Arda boklayanların göremediği şey şu;
Bu pozisyonlarda araya kaçmazsan Arda’dan faydalanamazsın..
Barış salağı futbola dair hiçbir bilgiye sahip olmadığından pozisyonu öldürecek yere doğru kayıyor,savunma yerleşiyor.
Anladınız mı? Futbol bir zeka/bilgi ve yetenek oyunudur.
fenerbahçeliler'in yanlış attıkları tek konu yok istediğin döneme ve örneğe bak. biz bir adama yamuk diyorsak yamuktur, kumpas diyorsak kumpastır. siz 15 sene mehmet baransu'nun peşinde koşarken fenerbahçeliler doğrusunu söylüyordu. biz yine şimdi doğrusunu söyleriz, sizin ne zaman anlayacağınız konjonktüre göre değişir.
Yunan gazetesi Ta Nea, Türkiye’ye karşı dört aşamalı bir “önleyici darbe” senaryosu yayımlamış:
1.Türkiye’yi elektronik olarak kör et,
2.Önemli hava üslerini ve Foça başta olmak üzere amfibi kuvvetlerini vur.
3. Türk karşı saldırısını “Aşil Kalkanı” ile durdur.
4. Sonunda 24 saat dolmadan Türkiye’yi askerî olarak felç edip masaya “güçlü taraf” olarak otur.
Kâğıt üzerinde ne kadar da kolay görünüyor.
Yunanistan’ın İsrail ile giderek derinleşen askerî ilişkilerinin, Atina’daki bazı çevreleri İsrail’in önleyici vuruş doktrinine özendirdiği anlaşılıyor.
Diğer bir değişle Yunanistan da İsrail gibi uluslararası hukuku tanımayan ilk vuruş doktrini ile harbi başlatma sorumluluğunu almayı kabul ediyor.
Ancak hukuk dışında unutulan küçük bir ayrıntı var. Türkiye, İsrail’in bugüne kadar hava gücü ve sürpriz saldırılarla vurduğu Suriye, Lübnan veya Irak değildir.
Türkiye ile Yunanistan’ın kara sınırı vardır. Türk ordusu Kıbrıs’tadır. Ege adaları Anadolu kıyılarının hemen önündedir. Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri de birkaç pist ve liman vurularak 24 saatte savaş dışı bırakılabilecek kuvvetler değildir.
Daha önemlisi, savaşı başlatan ilk füzenin sahibi savaşın ne zaman biteceğine tek başına karar veremez.
Ta Nea’nın senaryosundaki asıl stratejik fantezi Atina’nın ilk 24 saati planlaması ancak 25’inci saatin planını Ankara’nın yapabileceğini unutmasıdır.
Üstelik senaryoda Türkiye’nin karşı saldırısını durduracağı varsayılan “Aşil Kalkanı” bile bugün tamamlanmış değildir. Yunan Savunma Bakanı Dendias, sistemin ancak 35 ay içinde bütünüyle operasyonel olacağını açıkladı.
Tarih de benzer stratejik hesap hatalarıyla doludur.
1919’da İzmir’e çıkan Yunan ordusunun arkasında İngiltere başta olmak üzere dönemin büyük güçleri vardı. Mondros sonrasında ordusu dağıtılmış, silahları toplanmış ve ülkesi işgal edilmiş bir Türkiye karşılarında duruyordu. Sonrasını Churchill dahi acı biçimde hatıratında ( World in Crisis) kayda geçirdi. Zincire de vurulsa Türk hâlâ hayattaydı ve Yunan İzmir’e çıktıktan sonra savaşma iradesini yeniden kazanmıştı.
Sonrası Sakarya’dır. Büyük Taarruz’dur. 9 Eylül’dür.
Dolayısıyla Atina’ya dostça tavsiyemiz şudur:
İsrail’den silah alabilirsiniz; ama İsrail’in savaş doktrinini Türkiye’ye karşı kopyalamaya kalkmayın.
Hele “24 saatte vurur, sonra NATO ve AB’yi çağırır, masaya otururuz” hesabına hiç güvenmeyin.
Çünkü bilgisayardaki savaş oyunlarında “restart” tuşu vardır. Tarihte yoktur.
Bir küçük hatırlatma daha:
Türkiye’de 7,6 milyon motosiklet, 100 bini aşan özel tekne ve yaklaşık 15 bin balıkçı teknesi vardır.
Savaş yalnızca savaş uçakları, fırkateynler ve füze bataryaları arasındaki matematik değildir. Hele karşı kıyısı birkaç mil ötede, 85 milyonluk bir ülkeye karşı hiç değildir.
Kısacası Atina, İsrail’in savaş doktrinini ithal ederken Türkiye’nin coğrafyasını, insan gücünü ve tarihini de hesaba katsın.
Yoksa 24 saatlik savaş planı, 24 saat sonra bambaşka bir savaşa dönüşebilir.
her ne kadar rakip de olsak objektif şekilde Galatasaray'a yapılan haksızlığı dile getirmek gerekiyor.
Osimhen sakatken bu ligin oynatılması ne kadar doğru?
neden Osimhen sakatken lige ara verilmiyor, geçen sezon yapıldığı gibi?
Başkanımız Aziz Yıldırım'dan, geçmişte örneklerini ezberlettiği müdahalelerini yapmasını ve takımımızı ayağa kaldırmasını bekliyoruz...
Bugün alınan mağlubiyet bir dönüm noktası olmalıdır...
İrfan varken 10 kişiydik, yerine Kerem girince 9 kişi kaldık. Tam bir intihardı. Sonraki değişiklikler zaten “yorulan çıksın” kıvamındaydı. Herhangi bir Beşiktaş taraftarını takımın başına koysan bu kadar bariz hediye edemezdi maçı. Şu maç 100% İsmail Kartal’a yazar.