Pendik’te motosikletini yol kenarına park ederek yemek yiyeceğini söyleyen sürücü, cenaze taziyesi için gelen otomobildeki kişilerin aracı park edebilmek amacıyla motosikletini ileri almasını istemesi üzerine çıkan tartışmada darbedildi.
İstanbul Üsküdar’da bir motosiklet sürücüsü ile scooter kullanan bir çift arasında yaşanan gerginlik, karşılıklı hakaretlerin edildiği fiziksel arbedeye dönüştü:
- Şerefsiz diyor karın bana! Şikayetçi olacağım sizden.
+ Tamam kardeşim uzatma.
Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesindeki bir besi çiftliğinde, danaların daha fazla kilo alması amacıyla hareket alanlarının oldukça dar tutulduğu ve uzun süre kendi dışkıları içerisinde kaldıklarına dair iddia edilen görüntüler dikkat çekti.
Ankara’da, 78 yaşında olmasına rağmen küçük bir arabayla plastik şişe toplayarak geçimini sağlamaya ve ailesine bakmaya çalışan emekçi:
“Bana bakan kimsem yok. Çocuklar var ama onlar da kendilerini kurtaramadılar.
İlaç alamıyorum, ilaç parası için bunları topluyorum.”
(Kaynak: İbrahim Kordemirci)
Kocaeli’de bir benzinliğe giren 2 şehir eşkiyası, daha 17-18 yaşında ilk işinde çalışan gariban bir çocuğa önce kafa sonra yumruk atıp, ardından kovaladı…
Hiç mi düşünmüyorsunuz ya bu çocuk bir ananın, bir babanın evladı… 3 kuruş parayla şurada saatlerce çalışıyor…
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.