🦅Bu hafta Tırrak'ın Suriye özel temsilcisi olarak resmi süresi sona ermiş, İsrail Yunanistan ve YPG bu durumu kovulma olarak yorumlamış, memnuniyet belirtmişlerdi.
🦅Yoldaş Başkan Trump, Tırrak'ı şimdi hem Suriye hem de Irak temsilcisi olarak ✅atadı.
🦅Demek ki anlaşma ✅sağlanmış. Irak'ta geçen yaz (Herki Aşireti) olanlardan ders çıkarılmış ve gürültülü bir geçiş istenmemiş. Başkan Trump Tırrak'ı bu kadar yakınında tutmaya devam ettiğine göre kontrol edeceği alan sadece Irak düzenlemeleri değil, Lübnan konusu da dahil ✅olacaktır. Oldukça büyük bir satış söz 😁 konusudur.
🦅 Kendine devlet isteyen çıkacak meydana askeri başarı elde edecek, ardından da bayrağı çekecek. Yoksa kafasına vura vura entegre ✅edilecek. Yeni oyunun 🚬 kuralları.
🦅Hadi koçum, Peşmergeyi de Irak Ordusuna entegre ediver bir 😁 zahmet.
‼️ Telefonunuzu satmadan önce mutlaka silmeniz gereken veriler:
Birçok kişi telefonunu satarken genellikle hep aynı şeyi yapıyor. Sürekli kullandığınız uygulamaları ve fotoğrafları sildikten sonra cihazı fabrika ayarlarına döndürmek yeterli değil!
Modern akıllı telefonlar artık yalnızca bir iletişim aracı değil. Telefonlarımız; kimliğimizin, finansal bilgilerimizin, sosyal hayatımızın ve dijital hesaplarımızın merkezi haline gelmiş durumda.
Bu nedenle telefon satarken asıl düşünülmesi gereken şey cihazın kendisi değil, cihazın erişebildiği dijital ekosistem dememiz çok daha doğru olur.
Birçok kullanıcı telefonunda hangi verilerin bulunduğunun farkında bile değil. E-posta hesapları, sosyal medya uygulamaları, bankacılık servisleri, bulut depolama hizmetleri, kimlik doğrulama uygulamaları, kayıtlı şifreler, otomatik giriş bilgileri ve kişisel belgeler yıllar boyunca aynı cihaz üzerinde birikiyor.
❗️ Bazı durumlarda yalnızca fotoğrafları silmek veya uygulamaları kaldırmak bu verilere ait erişimlerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
⚠️ Özellikle kimlik doğrulama uygulamaları çoğu kişinin unuttuğu kritik alanlardan biri. Birçok kullanıcı yeni telefona geçerken doğrulama kodlarını aktarmayı unutuyor veya eski cihazdaki erişimleri kaldırmıyor. Benzer şekilde e-posta hesapları da çoğu zaman gözden kaçıyor. Oysa bir saldırganın veya kötü niyetli kişinin ele geçirmek isteyeceği ilk şeylerden biri genellikle e-posta hesabı. Çünkü diğer hesapların şifre sıfırlama süreçleri çoğunlukla e-posta üzerinden yürüyor.
⚠️ Bankacılık uygulamaları da ayrı bir risk oluşturuyor. Uygulamayı silmiş olmak, cihazın banka hesabıyla ilişkisinin tamamen kesildiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle telefonu satmadan önce cihazın bankacılık uygulamalarındaki kayıtlı cihaz listesinden kaldırılması oldukça önemli.
⚠️ Bulut servisleri de benzer şekilde dikkat gerektiriyor. Google, Apple veya diğer bulut sağlayıcılarıyla yapılan senkronizasyonlar; fotoğraflarınızı, notlarınızı, kişilerinizi ve dosyalarınızı yıllarca aynı hesap altında tutabilir. Telefonunuzu teslim etmeden önce bu hesaplardan çıkış yapmak ve cihaz ilişkilendirmelerini kaldırmak kritik bir adım.
🚨 Telefonunuzu satmadan önce dikkat etmeniz gereken temel noktalar:
✅ Tüm hesaplardan manuel çıkış yapın.
✅ Google veya Apple hesabı ilişkilendirmelerini kaldırın.
✅ İki faktörlü kimlik doğrulama uygulamalarını yeni cihaza taşıyın.
✅ Bankacılık uygulamalarındaki kayıtlı cihazları kontrol edin.
✅ Kayıtlı şifreleri ve tarayıcı verilerini temizleyin.
✅ Bulut senkronizasyonlarını sonlandırın.
✅ Son aşamada fabrika ayarlarına döndürme işlemini gerçekleştirin.
📌 Sormak istediğiniz sorular varsa sorabilirsiniz.
16 yaşındaki MESEM öğrencisi Yasemin, stajyer olduğu kuaförden iş çıkışı eve dönmedi, 3 gündür kayıp!
Antalya Serik’te yaşayan Yasemin Bolat, Kadriye Mahallesi’nde çalıştığı kuaför dükkanından eve dönmedi. 28 Mayıs Perşembe günü akşamından beri kayıp olan Yasemin hala bulunamadı.
Baba Adem Polat; “Kısım meslek lisesinde eğitim görüyor. 1 gün okula diğer günler kuaföre gidiyor. Annesiyle eğitim gördüğü iş yerine gitti. Akşam eve dönmeyince aradık ulaşamadık. Polise giderek kayıp ihbarında bulunduk. Kızım Yasemin Bolat’ı görenlerin, yerini bilenlerin güvenlik güçlerine ve bize ulaşmasını rica ediyorum” dedi.
DSÖ tüm ülkelerden kovulmalı ve de bütün özel ilaç şirketleri devletleştirilmeli. Diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de kartellerden kurtulunmalı!..
Nedenini merak edenler özellikle de 50 yaş üstü olanlar hiç üşenmeden aşağıdaki açıklamayı okumak için otomatik çeviri düğmesine tıklasınlar ve Fauci gibisinden sahtekar doktorların işledikleri insanlık suçu hakkında fikir edinebilsinler..!!
⬇️😡⬇️
💥
- Adrenochrome
- Çocuk kaçakçılığı
- Pedofili
- Beyaz kadın ticareti
- Biyolojik ve kimyasal silahlar üreten laboratuvarlar
- Pagan ayinleri
- Çocuk yeme ritüelleri
- Rusya Ukrayna savaşı gerçeği
Hepsi bu videoda... ⬇️ ⬇️ ⬇️
Altınbaş Holding ve destekçisi Başbakan Ünal Üstel, şehir kanı ile sulanan Yavuz Çıkarma Plajının, Çanakkale gibi AÇIK HAVA MÜZESİ yapılmasını engelliyor. Bu rezilliği Anavatana, Türk Ulusuna ve ordumuza şikayet ediyorum
**
İŞGALCİ ALTINBAŞ'I KORUMASI ALTINA ALAN ÜNAL ÜSTEL,++
“Mavi Vatan Yasası” bir slogan değil, Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki jeopolitik geleceğinin hukuki altyapısıdır.
Mavi Vatan kavramı neden ortaya çıktı? Türkiye neden bugün bir Deniz Yetki Alanları Yasası’na ihtiyaç duyuyor?
Bu yazımda Ege ve Akdeniz'de 1976 kıta sahanlığı krizinden Bern Mutabakatı’na, 12 mil tehdidinden Kardak’a, EGAYDAAK sorunundan Seville Haritası’na kadar uzanan yarım asırlık deniz jeopolitiği mücadelesini ele aldım.
Bugün böyle bir yasanın gündeme gelmesi geç kalmış ama stratejik açıdan son derece önemli bir adımdır.
Konu yalnızca deniz hukuku değildir. Türkiye’nin jeopolitik bağımsızlığı, KKTC’nin geleceği, Ege’deki hareket serbestisi, Doğu Akdeniz’deki enerji dengesi ve denizlerdeki egemenlik haklarının korunması mücadelesidir.
Bugün ABD, Çin, Rusya ve diğer büyük deniz devletleri deniz egemenliğini yalnızca donanmayla değil, iç hukuk düzenlemeleriyle de tahkim ediyor. Türkiye’nin de artık deniz yetki alanlarını parçalı mevzuatla değil, stratejik ve bütüncül bir yaklaşımla idare ve idame etmesi gerekir.
Mavi Vatan kavramı nasıl bir zihinsel uyanışı temsil ettiyse, Deniz Yetki Alanları Kanunu da bu uyanışın hukuki ve stratejik kurumsallaşması olacaktır.
https://t.co/frSnTU6aRs
Keşke bunu görmez olsaydık.
@izmirbld yapamıyorsanız biz halk olarak yaparız. Yetki ve sorumluluk sizde olduğu için, elimizi sürmeye kalksak "yasak" dersiniz. Verin bir resmî STK olarak yetkiyi @MurettepMufreze 'ye, görün Türk milleti atasına nasıl sahip çıkıyor!
Sevgili @x ve @XTurkiye
Yaklaşık bir yıldır her gün takipçilerimden 20-30 eksiltiyorsunuz ya, sırf açık öğretim sınıfı olarak kullandığım bu hesap açık kalsın diye katlanıyorum size. Ama artık insanları enayi yerine koymanızdan cok sıkıldım. Birkaç gün daha sabreder, sonra hesabı kapatır giderim. Vazgeçilmez değilsiniz. Youtube'da daha etkili şekilde anlatmaya devam ederim.
Birkaç gün.
Sadece birkaç gün.
Beş para etmez mecranıza biçtiğim ömür budur.
🌀 Sevgili @x ve @XTurkiye her gün takipçilerimden eksilterek ve görünürlüğümü azaltarak ne yapmayı hedefliyorsunuz? Bu hesap sizi niye rahatsız ediyor? Uygulanan bu sansür x yönetiminden mi yoksa x Türkiye yönetiminden mi kaynaklanıyor? Kimsiniz?
Evet, başlayalım artık!
Yaklaşık bir ay kadar uzak kaldım. Bu süre zarfında çok düşündüm. Gazeteciliğime Youtube ve X platformunda tek başıma devam edeceğim.
Canlı ve banttan yayınları yapacağım kanalım: https://t.co/j93pgV9WEg
Beni seven dostlarımın Erdem Atay Tv'ye abone olmalarını, mümkünse Katıl'dan destek vermelerini bekliyorum.
Aynı zamanda tek başına gideceğim bu yolda yeni açtığım Kreosus hesabını da sizle paylaşıyorum. Desteklerinizi buradan da yapabilirsiniz: https://t.co/IBuuEAeLYN
Dün nasıl tam bağımsız gazetecilik yapıyorsam, bugün ve bundan sonra da tam bağımsız gazetecilikten ödün vermeden, Türk milletinin çıkarı, vatan ve cumhuriyet değerleri ve Atatürk devrimleri için konuşmaya devam edeceğim. Ne sistemin bir parçası ne de düzenin bir kölesi olacağım!
Fikirlerimizi eğmeden bükmeden, bana inanan ve beni bekleyenlere selam olsun.
Her programa başlarken söylediğim gibi: Başladık, bekliyoruz.
Japonya Gelişmiş Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (JAIST) araştırmacıları, Japon ağaç kurbağasının bağırsağında yaşayan Ewingella americana bakterisinin kalın bağırsak kanserini tamamen yok edebildiğini keşfetti.
Fareler üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde, tek bir damardan doz uygulamasıyla kolorektal tümörler %100 oranında tamamen temizlendi. Bakteri hem tümör hücrelerini doğrudan öldürüyor hem de bağışıklık sistemini (T hücreleri ve nötrofilleri) kansere karşı harekete geçiriyor.
Üstelik tedavi edilen fareler, kanser hücrelerine tekrar maruz kaldıklarında bile hastalığı reddetti; yani uzun vadeli bir "bağışıklık hafızası" oluştu. Kemoterapi ve immünoterapiden daha yüksek başarı gösteren bu çalışmanın detaylarına Gut Microbes dergisinde yayınlanan makaleden ulaşabilirsiniz.
Dostlar, şu tweet’i okudunuz mu?!
İşte tam bir Türk kadınının kendi vatanında yaşadığı büyük haksızlığın, ihmalin ve vurdumduymazlığın utanç verici hikâyesi…
Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes…
Kireçlenmenin asıl sebebini bulan nanobakteri keşfinin öncüsü, Finlandiya’da ilk yabancı doçent unvanını alan bilim insanı, NASA’da çalışan ilk Türk kadınlarından biri.
Kalp-damar hastalıklarından böbrek taşına kadar birçok hastalığa ışık tutacak patentleri olan, Nobel Tıp Ödülü’ne Finlandiya adına aday gösterilen gerçek bir dahi ve vatansever.
Ama Türkiye’de ne oldu?!
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktora tezi hocası tarafından herkesin gözü önünde “çöpe atılır” denilerek çöpe atıldı.
Bilkent “iş mi arıyorsun?” diye, Hacettepe “bizi aşar” diye kapıları yüzüne kapattı.
Başkent Üniversitesi’nde 9 ay boyunca aşağılayıcı dışkı tahlilleri yaptırdılar.
Kendi ülkesinde bilim kadınına reva görülen muamele buydu.
Neyse ki Finlandiya’daki hocası Dr. Olavi Kajander “Sen orada ziyan oluyorsun” deyip onu yanına aldı ve Neva Hanım orada hak ettiği değeri gördü.
Amerikalılar bile şaşırdı:
“Sana kimse sahip çıkmıyor, neden hâlâ Türk kalmakta ısrar ediyorsun?” diye sordular.
O da dimdik durdu: “ASLA!” dedi ve milliyetinden taviz vermedi.
“Dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özlüyor” diyerek vatan hasretini anlattı.
Peki Türkiye’yi yönetenler ne yaptı?!
Hiçbir resmi tebrik, hiçbir sahip çıkış, tek bir “Aferin” bile yok.
Sadece eski bir banka genel müdüründen bir tebrik kartı gelmiş.
Bu ne büyük ayıptır, ne büyük duyarsızlıktır!
Kendi Türk kadınını, kendi evladını bu kadar hiçe saymak, zekâsına ve emeğine sahip çıkmamak ancak bizde olur.
Neva Hanım, senin gibi inatla vatanını seven, Türk bayrağından vazgeçmeyen bilim kadınlarıyla gurur duyuyoruz.
Türkiye seni hak etmiyor ama biz senin yanındayız.
Bu utanç, bu vurdumduymazlık yönetenlerin boynunda kalsın!
Türk kadınına sahip çıkamayan bir anlayışla nereye varabiliriz ki?!
Neva Hanım’a selam olsun, minnet olsun.🇹🇷🫶🧿