Oktay Saral konusundaki tartışmaları okuyunca size bir anekdot anlatasım geldi.
Recep Tayyip Erdoğan'ı tanıdığını sananlar ve tanımayanlar iyi okusun.
Tarih 2016 Mayıs, Erdoğan Davutoğlu'nun Başbakanlıktan ayrılmasını istedi. Çünkü Davutoğlu, partiye ele geçirmeye, Cumhurbaşkanını yalnızlaştırmaya ve Batılı ülkelerle Erdoğan karşıtı işbirliği yapmaya çalıştı.
Erdoğan bunu gördü ve Davutoğlu'nun başbakanlıktan ayrılmasını istedi. Ardından Davutoğlu, fitneleriyle ve ele geçirdiği güçle partide bölücüleğe devam etti. Bu sırada hâlâ milletvekilliği de devam ediyordu.
Benim de içinde olduğum bir avuç insan yapılanları görüyordu ve ısrarla durumun vehametini anlatmaya çalışıyorduk. Bu konunun üzerine en ateşli şekilde gidenlerden biri olduğumu bilenler bilir.
Fakat bir gün sabah uyandım. Ocak 2018 olması lazım, Erdoğan yanına Davutoğlu'nu almış Grup Toplantısına birlikte gelmiş ve yanıbaşına oturtmuş.
O gün yüzlerce kişi tarafından fitneci ilan edildim. "Hani Davutoğlu bölücüydü, ifşa oldun, anlattıkların yalan mıydı, kime hizmet ediyorsun?" dendi.
O gün çok iyi hatırlıyorum şu tweeti attım:
"Dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın... Erdoğan yumruğu doğru zamanda vurmak istiyor."
Dediğim gibi de oldu. Birkaç ay sonra Davutoğlu'nun fişi tamamen çekildi, yeniden bakanlık beklerken milletvekili bile yapılmadı. Peki Erdoğan neden böyle bir hamle yaptı? Davutoğlu'nu neden yanına oturttu?
AK Parti'de o dönemki milletvekillerinin yarısını Davutoğlu belirlediği için bir emriyle hükümeti bile çökertebilirdi. Daha güçlü ve ses getiren bir ayrılık olabilirdi, daha fazla oy devşirebilirdi.
Erdoğan bu ihtimali düşünüp yakınlık gösterdi, geri adım atmış gibi yaptı. Doğru zamanı kolladı ve son yumruğu beklemediği anda indirdi. Yani kendisinin en az hasar alacağı zamanda, karşı tarafın "geri adım attırdım" diye göbek attığı anda indirdi darbeyi.
Davutoğlu'nun kurduğu parti ne ses getirdi ne de AK Parti'den oy götürebildi. Zaten en son da kilit vurdu partiye.
Velhasılı, Erdoğan geri adım atıyorsa, daha sert bir yumruk indirmek içindir.
Bunu bir kenara yazın.
Ahmet Hakan:
Bu fotoğraf iki dakika bile konuşulmuyorsa
İstanbul’da dev bir dışişleri bakanları zirvesi var.
Bu zirve bağlamında...
- Fransız ile Suudi...
- Alman ile Pakistanlı...
- İtalyan ile Mısırlı...
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiler.
*
Dünyaya verilen şu görüntü...
Türkiye’nin “Doğu ile Batı arasında köprü” konumunu, sözden fiile dönüştüren bir görüntü.
*
Netanyahu deliye dönmesin de ne yapsın.
Yunanistan hasetten çatlamasın da ne yapsın.
*
Fakat ben asıl işin şurasındayım:
*
NATO Zirvesi, Terörsüz Türkiye projesi, Mekke İttifakı, Bedir Anlaşması, Libya’da Mavi Vatan için atılan imza...
Ve en sonunda işte bu muazzam Doğu / Batı buluşması.
Bunlar apaçık diplomatik zaferlerdir.
*
O zaman soruyu soralım:
Bu kusursuz performans ve pozitif gündem, neden Türkiye’de iki dakika bile esaslı gündem olamıyor?
*
Negatifin alabildiğine körüklendiği bir ortamda...
Pozitifin bir gıdım bile üzerinde durulmadan geçilmesi...
Çok tuhaf değil mi?
Gezici Halit Ergenç ve eşi bir ara "Londra'ya yerleştik" falan dediler, sonra bir anda İmroz projesi ile karşımıza çıkıverdiler. Yakında "Konstantinopolis'te kış"ı da devreye sokarlar. Sanat sepet camiasının misyonu bu sonuçta.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Batılılaşmayı sadece gardıropta arayan, tarihini ve kültürünü inkar etmekte arayan, milli ve manevi değerlerine yabancılaşmakta arayan bir kimliksizleştirme siyasetine maruz bırakıldık" derken tam da bunu kastediyordu.
Ülkenin gerçek bir "Aydınlanma" dönemine ihtiyacı var.
Madem gündemimiz İstanbul Barosu, o halde tarihten bir sayfa çevirelim.
Yıl 31 Mayıs 1960.
27 Mayıs 1960 askerî darbesinden yalnızca dört gün sonrası.
O gün İstanbul Barosu çok kritik bir karar alır:
“Sabık iktidarın zamanı idaresinde hukuka aykırı fiil ve hareketleri ika veya bunlara iştirak sebebiyle haklarında açılacak davalarda maznun ve davalıların müdafiliğinin İstanbul Barosuna mensup avukatlar tarafından deruhte edilmemesine…”YANİ…
Demokrat Parti’nin devrik yöneticilerinin hukuka aykırı fiilleri nedeniyle savunulmaması kararı.
Böylece İstanbul Barosu yönetim kurulunda devrik yöneticilerin yargılaması yapılmış ve üyelerini, onların “hukuka aykırı” eylemlerini savunmaktan men edildi.
Kararda ayrıca bu yaklaşımın diğer barolara da tavsiye edilmesi ve İstanbul Barosu Genel Kuruluna sunulması öngörülüyordu.
Tabii bu karara rağmen DP’liler savunmasız kalmadı ama paragöz avukatlar da etraflarına üşüştü.
Bu karar hukuk tarihi açısından çok karanlık bir sayfa.
Çünkü burada temel bir hukuk ilkesi ayaklar altına alınıp çiğnendi.
Bir sanığın gerçekten suç işleyip işlemediğine bağımsız bir mahkemenin karar vermesi gerekir. Avukatın görevi, müvekkilinin bütün davranışlarını onaylamak değil, hukuki savunmasını yapmak.
Bu nedenle İstanbul Barosu’nun 1960 tarihli kararı, savunma hakkı bakımından ciddi biçimde eleştirilmekte.
Özgür Özel, Mustafa Sarıgül hakkında ne lehte ne de aleyhte tek bir kelam dahi edemez.
Eğer Mustafa Sarıgül ya da oğullarından biri bile itirafçı olursa ne CHP'den devşirdikleri milletvekilleri ne de partisi kalır.
Mustafa Varank'tan , Ali Koç’a teşekkür!
“Ali Koç’a, Gazze’ye gönderilecek ambulanslar için destek olup olamayacağını sordum.
Bana, ‘Devletimizin kaç ambulansa ihtiyacı varsa hepsini vermeye hazırım.
Yeter ki devletimiz söylesin.’ dedi.”
Ve bugünü harika bir haberle sonlandırıyorum: Lula ilk turu kaybetti, ikinci turu kazandı. 80 yaşında, dördüncü kez Brezilya Devlet Başkanı oldu.
Brezilya tarihinde bir ilk.
Brezilya'da Lula kazandı.
ABD ve İsrail kaybetti.
Latin Amerika'da bir kale direndi.
İsrail ve ABD;
Dünyayı boğmaya çalışırken,
İnsanlık az da olsa nefes aldı.
@Aycin_Kantoglu Ayçin,
İsrailli çifte vatandaşım.
Gazze'de gururla görev yaptım.
Gelecek ay Türkiye'ye tatile geleceğim.
İstinye Park AVM'de gezip keyfime bakacağım.
Ve sen buradan her gün ağladığınla kalacaksın.
Bizler, sokak köpekleri için sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalışanlar aslında bu şirret yaratıkların “hayvan sevgisi” diye bir dertlerinin olmadığını, tek dertlerinin para olduğunu biliyorduk. Sokaklardaki saldırgan ve yırtıcı köpekleri masumlaştırarak yıllarca çocuklarımızı katlettiler. Bu ülkeye milyarlarca dolar zarar verdiler.
Yahu ne bitmez çilemiz varmış. Bu insanlar neden hep bizim ülkemizde yaşıyor?
İŞTE SONUÇ BU:
MASAK mama lobileri ile köpekçi dernekler arasındaki kirli finansal ilişkileri tespit etti.
Aralarında Yaşama Tutunan Patiler, Silivri Canları İkinci Hayat Melekleri, Pati Koruyucuları, Can Paticikler, Sokaktaki Patili Canları Yaşatma, Patileri Koruma ile Ankara Patili Canları Koruma ve Yaşatma Derneği'nin yer aldığı yapılara operasyon düzenlendi.
Gözaltına alınan yöneticilerin bir kısmı çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Bu arada İnternetten mama satışı adı altında işlem yürüten 16 derneğin dosyası Ticaret Bakanlığı'na gönderildi. Derneklerle iş birliği yaptığı saptanan; Ümit Akyüz Ormana Mama, Petpratik Evcil Hayvan Ürünleri, Fast Pet Evcil Hayvan Ürünleri ve Canpet Dış Ticaret isimli 4 şirkete toplam 4.911.037,33 TL idari para cezası uygulandı.
Gerçi 5 milyon lira kazandıkları yüz milyonların yanında solda sıfır ya neyse.
-Batı'dan medet uman ya satılmıştır, vatan hainidir veya süper ahmaktır.
-Bir milleti yaşatan kendi gelenekleridir, kültürüdür
-Her sömürgede sahte çağdaş sahte aydın sınıfı yetiştirilmiştir
-Bunlar kendi halkından nefret eden, tiksinen ama halkçılık edebiyatı yapan tiplerdir.
Baro Başkanı seçilen Ümit Kocasakal:
“Şunu açıkça söyleyeyim, Cumhuriyet'e karşı bir kalkışma mevcut.”
Sonraki cümlelerinden biri de şu:
“Açıkça soruyorum. Anayasa'nın herhangi bir yerinde, Meclisin yeni anayasa yapabileceğine dair bir hüküm var mı? Yok! O zaman anayasa yapamazsın, bu da bir darbe girişimidir.”
Eski Türkiye'nin son artıkları bunlar. 100 yıldır “İrtica, PKK'dan daha tehlikelidir.” diyerek bir türlü gelmeyen, gelemeyen irtica için seferberlik ilan ederek; kâh başörtüsüyle, kâh imam hatiplilerle, kâh Kur'an kurslarıyla uğraşarak, ecnebinin Ay'a gittiği ve bizim de yaya kaldığımız gerçeğinin failleri oldular.
Gördüğümüz gibi kafa aynı, değişmez, teklif dahi edilemez! Ülkeler yapay zekâ ile siber alanlarda tüm insanlığı tahakküm altına alacak işlere imza atarken bizim muhaliflerin hâli ortada.
Kendisi sanki bir adalet sağlayıcı değil de bir siyasi parti başkanı edasıyla bildiğin siyaset kasıyor, aba altından sopa gösteriyor.
Böyle bir ülkede adalet sağlayıcılar bu hâldeyken adalet, hiç gelmeyecek olan bir hayaldir dostlar. Dün salonda açılan LGBT çaputlarına, daha evvel adliye koridorlarında söylenen gerilla(!) marşlarına, destek verilen LGBT gösterilerine asla iki çift laf edemez.
Bunların ahlaki bir kalkışma olduğunu, toplumu habis bir ur gibi kaplamaya çalıştığını zinhar dile getiremez.
İktidarız ama bu kadarız dostlar. Yarın iktidar olduklarında yapacaklarını satır aralarında değil, dümdüz ifade etmiştir. Yani biz de buradayız. Hep de burada olduk.
ABD elçileriyle yemek yenilmesi, Cumhuriyet'e tehdit olmuyor.
İngiliz'e mektup yazıp ayağına dek gidip yalvarmak da tehdit olmuyor.
İstanbul'un tüm sırlarını 3-5 milyona küresel şirketlere satmak da Cumhuriyet'e herhangi bir tehdit oluşturmuyor.
İddiası üzerinden gidelim: Teröristler karakol basarken golf oynayan paşalar tehdit olmuyor.
Kandil'e sığınan onlarca paşa da tehdit olmuyor.
15 Temmuz sonrası Yunanistan'a sığınanlar da zinhar tehdit olmuyor.
6'lı Masa ile PKK'ya verilen özerklik ve bakanlık vaatleri de bir tehdit değil zaten.
Lakin gelinen noktada bunların hiçbirinin yaşanmadığı, tüm dünyaya Türkiye'nin özgürlüğünün haykırıldığı, dünyada onca askerî üs kurulduğu, Suriye ve Libya'da ve dahi Afrika'da boy gösterildiği, savunma sanayisinde devrimler yapıldığı bir ortamda Cumhuriyet tehdit altında öyle mi?
Hadi oradan...
@muratmurat2023
Eyvah, eyvah!
Yandı gülüm keten helva...
Mustafa Sarıgül soruşturmasında tutuklu sayısı 19'a yükseldi. Ev hapsine alınan Özel Koruması Ömer Demir etkin pişmanlıktan yararlanma talebinde bulundu.
Dökülecek yani!
Neler çıkacak neler! Seyreyleyin rezaleti...
İNSANLIK NEREDE? SES VER EY DÜNYA!
İsrail Filistinli masum çocukları alçakça kaçırması ve zindanlara atması, insanlık suçu ve uluslararası hukukun apaçık ihlalidir.
Çocukların alıkonulmasına sessiz kalma!
#ZionismIsTerror#ZionismIsGlobalEvil
Kurtulup sıyrılamıyorlar artık...
Milletin ahı tuttu herhalde!
Soyguncular, vurguncular birer birer ortaya çıkıyor. Köşe bucak iyi bir temizlik yapılıyor.
Sarıgül soruşturmasında da peş peşe itiraflar geliyor.
Güzel oluyor, güzel. Hem bedel ödüyor, hem ibretlik oluyorlar.
▪️ Filistin'e verdiği açık destek gerekçesiyle Ed Sheeran'ın ABD turnesi kadrosundan çıkarılan ünlü Amerikalı rapçi Macklemore, Colorado'daki ilk konserinde binlerce dinleyicisi önünde bir kez daha "Filistin'e Özgürlük" çağrısında bulundu.