Oyum; Hayır.
Türkiye'nin sorunları demokrasi olmadan, hukuk devleti olmadan, yargının bağımsızlığı olmadan, temel hak ve özgürlükler olmadan çözülemez.
Otoriter ya da yarı otoriter bir sistemde, bir yasayla Türkiye'nin sorunları çözülmez. Bu ülkede Kürt'ün de, Türk'ün de, Alevi'nin de, Sünni'nin de, her yurttaşın sorunlarının çözülmesi için demokrasiye ihtiyaç var.
Ben 11 yıldır asker ve polis haklarıyla ilgili mücadele eden bir milletvekiliyim.
İzmir milletvekiliyim.
Biz sadece kendimiz değiliz, biz birilerini temsilen geldik buraya.
Temsil ettiğim insanlar da buna “Hayır” dememizi bekliyor ben de “Hayır” diyeceğim.
ÇERÇEVE YASA HUTBESİ!
Diyanet bugünkü cuma hutbesinde “çerçeve yasa hutbesi” hazırlamış; yasaya karşı çıkanları da fitnecilikle suçlamış.
Hatırlayın pandemi döneminde de COVID aşılarına ilgi ve alaka artırmak için aşı hutbesi hazırlanmıştı.
Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ölüm ve sürgün kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...
Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı diyor!
Milyonlardan bahsediyor!
Biliyor musunuz?
Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi?
Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı.
Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar!
Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile...
En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen!
Ve dua ediniz o canlarımız için!
KAMUOYUNA DUYURU
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna…
2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi…
Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz…
Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım..
Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu…
Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye https://t.co/NRxxvtOEQL olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum…
Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!…
Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm…
Saygılarımla…
ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu@dk_imamoglu@ailedayanismagi@CHP_istanbulil@CBAdayOfisi@ozgurcelikchp@gunaydingokhan@alimahir @gokanzeybekCHP @veliagbaba @muratemirchp @mansuryavas06@VahapSecer@arasahmetmugla@filizceritoglu@avfilizgencan@besimecz
ATATÜRK'TEN ÖĞRENDİK HİÇBİR ZAMAN UMUTSUZ OLMAMAYI...
“Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız. Bizi öldürmek değil, canlı mezara koymak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir.” (Mustafa Kemal -Atatürk-, 26 Mayıs 1919, Havza)
*****
Güneş Ufuktan Şimdi Doğar
Tarih 25 Mayıs 1919:
15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlarca işgal edilmiştir. Osmanlı Saray Hükümeti işgale boyun eğmiştir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919 Pazar günü öğleden sonra Samsun’dan Havza’ya geçmektedir. Havza yolunda bozulan otomobilinden inip “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek yürümeye başlamış, arkadaşları da onu takip etmiştir. (1) Çünkü Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in işgaline rağmen umudunu kaybetmemiştir. O işgal karanlığına rağmen güneşin ufuktan doğacağına inancı tamdır.
Atatürk, yıllar sonra, 27 Mart 1937’de, Ankara Halkevi’nde Bursalı gençlere bu olayı şöyle anlatmıştır:
“Arkadaşlar, ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu yollarında ilerlerken… Ben Türk ufuklarından bir gün mutlak bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.O şarkıyı (Dağ Başını Duman Almış Marşını) okutup tekrar ettirmekten maksadım Türkün bu güneşi doğunca muvaffak olacağını anlatmak içindi.”(2)
Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün, 26 Mayıs 1919’da, Havza’da kendisini ziyaret eden bir heyete de şunları söylemiştir: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız…Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar.Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir."
-----
1) Ahmet Semerci,“Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki Çalışmaları”,Türk Dünyası Araştırmaları, Ocak-Şubat 2019, C.121, S.238, s. 85.
2)Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.29, s.175-176.
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Toki kurası çıktı ise size...
İşte süreç...
👉İlk olarak bir şey yapmanıza gerek yok onu söyleyelim.
👉Toki ilgili projeyi ihale edecek ve yüklenici firmaya yer teslimi yapacak.
İnşaat başlayıp ilerleyecek.
👉Teslimlere yaklaşık 1 yıl kala, bir sözleşme takvimi ilan edilecek.
👉Bankaya sözleşme için gerek evraklarla gideceksiniz ve aynı zamanda peşinatı yatıracaksınız. Taksitleri de artık ödemeye başlıyacaksınız.
👉İnşaat ilerleyip tamamlandığında evi teslim alacaksınız... Bu süre çok uzun olmayacak, en fazla 1 yıl... İnşaat belli bir aşamaya gelmeden sözleşme imzalanmıyor, herhangi bir bedel alınmıyor...
Emekli Bir Astsubayımızın Paylaşımıdır‼️‼️‼️‼️
Lisans mezunu bir Astsubay olarak 1/4 dereceden, 2 Kad. Kd. Bçşv. olarak 3600 ek göstergeden emekli olmuş, TSK mensubu olarak devletimizin vermiş olduğu 600 puan ek gösterge puanı ile 4200 gösterge puanına yükselmiş olduk. Bunun neticesinde maaşımızda yaklaşık 216 TL gibi bir artış meydana geldi. Ancak devletimizin yapmış olduğu 3600 gösterge düzenlemesi ile TSK mensubu olarak görev yapıp emekli olan Uzman Çavuşların da maaşlarında 2400 TL artışa neden olmuş ve maaşları Ocak 2023 ayında verilen %30 zam ile birlikte benim statümdeki Astsubay emekli maaşlarından daha fazla bir orana ulaşmış durumdadır. Bu da TSK'daki hiyerarşik statü farkını ortadan kaldırmaktadır ve biz Astsubay rütbesinden emekli olan kişilerin mağduriyetine sebebiyet vermiş durumdadır. Bu hiyerarşik düzen https://t.co/5OLej5QElO Asb. arasında değişik tazminatlar ve yüksek Ek göstergelerle korunmuştur. Emekli bir Uzman Çavuş, emekli bir Astsubaydan daha fazla bir maaş alır hale gelmiştir. Bu haksız durum bizleri üzmüştür. Emekli Astsubayların ek gösterge puanlarının yeniden ek bir madde ile düzenlenerek veya Kd. Bçvş. ve daha üst rütbedeki Astsubaylara tazminat verilmesi hususunu değerlendirilmesini talep ediyoruz. Bu konuda gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, gerekse Sayın Milli Savunma Bakanımız farklı zaman ve ortamlarda tazminat konusunun çözüleceği sözünü vermiştir. Ancak sonuç ortadadır. Bir dönem "ASTSUBAYIN MAAŞI, SUBAYLA BİR OLAMAZ, BU TSK'DA Kİ HİYERARŞİK DÜZENİ BOZAR" söylemlerini, tüm uzman çavuşları tenzih ederek, UZMAN ÇAVUŞLARIN ÜSTÜ VE AMİRİ OLAN ASTSUBAYLAR İÇİNDE SÖYLEYEREK, "BU DÜZEN KORUNMALIDIR" denilmelidir, Saygılarımı sunarım.
Arkadaşlar bu metni devre farkı olmadan emekli devrelerin, tanıdığınız tüm emekli astsubaylar ve gruplarında kopyala yapıştır yaparak, paylaşım sağlayalım lütfen……….
#SONDAKİKA 40 yaş altına faizsiz konut desteği TBMM gündeminde.
Yeni konut kampanyasına göre:
▪️40 yaşını doldurmamış olmak
▪️Hiç ev sahibi olmamak
▪️Satın alınan konutu kiraya vermemek
▪️T.C. vatandaşı olmak
Teklif yasalaşırsa, bu şartları taşıyanlara faizsiz konut finansmanı sağlanacak.
SONER YALÇIN'DAN BAHÇELİ'YE TARİHİ MEKTUP...
***
Bak sana ne anlatacağım..?
Bu yazacaklarımı MHP’nin “parti okulu“nda bulamazsın. Unutturdular sana çünkü…
Gagavuz Türk‘ü, Hıristiyan’dır. Yunanistan’daki Karaman Türk’ü de, Hıristiyan’dır...
Karaim ya da Hazar Türk’ü, Yahudi‘dir…
Altaylar, Tengrici’dir...
Saha-Yakut Türkleri Şaman‘dır...
Uygur Türk‘ünün kimi Budist’tir...
Azerbaycan Türk’ü ya da İran’ın Azeri Türk’ü Şii‘dir...
Anadolu Türkmen‘i Alevi’dir...
Ne sandın?...
“Türk milliyetçisi” denilince aklına sadece Müslüman Sünni mi geliyor?...
“Türk milliyetçiyiz” diyerek kimin ahlakını kime dayatıyorsun?...
Bak kardeşim !...
Dünyada ilk “Türk Derneği”, Macaristan-Budapeşte’de 1908 yılında açıldı.
Üniversitelerde ilk Türkoloji kürsüsü 1870 yılında Budapeşte’de kuruldu...
Macar Türklerini bilir misin?...
Turan fikrinin nereden doğduğunu sanıyorsun?...
Bugün...
Sadece Devlet Bahçeli‘yi bilmekle olmaz...
Gabor Vona‘yı da bileceksin!...
Hâlâ Necip Fazıl mı okuyorsun?...
Oysa Attila Jozsef‘i okumalısın!...
Hadi Yusuf Akçura’yı, Sultan Galiyev’i bildiğini düşüneyim; Turar Rıskulov‘u ya da Ethem Nejat‘ı bilir misin?...
Sahiden “sağ” nedir, “sol” nedir hiç kafa yordun mu?...
Tarihindeki Türk milliyetçi hareketler sömürgeciliğe karşı çıkarken, senin neoliberalizme/ vahşi kapatilizme karşı neden hiç sesin çıkmıyor?...
Evet sen kardeşim!...
“Türk milliyetçileri” adını kullanarak kimin ahlakını kime dayatıyorsun?...
Kızma bana !...
Bak sana bir Türk efsanesini hatırlatayım...
Cengiz Aytmatov’u bilirsin. Kırgız Türk’ü...
Türk birliğinin yılmaz savunucusu. Dünya edebiyatına armağan ettiğimiz Lenin ödüllü usta bir kalem...
1980 yılında yazdığı bir romanı var: “Gün Olur Asra Bedel”.
Okudun mu?...
Kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. Bunu Türk “Mankurt Efsanesi”ne dayandırır.
Şöyle...
Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş !...
Bir insanı “mankurt” yapmak istediklerinde bak ne yaparlar:
- Tutsak kişinin saçları iyice kazınır,
- Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçirilir,
- Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır,
- Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılır,
- Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırır,
- Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlar,
- Fakat, deri kafaya o kadar yapışır ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez,
- Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlar,
- Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak kişi büyük acılar çeker,
- Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölür,
- Sağ kalan tutsak ise zamanla kendine gelir; yiyip içerek gücünü toparlar.
- Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur.
Artık hafızası yoktur...
Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale gelir.
Artık düşünemez...
İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur. Kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece. Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle...
Evet... Mankurt, için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir...
Akıl yoksunluğunu ifade eden “mankurtlaşma” artık bir kavram olarak kullanılmaktadır...
Anadolu’da “mankafa” derler !...
Kimbilir... Belki de Cengiz Aytmatov “Bozkurtları” uyarmak istemektedir... Anlayana...
***
* Türk Bayrağı’nın yakılmasını, göklerden/direklerden indirilmesini protesto ettin mi?
Hayır!...
* Atatürk heykellerinin parçalanmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Bu ülkenin parsel parsel özelleştirme adı altında satılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Türk kimliğinin-kavramının Anayasa’dan çıkarılmak istenmesini protesto ettin mi?
Hayır!...
* Devlet nişanından, devlet kurumlarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresi kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Andımızın kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!..
* 23 Nisan gibi, 19 Mayıs gibi milli bayramlarının kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Soma katliamını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Doğa katliamlarını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Kaçak Sarayı protesto ettin mi? Hayır!...
* Kuzey Irak’ta Türkmenlerin katledilmesini protesto ettin mi? Hayır!...
* Süleyman Şah Türbesi’nden kaçılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
* Ülkenin parçalanma projelerini protesto ettin mi? Hayır!...
Peki neyi protesto ettin?...
Sadece, bu ülkenin yüz akı sanatçısı Bedri Baykam‘ı protesto ettin !...
Beyoğlu Piramid Sanat Galerisi’nde Almanya, Fransa, Japonya ve ABD’den sanatçıların eserlerinin de yer aldığı “Çırılçıplak” başlıklı sergiyi “ahlaki değerlere” aykırı bulup Taksim‘e sokağa çıktın ve “Bizler; Türk Milliyetçileri, Türk İslam Ülkücüleri, Türk Milletinin ahlak değerleri ile ters düşen ve sanat adı altında perdelenmek istenen bu çirkin sergiyi kabul edemeyiz” dedin...
Demek: Türk kavramının yok edilmesi, Türk bayrağının yakılması, Atatürk heykelinin parçalanması, Andımız’ın, ulusal bayramlarımızın kaldırılması, “ahlaki değerlere” uygunmuş ki sesin çıkmadı!...
Türklüğün sadece “bacak arasına” indirgendiğinin farkında değil misin?...
Bir yerde okumuş, çok etkilenmiş ve hafızama kazınmış iki söz…
Bu fotoğrafı görünce, zihnimin bir köşesinde saklı kaldıkları yerden çıkıp tam da hak ettikleri yere yerleştiler:
“Öyle dostlar edinin ki, ölüm döşeğinde başucunuzda olsunlar;
sizi bir taraftan uğurlarken, diğer tarafta karşılasınlar…”
“İnsan, birinin hayatında biraz tuz etkisi yaratmalı…
Hani yaraya basıp acı vereninden değil,
yemeğe katılıp tat vereninden.”
Mutlaka izlemeniz gereken harika bir Nat Geo Wild belgeseli.
4,5 milyar yaşında olan Dünya'nın nasıl oluştuğunu, buz devrini, dinozorlar çağını ve insan evrimini basit ama harika bir şekilde anlatan muhteşem bir belgesel.
Türkçe dublajı ile.
Uğur Dündar Yılmaz Özdil kavgası..
'Yılmaz benim karşıma çıkma seni çok fena yaparım..
Sen nasıl benim namusuma laf söylerin..
Yerin dibiden gir!
Cenazeme bile gelmeyeceksin!
böyle giderse adam olamazsın Yılmaz Özdil!
Yazıklar olsun utan be utan!'