„Stop the Deportation of Tuğba Koç – She Faces Immediate Arrest and Persecution in Turkey” - Jetzt unterschreiben! https://t.co/UKGkHbqQxx @Change aracılığıyla
Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile koruma polisi Şükrü Eroğlu, adliyeden yoğun güvenlik önlemleriyle çıkarıldı.
Türkay Sonel'in tutuklanması yetmez. Vali de tutuklanmalı. Yıllardır bu cinayetin ortaya çıkmasını engelledi. Hep birlikte hamile bir kızın canına kıydılar. İki cinayet işlediler.
Gülistan MilatOlsun tüm kadın cinayetleri aydınlatılsın.
Arkadaşlar, bu konu çok önemli. Lütfen elden ele yayalım.
İzmir Şakran Kadın Cezaevi Müdürü Aysun Güner’in, başta hasta mahpuslar olmak üzere kadınlara yönelik ağır hak ihlallerine yol açan uygulamaları artık görmezden gelinemez.
Hiç kimse makamına güvenerek insanlara haksızlık yapamaz. Hiç kimse bir başkasının sağlık hakkını, yaşam hakkını elinden alamaz.
Aysun Güner görevden alınsın! @adalet_bakanlik@ctekurumsal
#KHKlıÇözümBekliyor
Ayrıntılı bilgi: https://t.co/zY67bdVP1a
Burdur Cezaevinde bugün yapılan bayram görüşünden çıkan askeri öğrenci aileleri:
"Yirmi bayramdır çocuklarımız hapiste. Bayramda herkes gülüp oynarken biz gözyaşıyla vedalaştık. Suçsuz, günahsız çocuklarımızı on yıldır hapiste tutan devlet büyüklerinden rica ediyoruz: Artık buna bir çözüm bulunsun, buna bir son verilsin. Bu vebali ne ülke, ne de bir kimse kaldırabilir."
#KHKlınınBayramı
İstanbul'da açıklama yapan asker annelerini gözaltına almışlar.!!!
10 yıldır haksızlığa uğrayan bu anneler sesini nasıl duyuracaktı?
Anayasal toplantı, gösteri hakkını nasıl engellersiniz?
@gul_davut@TC_istanbul@istanbul_EGM
Eşi Eyüp Birinci'nin gördüğü işkenceleri Deutsche Welle English ve France 24'e anlattığı için tutuklanan fizik öğretmeni Asuman Birinci, hayati risk sınırının altındaki kan değerleriyle yaşam mücadelesi veriyor.
AsumanBirinciye TedaviHakkı
Arkadaşlar, Merve Saydan'ın sesini duyuralım. Eşi ve çocukları perişan olmuş durumda. Baba, üç saatte bir bebeklerle bir emniyete gidiyor. Lütfen üşenmeyin. Desteğinize ihtiyaç var.
İkiBebek CezaevineGirmesin
Cafer Tekin İpek'i Sincan Cezaevi'nde ziyaret ettim. Cafer Bey'in ciddi sağlık sorunları var, ayrıca ömrünün neredeyse 10 yılına mal olan hukuksuzluğu ve haksızlığı anlamlandırma hususunda derin bir hayal kırıklığı yaşıyor.
Kendisi, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla 11 yıl 3 ay, yine aslında bu kapsamda 'düşman hukuku' zorlamalarıyla Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan 6 yıl 3 ay ve Vergi Kanununa muhalefetten 22 yıl hapis cezasına mahkum edilmiş durumda.
Mahkumiyetin gerekçelerine bakıldığında dosyada bir yargılamadan ziyade, önceden verilmiş bir hükmün sonradan gerekçelendirilme çabasıyla karşı karşıya olunduğu görülmektedir.
Terör örgütüne üyelikle ilgili kararın dayanağı olarak;
🔴 İpek ailesine ait şirketlerde hakim ortak ve yönetim kurulu üyesi olması,
🔴 Bu şirketleri FETÖ/PDY örgütünün amaçları doğrultusunda yöneterek medya şirketleri,
🔴 Vakıf ve üniversite kurması,
🔴 Şirket gelirleri ile himmet paraları aktarımı işlemlerine imza atması gösterilmiştir.
Oysa kararda, İpek ailesinin; medya şirketlerinin alımı, vakıf ve üniversite kurulması gibi faaliyetlerin, dönemin Başbakanı ve Bakanları tarafından bizzat teşvik edildiği, hatta vakıf ve üniversitenin kurulması, yer tahsisi gibi işlemlerin bu teşvikler sayesinde gerçekleşebildiği gerçeği elbette göz ardı edilmiştir.
Kurulan vakfın hükümet kararı ile kamu yararı statüsüne sahip olduğu, şirketlerden bağış yapılan (himmet olarak nitelendirilen) derneklerin ise o dönemde dahi Bakan ve Milletvekillerinin ön saflarda yer aldığı yerler olduğu hususları dikkate alınmamıştır.
Daha da önemlisi, TCK 314 uyarınca üyelik mahkumiyeti için zorunlu olan “kişinin örgütün şiddet, cebir veya terör faaliyetlerini bilerek ve isteyerek desteklediğine” ilişkin 540 sayfalık kararın bütününde hiçbir izahat yer almamaktadır.
Buna karşılık, şirket adına kayıtlı yüzlerce hattan yalnızca bir-iki tanesinde ByLock tespiti yapılması (bu hatların Cafer Tekin İpek tarafından kullanılmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen) ona yüklenmiş; ayrıca şirket tarafından ücret karşılığında alınan Zaman gazetesi abonelikleri “örgütsel kararlılık” delili gibi yorumlanmıştır.
Bu yaklaşım, cezalandırmayı ceza kanununda belirtilen fiile değil, kişiye atfedilen niyete dayandırmakta. Cafer Tekin İpek dosyası, ceza hukukunun temel ilkeleri ile objektiflik, orantılılık ve öngörülebilirlik ilkelerinden ne ölçüde uzaklaşıldığını gösteren ibretlik bir örnektir.
Bugün “delile göre hüküm” yerine “hükme uygun delil üretme” mantığının egemen olması nedeniyle yalnızca belli bir kesim değil, muhalefetinden gazetecisine uzanan geniş bir yelpazede sayısız insan hukuksuzluğa maruz kalmaktadır. Bu hukuksuzluk sarmalına hep birlikte “dur” demediğimiz müddetçe, dün ya da bugün başkalarının başına gelen yarın hepimizin kapısını çalacaktır, çalıyor da...
Bu konuyu daha detaylı incelediğim yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz:
https://t.co/h1XEuyv0XV
Ümraniye, Soyak'ta dün gece yaşandı!
15 yaşındaki gencin gözüne biber gazı sıkan polis memuresine bakın!
Çocuk kör olabilirdi!
Suç ihtimali varsa gözaltına al, o da yok biber gazı sık, çek git!
Çocuklar bu kadar değersiz mi, genci böcek görene ne yapacaksınız? @TC_istanbul