Kürt olduğum için mağduriyet yaratmak istiyorum ama sürekli sorun yaşıyorum.
Eğitim hakkı isteyeceğim ama Devlet desteği ile okudum.
Eşit şartlarda çalışma imkanı isteyeceğim ama yanımdaki Türkle aynı maaşı verdiler, sigorta primim bile aynı gün yattı.
Kamu kuruluşunda çalışmak istiyorum ve kesin faşist devlet buza izin vermez dedim ama kardeşlerim polis ve asker oldu.
Neyse biliyorsunuz çok sık karakola gidiyorum, dedim orada bir ayrımcılık görürürüm, sırf Kürtüm diye işkence ederler. Bırakın işkenceyi ulan bir tokat bile atmadılar.
Tokat yediğim tek polis abimdi, o da 30 sene öne cebinden sigarasını çaldım diye.
Sonra cezaevine attılar. Aha dedim şimdi bir sürü mağduriyet bulurum, saz çaldım diye suçlar ve Yozgat'a sürgün ederler. Lan orada da bir ayrıcılık yok. Prosedür de prosedür. Koğuşta baktım bir sürü Kürt var. Soruyorum Kürt olduğun için mi içeri attılar seni. Bana tutunacak dal ver. Diyorlar ki, "Yok abi İban, yok abi trafik kazası, yok abi borç meselesi." Sırf Kürt olduğu için içeri atılan bir kişiye denk gelmedim.
Lan mağdur olacağım bir şey bulamıyorum. Dedim o zaman ben siyasete gireyim en iyi mağduriyet orada oluyor. Hatta en iyi mağduriyet yaşasam yaşasam Zafer Partisinde yaşarım. Girdim Zafer Partisinde görev aldım sonra tuttu Ümit Özdağ bana genel merkezde görev verdi ve danışmanlık yaptırdı.
Aday olma seçme ve seçilme hakkım var üstelik siyasette.
Ne yaptım ne ettim bir türlü mağdur olamadım.
Foşik Devlet yüzünden mağdur olamamaktan mağdurum.
Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
• Kürtçülüğün önüne geçilmeli. Terörün altyapısını hazırlayan bu fikir ve yoldaşlarıdır.
• Devletin zeminine dinamit konmak isteniyor.
• Acil müdahale edilmeli.
• Dünya'nın başka bölgelerinden mesela Çin'de yaşam zorluğu çeken Türkleri(Doğu Türkistan) getirmeliyiz. İsrail bu sistemi uyguluyor.
• Bugün Amerika olmasın, Rus ordusu İspanya'dan çıkar. Karşısında durabilecek hiçbir ülke yok.
•Çünkü Avrupa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaşma kabiliyetini kaybetti.
•Dünyada şu anda fiilen savaş vermekte olan 3 ülke kaldı; ABD, Rusya ve Türkiye...
• Osmanlı Devleti, Doğu'dan mütemadiyen devam eden Türkmen göçü sayesinde kuruldu ve bir imparatorluk oldu.
• Fethettiği yerlere kalabalık Türkmen kitleleri yerleştirebildiği için Rumeli vatan oldu.
• Türkmenler’in göçü 16. yüzyılda Safevî Devleti’nin kurulmasına kadar devam etti. Safevî Devleti'nin kurulmasından sonra Türkistan ile Anadolu arasındaki bu göç kanalı kapandı.
• Osmanlı Devleti, Orta Avrupa'da yeni fethettiği yerlere yerleştirecek Türk nüfusu bulamadığı için bu bölgelerdeki hakimiyeti Balkanlardaki kadar kuvvetli olmadı.
• Türkiyeli diye bir şey olmaz. Kalkıp bizim kendimizi nasıl ifade edeceğimize başkaları karar veremez. Biz kendimizi ifade ederiz.
Biz Türk'üz. Bu ülkede kimliğimizi söyleriz.
•Türkler, cesurca "Türk’üm" diye haykırmadıkça, azınlıklar azıtıyor.
•Yunanistan'a:
“Bizim en kötü zamanımızda Anadolu'yu işgale kalktınız, Atatürk sizi Ege'de denize döktü.Bu savaşı kazanma ihtimaliniz yok.”
•Rum yok, Bulgar yok, Türk yok; hepimiz Osmanlıyız.’
Bu, bugünkü ‘Türkiyelilik’ kavramına benzer.
Dün tutmamıştır, bugün de tutmaz.
•Üniversite mezunu 25.000 TL'ye çalışırken, eli tornavida tutan 4-5 katı para alacak.
Türkiye böyle bir duruma gidiyor.
• Eğitimde reform şart.
Zorunlu eğitim 12 yıldan 8'e düşürülmeli.
Üniversite kontenjanları ve eğitim süresi azaltılmalı.
İlkokullarda öğretim yerine eğitim ön plana çıkmalı.
•Devrin şartlarına intibak edemezseniz yok olursunuz. Nüfus meselesini çözmediğimiz takdirde yok oluruz, açık ve net söylüyorum.
Devletin ailelere teşvik vermesi lazım. Bugün en önemli problemlerden biri, kadınlar çalıştığı için çocuk yapamıyor. Kadınlar çalışmak zorunda.
Devletin annelere en az 2 yıl ücretli izin vermesi lazım. Eğitim meselesinin çözülmesi lazım. Teşvikler artırılırsa, eğitim kalitesi artırılırsa ve bunlar hızlı şekilde yapılırsa nüfus sorunumuz çözülür.
•Bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar, biz Türküz!
🇧🇫🇱🇾 İbrahim Traoré.
"Libya'ya bakın — tam yanı başımızda bir örnek.
Huzur içinde yaşıyorlardı, değil mi? Huzur içinde yaşıyorlardı. Su bedavaydı.
O kadar çok bedava şey vardı ki. İnsanlar evlendiğinde, zaten sosyal yardımları hazırdı.
Ama bugün Libyalılar su arıyor her yerde… Oradaki sefalete bakın. Yüz binlerce çocuk öldü.
İşte bu 'demokrasi.'
Dünyada demokrasiyi kurmak istedikleri her yerde, felaketle sonuçlanıyor. Tanrı bizi bu 'demokrasi'den korusun."
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin 81 il valiliğine gönderdiği resmi yazıda 15 Temmuz için “kurucu bir dönüm noktası” denildi. “Kurucu dönüm noktası”nı ise Tom Barrack açıklamıştı: Osmanlı millet sistemi! Yani 15 Temmuz, yeni bir devletin işaret fişeğidir.
https://t.co/08lscGDzsu
Yeniçerilarin Türk olduğunu sanan bir sürü kara cahil var. Mehtar Yaniçeri Ocağının 2. Mahmud döneminde kaldırılmasıyla kaldırılmış, yerine batı tarzında Muzikayı hümayun kurulmuştur. Yeniden faaliyete geçmesi 1914’te olmuş, Günümüzde dinlediğimiz mehter marşlarının büyük bir çoğunluğu geleneksel değil, 2. Meşrutiyet dönemi sonrasında ve Enver Paşa'nın talimatlarıyla bestelenmiştir. En bilinen marşlardan biri olan "Ceddin Deden" (Mehter Marşı) 1917 yılında İsmail Hakkı Bey, "Hücum Marşı" ise Ali Rıfat Çağatay tarafından bestelenmiştir. Fetih Marşı ise bizzat Arif Nihat Asya tarafından yazılmış olup taa 1980 yıllarında Yıldırım Gürses tarafından bestelenmiştir.
Abdülhamid bizzat kendisi batı müziğinden hoşlanan, piyano çalan biriydi. Ha bunu kötü göstermiyorum. Sadece yanlış bilenler için yazıyorum. Ayrıca saraya şarap, şampanya, konyak, bira vs. İçki alındığının defterleri Yıldız Saray arşivinde mevcut. Yine Abdülhamid’in peçetesi, yatak çarşafı, küllüğü, bardağı, sürahisinde Latin alfabeli AH arması vardı. Okuma özürlü olunca insanlar böyle saçmalıyorlar. Mehter marşlarının çoğu da Cumhuriyet dönemine aittir.
✍️🏻Ülke için bırakın evladını, bir kılını bile kaybetmemişlerin;
✍️🏻Hele de kuru hamasetçilerin, vatan, millet edebiyatı yapıp hiç bedel ödemeyenlerin, bu evladını kaybedenleri anlaması mümkün mü?
✍️🏻Onun için çok rahat herkesle kolkola girebilirler!
✍️🏻✍️🏻Biz şehitlerimizin aziz hatıralarının yanındayız! Uğruna şehit oldukları değerlerin kadim bekçisiyiz!
Kaç yaşında olursak olalım, ölünceye kadar İNATLA böyle kalacağız!
Bu onurlu olmanın gereğidir!
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun kendi dilini küçümseyenleri yerin dibine soktuğu o çarpıcı tespiti:
🔶 Dünyada iki tane kusursuz matematiksel ve kuralcı dil vardır. Biri Türkçe, diğeri de ondan türeyen Japonca.
🔶 Sen kalkıyorsun bu muazzam bilim dilini, bu binlerce yıllık matematiksel yapıyı bırakıyorsun...
🔶 Konuşurken araya üç beş tane bozuk İngilizce kelime sıkıştırınca kendini aydın, modern, entelektüel zannediyorsun.
🔶 Bugün sokaklara çıkın, tabelalara bir bakın. Dükkân isimlerinin yarısı İngilizce, yarısı ne idüğü belirsiz saçma sapan kelimeler.
🔶 Kendi dilinden utanıp işletmesine yabancı isim koyan bir esnaf, zihninin çoktan işgal edildiğinin farkında bile değildir.
🔶 Ben bu konuşma şekline Tarzanca diyorum. Kendi kültürüne yabancılaşmış, ne tam batılı olabilmiş ne de kendi kalabilmiş insanların acınası halidir bu.
🔶 Şunu kafanıza iyice sokun; bir milleti sadece topla tüfekle savaşarak yok edemezsiniz. Ama dilini unutturur, dilini bozarsanız o milleti tarih sahnesinden sessizce silersiniz. Türkçe giderse, Türkiye gider!
🇺🇸 Amerikalı Gazeteci Abby Martin'den Şok Eden İsrail Gözlemleri:
➖ 1932'de Berlin'e giriyormuşum gibi hissettim.
➖ Gerçekten kendimi tamamen iğrenmiş hissettim.
➖ Duyduklarıma inanamadım.
➖ Yani sadece birkaç adım yürürken, ne kadar beyaz olmama rağmen, "Arap mısın? Arap mısın?" dediler.
➖ Ben de "Ne? Ben bir Amerikalıyım" dedim.
➖ "Oh, güzel. O zaman Araplar hakkında konuşabiliriz."
➖ "Filistinlilerden ne kadar nefret ettiğimiz hakkında konuşabiliriz."
➖ O zamanlar yaklaşan tehlikeyi, gerçekleri gördüm.
➖ İsrail toplumunun içinden bir umut gelmeyeceğini gördüm.
➖ Tüm mültecilerin dışarı atılması için çağrı yapılan mitinglere gittim.
➖ Biliyorsunuz, bize İsrail'in Holokost mağdurları ve soykırım mağdurları için güvenli bir sığınak olduğu söylenmişti.
➖ Peki o zaman neden tüm Afrikalı mülteciler Necef Çölü'nün ortasındaki bir toplama kampına konuluyor?
➖ Neden orada hiçbir Afrikalı mülteci istemiyorlar?
➖ Etiyopyalı mültecileri vitrin malzemesi olarak kullanıyorlar ama sonra üremelerini istemedikleri için onlara zorla Depo-Provera doğum kontrol ilaçları veriyorlar.
➖ İsrail toplumunun doğası bu.
➖ Burası bir etno-devlet ve üstünlük ile nefret üzerine kurulu, çünkü Siyonizm budur.
#EREGL KANAL KATLAR DİYENLER BEĞENSİN
Bir cacık olmaz diyenler yoruma gelsin.
Aylık takasta yatırım fonları ve citi 128M lot aldı. Toplam alımların %88'lik kısmına tekabül ediyor.
3 aylık takasta ise CİTİ, Emeklilik ve Yatırım fonları toplam 325M lot aldı. Toplam alımların %96'sına tekabül ediyor.
CİDDİ RAKAMLAR BUNLAR !
📌 Yunan Türkolog Prof. Dr. Dimitri Kitsikis: Amerikalılar, 1947'de Truman Doktriniyle, Anglo-Sakson planını uygulayıp, tekrar Türk-Yunan konfederasyonu kurmak istediler. Çünkü Yunan'ın ve Türkiye'nin Rusya'ya yakınlaşması Amerika'nın menfaatlerine aykırıydı. Biz de güçlü Ruslardan korktuğumuz için ABD'ye yanaştık ama bu büyük bir hataydı. Anglo-Saksonlar Osmanlı'yı yok etmek istemediler ama zayıflatmak istediler.
📌 Batılılar bizi kışkırtana kadar Osmanlıyı, Ermeniler, Biz (Yunanlı) ve diğer devşirmeleri yönetiyordu.
📌 Yunan isyanı dünyanın en akılsız en ahmak isyanıydı. Osmanlı idaresindeki Yunan halkının isyan için hiçbir nedeni yoktu. Askerlikten muaf özgür ve zengin yaşıyorlardı. Boğazın iki yakasında ve Marmara Denizinin çevresindeki köşklerde, yalılarda yaşıyorlardı. İstanbul, Ege, İzmir ve Muğla gibi güzel yerlerde çoğunluk onlardaydı.
📌 Düşünün Fatih İstanbul'u fethediyor Türk olan Veziri Azam Candarlı Paşa'yı idam ediyor yerine Rum olan Zağanos Paşa'yı getiriyor, Fatih'in has adamı Zağanos Paşa'ydı.
📌 İstanbul'un fethi ile Rum ahali için değişen bir şey olmuyor. Ardından Rum Mehmet Paşa serasker yapılıp Karaman Türklerinin üzerine yollanıyor; Konya'daki asi Türkmenleri yerle bir ediyor. Bu yüzden söylüyorum ki 1821'lerdeki Yunan kalkışmaları Yunan halkı için felaketin başlangıcıdır. Batılıların gazına gelip, kendi imparatorluğumuzu (Osmanlı) yıkıp bu küçük, kıytırık devleti (Yunanistan'ı) kurduk!
📌 1922'de Kemal Paşa (Atatürk) Ege, İstanbul ve Karadeniz'deki 3000 yıllık Yunan varlığını bitirmiştir. Bu Yunan ahmaklığının bir sonucudur.
💫🇹🇷 Ve Atatürk ;
"Zenginliği ülkemdeki "gayriTürk" unsurlardan alıp Türklere verdiğim için malum azınlıkların bana hıncı bitmez! Gayri Türk unsurlar yine yönetime seçilip, Türkler yeniden sefalete düşürüldüğünde, Türk genci o zaman beni ve yaptıklarımı daha iyi anlayacaktır..." demişti.
Şimdi anladınız mı Atatürk düşmanlığı yapanların özünde kimlerin torunu olduklarını !!
Libya iç savaşında bölgeye giden Bernard Levy'in şu sözleri ibretlik:
"Libya'lı ahmak devrimcilerin beni en çok güldüren durumu şuydu; Kaddafi'ye yahudi diye bağırırlarken, benim gibi gerçek bir yahudiyi ise koruyorlardı "
Tarihçi Ramazan Sevinç:
"Göbeklitepe 4. Katmanında 7 bin yıllık Türk semboller bulununca kazı çalışmaları durduruldu.
Aynı şekilde Truva, Türk olduğu ortaya çıktı. Truva değil Türk ova!"
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Se cumplen 15 años del bombardeo de la OTAN contra la gran infraestructura acuífera Gran Río Artificial de Libia, un megaproyecto construido por Gadafi que quería reverdecer el desierto del Sáhara y parte del Sahel, sacando agua fósil subterránea.
El Gran Río Artificial era una red de 4.000 kilómetros de tuberías subterráneas diseñada originalmente para extraer agua fósil del Sáhara y transformar el desierto en tierras de cultivo..... el agua sería sacada de los acuíferos subterráneos de Nubia, el sistema de agua fósil subterránea más grande del mundo, agua pura acumulada bajo el suelo hace 40.000 años.
Este proyecto daba soberanía no solo a Líbia, sino a toda África... y eso de la soberanía como que no es compatible con el imperio occidental, que prefiere que tu pais importe alimentos y recursos desde Occidente, mejor que tu pais sea pobre como ratas para depender del FMI.
Un archivo desclasificado de la CIA en 1987, ya hablaba del "peligro" que este proyecto acuífero suponía para los intereses imperialistas, afirmaba que este proyecto "tenía el potencial de garantizar el suministro de agua de Libia de forma indefinida y reducir considerablemente su dependencia de las importaciones de alimentos de Occidente".
Por ello, el 22 de julio de 2011, los aviones de la coalición de genocidas imperialistas de la OTAN bombardearon los sitios del proyecto e incluso su fábrica de tuberías en la ciudad de Brega para que el Sáhara y el norte del Sahel permanecieran pobres, poco poblados y eternamente dependientes de las importaciones de alimentos desde Occidente.
Te dicen que África es pobre... pero no te dicen quién la hace pobre ni a quién le interesa que siga pobre, Gadafi era muy mal ejemplo para el resto de África, ¿que es eso de tener soberanía e independencia? Mejor arrasamos el pais y lo devolvemos a la edad de piedra para que dependa de nuestros préstamos y nos entreguen todos sus recursos a cambio... asi funciona el neocolonialismo en 2026.
EREGL'nin dünkü mumu ve haftalık manzarası.
Kanal tepesine onaya gelmiş ve onayını harika bir şekilde almıştır deriz.
#EREGL
Büyük ağababalar içerisinde dünkü mumu en şiddetli, en pozitif olan şirketlerden biriydi.
Yükselişin devamı için onay aldı muhtemelen.