Öğrencilerimle LGS sorularını çözdük, Türkçe testi adı altında çoklu veriyi sentezleme, sözel verilerden matematiksel mantık kurmaya kadar uzanan, sınavın belirleyicisi olarak sorulan soruları hiçbir öğrencim yapamamış, anlatılan konular, çözülen testler, verilen emekler kurulan hayaller bazı sorularla hiç edilmiş, bu öğretmenin yetersizliği, öğrencinin başarısızlığı ya da velinin sorumsuzluğu değil, işin mutfağından, malzemenin yetersizliğinden bihaber olanların eseridir. Geçen yılki başarının üçte birini dahi beklemiyorum, öğrencilerimi teselli edemiyorum, inanılmaz sinirliyim çok ama çok üzgünüm..!
LGS’de kimsenin konuşmadığı veya fark etmediği bir gerçek var.
Çocuklar bir yıl boyunca MEB’in yayımladığı örnek sorularla hazırlanıyor.
Öğretmenler derslerini buna göre anlatıyor.
Yayınevleri denemelerini buna göre hazırlıyor.
Kurslar programlarını buna göre yapıyor.
MEB’in denemeleri çözülüyor.
Milyonlarca öğrencinin hazırlık süreci aynı referans üzerinden ilerliyor.
Sonra sınav geliyor.
Ve binlerce öğrencinin ağzından aynı cümle çıkıyor:
“Bu sorular örnek sorulara ve MEB denemelerine benzemiyordu.”
Peki neden?
Çünkü örnek soruları hazırlayan ekip başka.
Sınav sorularını hazırlayan ekip başka.
Öğrenciye yıl boyunca yön veren ekip başka.
Öğrenciyi sınav günü değerlendiren ekip başka.
Sorun sınavın zor olması değil.
Sorun, öğrencinin bir yıl boyunca hazırlandığı anlayış ile sınavda karşılaştığı anlayışın aynı olmaması.
Bir tarafta rehber var.
Diğer tarafta sınav var.
Ama ikisi her zaman aynı dili konuşmuyor.
Aradaki farkın bedelini ise 13-14 yaşındaki çocuklar ödüyor.
Eğer örnek sorular gerçekten rehber olacaksa, o rehberi hazırlayan ekip ile sınavı hazırlayan ekip arasında tam bir uyum olmak zorundadır.
Aksi halde her yıl sınavdan sonra aynı tartışmayı yaşamaya devam ederiz. #LGS2026
Üvey baba, kızını yıllarca taciz etti:
👉🏻 “Yakında benim karım olacaksın.”
👉🏻 “Kendime engel olamıyorum, eskisini ver yenisini al kampanyasından faydalanacağım, seni alacağım.”
👉🏻 “File çorap sana çok yakışıyor, evde onları giy.”
İstanbul Büyükçekmece'de yaşayan 23 yaşındaki Beyza Yakut'un anne ve babası, anlaşmazlık sebebiyle 15 yıl önce boşandı.
Anne Yakut, 2012 yılında iş insanı Zülal Akdoğan'la 2015 yılında evlendi.
O dönem 10 yaşında olan Beyza Yakut, iddiasına göre, üvey babası tarafından hem fiziksel hem de sözlü olarak taciz edilmeye başladı.
Beyza, bir süre sonra yaşadıklarını arkadaşları ve rehber öğretmenine anlattı.
2016 yılında taciz hakkında bir dilekçe yazılarak Büyükçekmece Çocuk Büro Amirliği'ne iletildi.
Yakut'un ayrıca emniyete giderek şikayetçi de olması istendi ancak anne yerine üvey baba arandı. Yanlış kişinin aranmasına gerekçe olarak babanın adının kadın ismine benzemesi gösterildi.
İddiaya göre, yaşanan tartışma ve baskı sonrası şikâyetten vazgeçildi ve dosya takipsizlikle sonuçlandı.
İlerleyen süreçte devam eden taciz olaylarına karşı Yakut, ses kaydı ve mesajları toplayarak elde ettiği delillerle 2024 yılında savcılığa başvurdu.
Açılan soruşturmada Akdoğan'ın tutuklu yargılanmasına karar verildi.
Mahkemeye sunulan WhatsApp mesajlarında Akdoğan'ın Yakut'a yönelik, “Yakın zamanda soyadın değişecek, sen de benim karım olacaksın az zaman kaldı” ve “Kendime engel olamıyorum eskisini ver yenisini al kampanyasından faydalanacağım, seni alacağım” gibi taciz söylemlerinde bulunduğu görüldü.
Ayrıca evde kıyafet seçimi ve fiziksel temas yoluyla yapılan taciz iddiaları da dosyada yer aldı.
Zülal Akdoğan, 17 ay boyunca tutuklu yargılandı. Ancak 27 Nisan günü görülen son duruşmada mahkeme, suçu ‘çocuğa cinsel taciz’ yerine ‘sarkıntılık’ olarak nitelendirdi.
Uyguladığı ceza indirimiyle beraber Akdoğan'a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Sanığın cezaevinde geçirdiği süre göz önüne alınarak tahliye edildi.
Tahliyeye itiraz edeceklerini söyleyen Beyza Yakut yaşadıklarını anlattı:
“Anneme, aileme bir şey olur diye yıllarca sustum. Evde kapalı giyindim ve olabildiğince ondan uzak durdum.
‘Sana kimse inanmaz’ diyerek beni korkuttu. Annem dahil kimse inanmadı. Mesajların ekran görüntüsünü aldım ve ses kaydı yaptım. Tacize tanık olanlarla birlikte de şikayetçi oldum. Ancak tanıklardan biri daha sonra ifadesini değiştirip bizi suçladı.
Öğrendik ki şikâyeti geri çektikten sonra lüks harcamalar da yapmaya başlamış. Adalet istiyorum, sesimi duyun. Suçlu cezasını çeksin paraları galip gelmesin.”