 milyon TL'yi nasıl kazandıkları belli değil.
Ben basın kartı olan bir gazeteci değilim, ancak bugün birçok gazetecinin SORAMADIĞI bu basit soruları sizin adınıza sorabildiğim için sayfalarım erişime engelleniyor.
Artık paylaşımlara bu yeni sayfadan devam ediyorum. Bilginize!
🔵 Distaste