@yavuz_koktas Elmalılı Hamdi bunları başımıza sen bela ettin, Mehmet Akif'e hürmet ettiği zalimin elinden zilleti yaşattı bu dünya da Allah sana o da nasip olmadı....
O ne ki Yavuz hocam! Bir de şu şiirine bak o kişinin! Tanrı’yı da peygamberi de inkar ediyor.
Çankaya
Ey nefti gölgesinden uzanıp birkaç dalın
Şeref rüyalarına dalan yeşil Çankaya!
Nasıl kanatlarını sakladın o kartalın,
Nasıl yettin yıllarca onu barındırmaya?
O ki sarsıntısından taçlar düşerdi taçlar,
Nasıl saydın korkmadan göğsünün çarpışını?
Nasıl ateş almadı onu görmüş ağaçlar,
İçinde yanan güneş yakmadı mı dışını?
Arzı oynatmak içın yeterken her adımı
Yanardağlar bulurken kül olmuş her yığın dağ,
O seni yıkmadı mı, o seni yıkmadı mı?
O eşsiz kahraman ki dünya ağırlığında:
On milyon bel iki kat olmuşken eğilmeden
Onda on beş milyonun boynu birden uzaldı,
Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden
Taptığımız ne varsa hepsi ondan şeklaldı. Şeref rüyalarına dalan yeşil Çankaya,
Golgesi baş döndüren bu sırrı anlat bize:
Nasıl yettin yıllarca onu barındırmaya,
Seni böyle ebedi kılan hangi mucize?
O ne ki Yavuz hocam! Bir de şu şiirine bak o kişinin! Tanrı’yı da peygamberi de inkar ediyor.
Çankaya
Ey nefti gölgesinden uzanıp birkaç dalın
Şeref rüyalarına dalan yeşil Çankaya!
Nasıl kanatlarını sakladın o kartalın,
Nasıl yettin yıllarca onu barındırmaya?
O ki sarsıntısından taçlar düşerdi taçlar,
Nasıl saydın korkmadan göğsünün çarpışını?
Nasıl ateş almadı onu görmüş ağaçlar,
İçinde yanan güneş yakmadı mı dışını?
Arzı oynatmak içın yeterken her adımı
Yanardağlar bulurken kül olmuş her yığın dağ,
O seni yıkmadı mı, o seni yıkmadı mı?
O eşsiz kahraman ki dünya ağırlığında:
On milyon bel iki kat olmuşken eğilmeden
Onda on beş milyonun boynu birden uzaldı,
Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden
Taptığımız ne varsa hepsi ondan şeklaldı. Şeref rüyalarına dalan yeşil Çankaya,
Golgesi baş döndüren bu sırrı anlat bize:
Nasıl yettin yıllarca onu barındırmaya,
Seni böyle ebedi kılan hangi mucize?
Hz. Ömer (r.a.) bir gün hutbe esnasında, “Ey insanlar, dinleyin ve itaat edin!” dedi.
Bunun üzerine bir sahabi hemen yerinden fırlayarak: “Ne dinler, ne de itaat ederiz!” dedi.
Yaklaşık 4 milyon km2'lik İslam Devletinin yöneticisi olan Halife ona neden böyle cevap verdiğini sorunca o zat Hz. Ömer'in üzerindeki yeni elbiseye işaret ederek:
“Yâ Ömer! Giymiş olduğun bu elbisenin hesabını vermedikçe seni dinlemeyecek ve sana itaat etmeyeceğiz!” dedi ve devam etti: “Beytülmâlden sana da, bana da aynı kumaş düşmüştü. Ben kendi hakkıma düşen miktardan bir elbise yaptıramadım. Ama görüyorum ki sen kendine bir elbise yaptırmışsın. Bu nasıl oldu?”
Adalet timsali Hz. Ömer hiç bir söz söylemeden eliyle oğlu Abdullah'a işaret ederek: “Kalk oğlum, bu elbisenin hikayesini anlat!” dedi.
Bunun üzerine Abdullah ayağa kalkarak şöyle dedi: “Bana da, babama da birer parça kumaş düşmüştü. Ben hakkımı ona verdim. Şu anda üzerinde gördüğünüz elbise ikimizin hakkından meydana gelmiş bir elbisedir.”
Bu cevapla rahatlayan sahabi, “Konuş ey Allah'ın Peygamberinin Halifesi, şimdi seni hem dinler, hem de itaat ederiz.” dedi.
Hz. Ömer de çok yumuşak davranmış. Soru soranın mescide erişimini engelletmeyi niye akıl etmemiş?
Yeni Şafak yazarı Serdar Tuncer:
"Bunca varlık içinde bir şeylerin yok olmaya başladığını gördük, hüzünle.
Tevazumuzun yittiğini, şükrümüzün hırpalandığını, samimiyetimizin örselendiğini, adalet duygumuzun yaralandığını, tevekkülümüzün zayıfladığını, hassasiyetlerimizin kaybolduğunu, umudumuzun kan revan içinde kaldığını gördük.
Varlık da bir imtihandı sanki ve biz kaybediyorduk bu imtihanı.
Yokken sabretmiştik, yetinmeyi bilmiştik ama paramız var olunca önce artırmanın derdine düştük sonra helali haramı umursamaz olduk.
Belediye otobüslerinde, ellerindeki poşetlere gizlenmiş parti bayraklarını asmaya giden mahzun ama onurlu insanlar ciplere binmeye başlayınca bir şeyler yitip gitti avcumuzdan.
O babaların çocukları bir başkasının hakkı hukuku demeden ihale kovalamaya başlayınca ahlakımız yitip gitti. 28 şubatlarda tesettürü için sokaklarda joplanan annelerin evlatları artık modern tesettüre bürünmüş annelerinin yanında taytla arz-ı endam etmeye başlayınca onurumuz yitti.
Bir de baktık ki ortada bizden eser yok, biz yittik! Dün yok muamelesi görüyorduk yokluk içindeydik ama bütün heybetimiz ve vakarımızla biz vardık.
Bugün her yerde biz varız güya ama ortalıkta bizden eser yok!"
@ReDBuLL3408@pusholder@ReDBuLL3408 (HAY-HU) Bunlar Allah'ın ismi 'dir bu tür şeyler de kullanmamaya dikkat edelim, maalesef dilimize sokulmus kötü bir alışkanlık
Abartısız söylüyorum, Cübbeli Hoca’nın şu sohbette anlattıkları, Müslümanların son 150-200 yıldır içinde bulunduğu bütün sıkıntıların özetidir.
Şeriat ahkâmını terk eden Müslümanların, nasıl bir avuç Siyonist ile baş edemediğini izah ediyor.
Hani şu naylon Selefiler, Cübbeli Hoca’nın 90’lı yıllarda yaptığı sohbetleri paylaşıp hocanın değiştiğini söylüyor.
Tam tersi, Cübbeli Hoca 90’lı yıllarda ne söylüyorsa şimdi aynısını söylüyor; ispatı bu sohbette mevcuttur.
Cübbeli Hoca, şeriatın gerekliliğini ve şeriatı istemeyenin hükmünü açıkça söylüyor.
🟡🔴 Celebrating 121 years of @GalatasaraySK! 🏆 UEFA Cup and Super Cup winners in 2000, they made history as the first Turkish club to lift a major UEFA club trophy. #ThrowbackThursday
Ülke sınırları içerisinde durarak top oynayan iki takım var, biri Galatasaray biri de Milli Takım. Durum ortada. Durarak, yan pas-geri pas yaparak futbol oynanmaz, biraz dişli bir takım geldiğinde böyle itin götüne sokarlar, çıkarırlar.
Kendi planına aşık olan, oradan hiç caymak istemeyen her teknik adamın bir noktada yaşayacağı şey şu oluyor. Montella, Avrupa Şampiyonası'nda yaptıklarıyla Dünya Kupası biletiyle milli takım tarihine geçmiş bir isim ama Dünya Kupası'ndan bugüne hiç özeleştiri yapmadan, aynı inatlarda devam ederek bu noktaya getirdi kendisini. Belli isimlerdeki anlamsız inatlar, anlamsız tercihler, sıfır özeleştiri gelinen nokta bu.
Ülke sınırları içerisinde durarak top oynayan iki takım var, biri Galatasaray biri de Milli Takım. Durum ortada. Durarak, yan pas-geri pas yaparak futbol oynanmaz, biraz dişli bir takım geldiğinde böyle itin götüne sokarlar, çıkarırlar.
İmam Gazâlî 6 tip kadın saymış evlenilmemesi gereken. 7.’sini ben diyeyim:
Onlyfannane: Onlyfans hesabı olan kadın.
Gazâlî’nin aktardığı altı tip şöyle:
Ennâne (الأنّانة) — Çok şikâyet eden, sürekli yakınan kadın.
Sürekli hastalığından, baş ağrısından veya hayatından şikâyet eden; kendisini olduğundan daha hasta gösteren kişi anlamında kullanılır.
Mennâne (المنّانة) — Yaptıklarını sürekli başa kakan kadın.
“Senin için şunu yaptım, bunu yaptım” diyerek yaptığı iyilikleri eşine karşı bir minnet aracına dönüştüren kişi.
Hannâne (الحنّانة) — Geçmişteki erkeğine/eşine veya başka bir ilişkiye özlem duyan kadın.
Gazâlî’nin aktardığı açıklamada, başka bir erkeğe duyduğu sevgiyi sürdüren veya önceki eşinden olan çocuğuna aşırı biçimde bağlı olup mevcut evliliğini ikinci plana atan kadın kastedilir.
Haddâka (الحدّاقة) — Gözü dışarıda, sürekli tüketim ve sahip olma peşinde olan kadın.
Özellikle çevresindeki şeylere bakıp onları istemesi, kocasından sürekli yeni şeyler talep etmesi şeklinde açıklanır.
Berrâka (البَرّاقة) — Aşırı süslenen ve gösterişe düşkün kadın.
Gazâlî’nin aktardığı tarifte, bütün dikkatini süsüne, görünüşüne ve gösterişe veren kadın tipi olarak açıklanır.
Şeddâka (الشدّاقة) — Çok konuşan, gevezeliği aşırı olan kadın.
Sözü uzatan, sürekli konuşan ve dilini kontrol etmekte zorlanan kadın.