Annesiz ve babasız kalmanın yükü o kadar ağır ki… Babamın soğuk bedenine sarıldığımda anladım bir daha asla kalabalık olamayacağımı… Derdimi sadece kendime açacağımı… 40 yaşında belki 40 sınanmayla şunu öğretti hayat. Tevekkül et.
https://t.co/m3HHhWNhMu
Durum tam da bu. Ne Akademi kaldı ne de bilim.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada oligarşik bir bilim(!) onay mekanizmasına takılıp kaldık. Elsevier ve Clarivate şirketleri tarafından kapitalistleştirilip milyarlarca dolarlık bir endüstriye döndürülen Akademi sektörü her gün bilim dışı yeni bir iş ve meşguliyetle sınanıyor. Şimdilerde de kalite ve akreditasyon uğruna sabahtan akşama kadar rapor yazıp, “ölçüt, girdi-çıktı, PUKÖ döngüsü vs.” diyerek binlerce sayfa şablon hazırlayan, yayın fetişizmini proje fetişizmine dönüştüren bir rakamsal bir çöplüğe dönüşmüş durumdayız. Yaratıcılık yok, bilim yok, düşünce yok, sürüden kaçış yok, şablon dışına çıkış yok.
Milyarlık bütçeli kardinaller heyeti tarafından onaylanmak zorunda olan akademik kölelerden başka bir şey değiliz. Köleliğine aşık olan kölelerimiz ise sistemce en makbul olanımız . Helvası çoktan kavrulmuş bir dünya Akademi. Bilimsel çaba, özgür düşünce, yaratıcı üretim falan yok; esaretin kutsandığı ve onore edildiği bir kilise topluluğu var maalesef. Tüm dünyada bu sistemin finansörleri de belli. Onların istemediği şekilde düşünenleri ABD’de dahi yerle yeksan ediyorlar. Geçmiş olsun hepimize. Durum bu!
Akademi hakikatin peşinde midir? https://t.co/b88utpYYzU @serbestiyetweb aracılığıyla
Saliha, komşumun arkadaşı çok kısa bir süre önce bir akşam oturduk sohbet ettik. Hani derler ya bakmaya kıyamazsın o kadar güzel o kadar hayatı seven bir kadın. Evliliğini anlattı eşinin koruma kararını ihlalinden dolayı ceza aldığını. Ah Saliha ah.
Saliha Akkaş yaşam mücadelesini kaybetti.
Saatlerce direndi...
Vücuduna aldığı 40’tan fazla bıçak darbesine rağmen hayata tutunmaya çalıştı.
Ama olmadı. Saliha’yı kaybettik.
Öncelikle Saliha'ya Allah'tan rahmet ailesine, yakınlarına ve tüm TBMM çalışma arkadaşlarımıza başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bir kadın daha, boşanmak istediği erkek tarafından vahşice katledildi.
Üstelik bu cinayet, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapan bir kamu çalışanına karşı işlendi.
Şimdi soruyorum:
Buna da mı sessiz kalacaksınız?
TBMM çatısı altında görev yapan bir kadının katledilmesini de mi görmezden gelecekseniz?
Saliha için sessiz kalmayacağız.
Bu ülkede bir kadının daha adı, bir cinayet dosyasına yazılmasın diye susmayacağız.
Saliha'nın anısı mücadelemizde yaşayacak.
Ve biz, bu karanlık düzeni mutlaka değiştireceğiz!
“Günümüzde krizler üzerine her zamankinden daha fazla konuşuyoruz. Gündelik konuşmalarda da medyada da kriz söylemi dikkat çekici bir sıklıkla karşımıza çıkıyor.” —Nurcan Usta’dan kriz toplumu ve iletişim üzerine:
https://t.co/QtPNFmohq6
Artık tüm bu olaylarda da bir kahraman yaratıp hikaye üzerinden acı pazarlamanız like ayin ritüelinin bir parçası. Ateş senin “ekranına düşüyor” benimse evime!
Siz neler neler unuttunuz bunu da unutursunuz. Yarın olmaz dediklerinizi normalleştirir günaydın bu kremi kullan diyenleri izlemeye devam edersiniz. İnadına üretmeye devam nidaları atarken hiçbir şey üretmez dev tüketim toplumunun o doymayan midesinde yok olursunuz.
Yıllarca en umutsuz anlarda Genco Erkal’ın sesi kulağımda Nazım’ın dizeleriyle “Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın…” yankılandı durdu. Ve ben bir kere bile Nazım Hikmet Oratoryosu’na gidemeden Genco Erkal gitti.
Bebeklere “kilo aldıran mama” adı altında insan midesinin kabul etmeyeceği bulamaçlar görüyorum sosyal medyada. Benim asla yemeyeceğim bir şeyi bebeğimin yemesini beklemek biraz şov olmaz mı?
Yalnız anneler tez konusu oldu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde yalnız anneler anlatıyor...
Didem Arvas, Kameramanlar @ozgurbalaban ve Selman Öztürk'ün haberi.
Ulus Baker: “Seviyor olmak, seviliyor olmaktan üstündür… Çünkü seven kişi sevdiğini bilir, farkındadır, bir sevgiyle duygulanmış olduğunu bilir. Sevilen kişi ise bunu asla bilmek zorunda değildir. Bilmediği bir şeye maruz kalmıştır.”