70 yaş üzerindeki çiftin cihazları tamir için alındı; 19.900 TL tahsil edilmesine rağmen haftalardır teslim edilmedi.
Sıfırı 25.000 TL!
♦️Takipçi şikâyeti:
“70 yaş üzerindeki bir çiftin evinden, yüksek servis bedelleri talep edilerek tamir amacıyla alınan cihazlar haftalardır teslim edilmemektedir.
Elimizdeki servis formuna göre 14 Mayıs 2026 tarihinde alınan cihaz için 19.900 TL nakit tahsil edilmiş olmasına rağmen cihaz hâlen teslim edilmemiştir.
Yaşlı tüketicilerin mağdur edilmesine yol açan bu uygulamanın incelenmesini ve gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.
Özellikle yaşlı vatandaşlardan yüksek bedeller talep edilip edilmediğinin ve teslim edilmeyen cihazlarla ilgili başka mağduriyetlerin bulunup bulunmadığının araştırılması kamu yararı açısından önem taşımaktadır.
Konunun Ticaret Bakanlığı ve ilgili denetim birimlerince ivedilikle incelenmesini talep ediyoruz.”
Yunanistan’da tatil yapan bir turist, aynı ürün için İngilizce konuştuğunda 3 euro, Yunanca sipariş verdiğinde ise 1 euro fiyat istendiğini, ürünün gerçek fiyatının ise 50 cent olduğunu öne sürdü.
"BİBERONU SOKABİLMEK İÇİN MÜCADELE VERDİK."
Ramazan Gülten: "Kızımın dünyaya geldiğini, doğumdan tam 10 saat sonra, avukat görüş kabininde öğrendim.
Sonraki hafta, şansımıza, açık görüş haftasıydı.
Henüz 1 haftalık olan kızımla 1 saatliğine tanışabildik. Biberonunun içeri alınabilmesi için bile mücadele etmek zorunda kaldık.
Bugün kızımız Maya, 11 aylık. Bir sürü ilkini kaçırdım, saymakla bitmez.
İlk kez "baba" dediğini ise mahkeme salonunda eşimin aktarımıyla öğrendim. Önümüzdeki pazar, ilk Babalar Günümüz. Sırada ilk yaşı, ilk adımları ve daha nice ilkleri var.
Bugün bu mahrumiyetin içinde elimden gelen tek şey, kızıma 2 masal kitabı hediye etmek oldu.
Hücremin avlusunda gelişini izlediğim yavru kuşlardan ilham alarak, Kapalı Kapılar Ülkesi'nden yola çıkan cesur bir müjde kuşunun, kızımın dünyaya gelişini müjdelemek için yaptığı yolculuğu ilk masal kitabımda anlattım.
Kızımın, Sık Ağaçlar Ülkesi'nden Kapalı Kapılar Ülkesi'ne yaptığı ilk buluşma yolculuğunu ise ikinci masal kitabımda anlattım.
Aslında bu iki kitap; bir babanın özlemi, bir annenin fedakarlığı ve bir ailenin birbirine tutunma çabasıdır. Her zorluğun üstesinden gelen eşim de bu masal kitaplarını resmetti.
Biz, birlikte yaşayamadığımız anıları unutulmasın diye masallara dönüştürmek zorunda kaldık."
#ibbdavası @pinarcaliskn
Silivri Belediyesi operasyonunda eski CHP Silivri İlçe Başkanı İbrahim Kömür'e "kutu içinde 40 bin Euro verdim" diyen ve tutuklanmasına neden olan Metin (asıl adı Kudbettin) Dumlu. Sağda solda "CHP'liyim" demiş ama sosyal medya profil fotoğrafı bu... Ben profilinde Abdulhamit ve RTE olan CHP'li görmedim. Metin Dumlu, Çanta Çağdaşkent'te giriş katında rutubetli bir dairede yaşıyor. Eski model bir Mercedes'e biniyor. İmam nikahlı karısı Gülay, evlere ve apartmanlara TEMİZLİĞE GİDİYOR. Madem sağa sola rüşvet(!) verecek 40 bin Euro (bugünkü kurla 2,1 Milyon TL) paran var, karını neden çalıştırıyorsun dümbük???
Bahsettiği Gümüşyaka'daki alan, yaklaşık 1 yıldır Silivri Belediyesi tarafından sosyal tesis olarak hizmete hazırlanıyor. Daha önce "Paris Cafe" adı altında özel şahsa kiralanmıştı, Başkan Bora Balcıoğlu burayı şahıslardan geri alarak Belediye'nin malı yaptı, halk ucuza çay kahve içsin vakit geçirsin diye sosyal tesis yaptı. Kuyruk acıları bundan...
SICAK GELİŞME / İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal kaçırıldı.
•İBB’ye bağlı Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, 17 Haziran 2026 akşamı İstanbul Maltepe’deki evinin önünden kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı.
•Karaal, ailesiyle birlikte çıkmaya hazırlanırken evden önce çıkarak aracına gitti; aracının yanında beklediği sırada yanında duran araçtan inen üç kişi tarafından darbedildi.
•Saldırganlar Karaal’ın başına siyah çuval geçirerek onu araçlarına bindirdi ve olay yerinden uzaklaştı.
•Kaçırılma anına Karaal’ın çocuğu ve bir komşu tanık oldu.
•Kaçırma eyleminde plakası kopyalanmış, sokaktaki başka bir araçla aynı model ve renkte bir araç kullanıldığı tespit edildi.
•Karaal’ın eşi yaşananları polise anlatarak şikayette bulundu; soruşturma başlatıldı ve arama çalışmaları sürüyor.
•İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için kolluk kuvvetlerine gerekli talimatların verildiğini açıkladı.
Bu olay öyle bir olay ki, o dönem bir film olsa en epik sahnelerinden olurdu.
Türkçü bilinen Rıza Nur, Maliye Bakanı Renda'yı mecliste anti-Türkçülükle suçlar. O gün mecliste olmayan Renda, konuyu öğrenir, bir sonraki oturumda Rıza Nur'a bir şans tanır ve sözünü geri almasını ister.
Rıza Nur sözünü geri almayınca, İttihatçıların en nazik adamı Renda, kürsüde bir öldürücüye dönüşür ve Rıza Nur'un geçmişte Türk karşıtı Arnavut isyanına silah desteği verdiğini ve bölücülük yaptığını ifşa eder.
Bu ifşa mecliste öyle şok etkisi yaratır ki locada oturan Atatürk bile şaşkınlığını gizleyemez ve Nutuk'ta bu hadiseden bahsetme gereği duyar.
Rıza Nur söylenenleri inkar edemez. Sadece o devirde kimsenin Türkçü olmadığını gevelemeye çalışır. Tabi bu kez Türkçü mebusların tepkisini çeker.
Bu hadise deyim yerindeyse Rıza Nur'un ayarını bozar. Onu siyasi bir ölü haline getirir ve en naziği dahi olsa bir İttihatçıya Türklük üzerinden saldırmanın ne kadar ölümcül hata olduğunu gösterir.
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, bakımevi ziyaretlerinde öğrendiği hayat gerçeklerini anlattı:
🔶 İnsanlar geriye dönüp baktıklarında en çok yaptıkları hatalardan değil, gerçekleştiremedikleri hayallerinden ve yapmadıklarından pişmanlık duyuyorlar.
🔶 Yaşlılık dönemine giren birçok insan, gençlik yıllarında hayatı yeterince yaşayamayıp sadece çok çalışmış olmaktan derin bir pişmanlık hissediyor.
🔶 Hayatın son dönemlerinde paranın ve maddi gücün anlamı tamamen kayboluyor, geriye sadece huzurlu bir yaşam arzusu kalıyor.
🔶 Ölüm gerçeğiyle barışabilmenin en büyük temelini, geçmişte haksızlıklara karşı verilen dürüstlük ve hak arama mücadeleleri oluşturuyor.
🔶 İnsanların bizim hakkımızda ne düşündüğü fanusu bir yanılsamadır, çünkü toplum zannedilenin aksine hatalara karşı çok daha bağışlayıcıdır.
🔶 Geçmişte yaşanan ve o an dünyayı yıkan en büyük rezillikler bile zaman geçtikçe sadece ufacık birer gülümseme ve anıya dönüşüyor.
🔶 Yaşlılığın getirdiği fiziksel zorluklar ve yalnızlık hissi yüzünden, bu dönemin neredeyse hiçbir güzel veya teselli edici yanı bulunmuyor.
🔶 Hayatın koşturmacasından sıyrılıp anı yaşamak, başkalarının ne diyeceğini umursamadan sadece canının istediği şeyleri yapmak geleceğe en büyük yatırımdır.
Ermeniler ve Rumlar Türkiye'de altın çağını yaşadığını söylüyor.
Yunanistan'da ise Türkler yok sayılıyor. Osmanlı camileri kundaklanıyor. Türk okulları kapatılıyor. Türk mezarlığını temizleyen Türk gençleri yargılanıyor.
Bir zamanlar Selçuklu-Türk şehri olan Revan (Erivan)'da artık Türk bile yok.
Kim barbar, kim medeni?
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı 8 Kasım 2024 tarihinde Katar Devleti Büyükelçiliği'ne usulsüz çakar kullanımıyla ilgili uyarı yazısı gönderiyor.
Bakanlık, diplomatik misyon ve mensupları ile uluslararası kuruluş ve mensuplarına ait araçların, Karayolları Trafik Kanununun 71. maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 141. maddesinde belirtilen geçiş üstünlüğüne sahip araçlar arasında yer almadığını belirtiyor.
Bu uyarıya rağmen usulsüz çakarlı araç kullanımına devam edilmesi sebebiyle Bakanlık ikinci bir uyarı yazısı daha gönderiyor.
22 Eylül 2025 tarihli ikinci yazıda Bakanlığın konuyla ilgili önceki genelgeleri tek tek hatırlatılıyor ve "ihlal olursa ceza yazılır" diyor
Buna rağmen 30'lu yaşlarındaki geç kadın diplomat çakarlı araç kullanımında ısrar ediyor!
İlgili aracın videosuna ulaştık. Çakar hala duruyor. Görüntüleri @odatv'de yayınladık.
Şimdi soralım: Bu ülkede diplomatik plaka mı üstün, Türk kanunları mı?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Alın teri kutsaldır" diyerek maden işçilerine destek açıkladığı gün CHP Genel Merkezi'nde 20 emekçiyi işten attığı ortaya çıktı.
Bakın barışmamızı istedikleri teröristler bunlar!
Bir PKK destekçisi Kürt, yoldan geçerken bir aracın üstünde Atatürk imzası görüyor ve cebinden çıkardığı bıçakla onu sökmeye çalışıyor!
Bu teröristleri sınır dışı etmedikçe bu sorun ÇÖZÜLMEZ! https://t.co/UB4Om9guq0
Bakın ÇOK İLGİNÇ bir şey buldum.
Dün bana bi arkadaşı ulaştı. Ragıp Çiçen’in geçen sene izbe bir dairede ölü bulunduğunu söyledi.
Heykeltraş Ragıp Çiçen, bundan yıllar önce CHP Genel Merkezi önünde “Kılıçdaroğlu beni dolandırdı” diyerek eylem yapmış.
Parasını alamadığı için “kendini yakmaya” karar vermiş, son anda engellenmiş!
Videoda dikkat ederseniz “İzmir’de 8 aday neden değişti, kimler para verdi” diye bağırıyor.
Daha sonra bu eleştirilerinden ötürü ard arda haksız hapis cezaları almış. Tüm hayatı kararmış. Ve geçen sene hapis yatmamak için kaçak olarak yaşadığı bir dairede ölü bulunmuş.
Hani Kemal Kılıçdaroğlu “dürüst, hırsız olmayan, namuslu” bir adam ya. Çıksın bu heykeltraşın iddialarına bir cevap versin!
🗣️Mülakat mağduru öğretmen: Ablukaya alındım ama örtülü olduğum için tutuklanmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü örtülülere dokunmayın demişler. Örtülüyüm ama gömleğimi yırttılar, örtümü açtılar, buna utanmıyorlar. Örtülüyüm, gözaltına alınırsam tepki toplarlar diye utanıyorlar. Eskiden başörtü mağdurları vardı şimdi mülakat mağdurları var.
Taksim’e çıkıp hayat pahalılığından şikayet etsek kartal gibi ensemizde biten devlet neden bunları görmüyor? Türkiye’de neden iki kademeli hukuk uygulanıyor?