Dear friends,
Although we had to postpone the Peace Summit partially due to
restrictions on the right to assembly in Ankara, we are still hosting an
Anti-NATO Peace Conference on July 5, Sunday, before the NATO Summit.
Please fill out the form if you haven't done it yet, so that we can
share the Zoom link with you:
https://t.co/Yh5i8uHNC9
Please contact us at [email protected] if you can not
access Cryptpad.
We will share the Zoom link from this Friday.
Stay tuned for further announcements about Anti-NATO events and the call
to action for international solidarity!
Peoples' Climate Summit '26
Aziz Nesin: “İslamcılar 8,5 saat boyunca ‘şeriat isteriz’ diye bağırdılar. Hükümet sustu ve bizi orada ölüme terk etti. Bu bir alçaklık modelidir.”
35 can kaybettik, bu nüfusun içinde çocuklar da dahil.
#2Temmuz#Madımak#SivasKatliamı
Ters kelepçe takmaları eziklikten başka bir şey değil. Güya gözdağı veriyorlar. Yahu Deniz gösteriyi çekmiş, yayınladı, onca hakarete, tehdite rağmen kaldırmadı, her gün paylaştı, bir de üstüne soruşturma açıldı haberinin üzerine kalktı kendisi geldi zaten, kime neyin artistliğini yapıyorsunuz?
Vali Canbolat Ankara’daki soykırımı açıkladı!
Ankara Valisi Yakup Canbolat, Katliam Yasası çıkışından bu yana Ankara’da 52 bin köpeğin toplandığını gururla açıkladı. Nisan ayı raporlarına göre Ankara Büyükşehir Belediyesi Karataş Barınağında 31 bin 508 köpeğin “doğal yolla” öldürüldüğünü biliyorduk. Ankara’daki barınakların kapasitesi ve şartları göz önünde tutulduğunda 52 bin hayvanın barınaklarda bakılmadığı, sistematik olarak öldürüldüğü aşikardır.
Başından beri üretimi durdurmayan, 2004’ten beri kısırlaştırma yapmayan iktidar ve muhalefet belediyeleri birlikteliğiyle Ankara’da soykırım yapılmıştır. Hala üretimin durdurulmaması da bu soykırıma devam edecekleri anlamına gelmektedir. Hayvanların yaşam ve özgürlük hakkını gasbeden katliam yasasını ve katliama ortak olan yöneticileri Ankara halkı olarak istemiyoruz! Sokaklara özgürlük gelene kadar, kent bileşenleri olan hayvanlar özgür kalana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz!
Tarih sizleri Hayırsızada faillerinden daha büyük failler olarak yazacak!
Ankaralıların ezici çoğunluğu köpek düşman zihniyetle değil,
yıllardır birlikte bir hayat kurdukları köpeklerle birlikte yaşamak istiyor!
Barınaklar bu kadar güzelse köpekleri bırakın, siz o barınaklarda yaşayın! Köpekler dışarı, katiller içeri!
MELİH GÖKÇEK DERHAL TUTUKLANMALI.
Ankara'yı parsel parsel satan, Ankapark'ta parayı dinazorlarla batıran, Mansur Yavaş tarafından hakkında onlarca suç duyurusu yapılan Melih Gökçek tutuklanmalı ve yargılanmalı.
13 Haziran günü Balaban Tesisilerine ve Tümad'ın maden kapısına giden yol üzerinde vekilimiz Özgür Ceylan ile Tümad'ın faaliyetlerini yerinde görmek, vekilin Çed izinleri hakkında açıklamasına eşlik etmek üzere Çanakkale'lilerle birlikte Kirazlıdaydık.
Açıklamadan bir hafta sonra Çanakkale Valiliği, herhangi bir şekilde ormana girilmemiş, vekilin açıklaması sonrası dağılınmış olunmasına rağmen açıklamaya katılanlardan bir kısmına ormana giriş yasağı üzerinden cezai işlem uygulamıştır.
Çanakkale Valisi, Çanakkale halkını, şehrin geleceğini tehdit eden, izinleri hakkında kamuoyuna yeterli bir açıklama yapmayan Tümad'ın siyanürlü altın madenciliği yapacağı alanla ilgili herhangi bir denetim, işlem yapmayı görevi olarak görmüyor! Ama toprağını savunan, tüm Çanakkale'nin geleceğini tehdit edecek madencilik faaliyetinin mevzuatlara uygun olup olmadığını gündeme taşımak için yanında milletvekili bulunmasına rağmen açıklama yapmak isteyen vatandaşına ormana girilmediği halde, maden ve Balaban yolu üzerinde bulunmaktan cezai işlem yazabiliyor!
Vali beye soruyoruz kamunun yanında olmanız gereken, kamunun taleplerine karşılık vermeniz gereken noktada neden bir şirketin talimatı ile hareket ediyorsunuz?
Çanakkale halkının menfaati, şirketlerin menfaatinden üstündür. Tümad Çanakkale'den daha büyük değildir. Siz bu ilin en yüksek mevkisinde bulunan kamu görevlisi olarak Çanakkale halkının yanında yer almanız gerekirken toplumsal duyarlılık gösteren, havasına, suyuna, toprağına sahip çıkan Çanakkale'lileri cezalandırmayı tercih ettiniz!
Ruhsat sahası olmadığı halde Balaban Çeşmesi'ne gİden yolu trafiğe kapatan, madene giden yolu kamyon kamyon toprak ile geçilemez hale getiren Tümad'a soracak mısınız bu neyin telaşı, korkusu diye? Bir maden ruhsatı ile tüm bölgeyi istediğiniz keyfilikle kullanma hakkına nasıl sahip oluyorsunuz diye?
Tümad, Cengiz bu toprakları birer ekokırım sahasına dönüştürmek, Çanakkale'nin su, hava hakkını, gelecek kuşakların yaşam hakkını elinden almak, kendi sermayelerini büyütmek için var!
Bizler de Kazdağları'nı, Çanakkale'yi ekoyıkım sahasına çevirmek isteyen şirketlere, sesimizi kısmak isteyen valiye inat, gerçekleri haykırmak için varız!
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Vefatı sonrası bile salyalarıyla kendisine vatan haini diye saldıran primatlara, kadir baba o klasik sert tokatını yapıştırmış. "Kuzeyden gelen adam" belgeselinden
Kadir İnanır bir Karadenizli olarak Kürt meselesinin en tartışılamadığı, topluma savaşın dayatıldığı günlerde bile ısrarla “Barış lazım” diyerek AKP’nin hedefi olmuştu.
O zaman bile geri adım atmamıştı. Sırf bu bile kendisini iyi anmak için bir sebep.
“Susmak Yok! İtirazımızı yine ve yeniden yükselteceğiz.
Bunu ancak birlikte başarırız.. Yoksa her birimiz ayrı ağaçta asılı kalırız.” Madra Dağı’nda TÜMAD 6,6 milyon metreküp su kullanacak: Yaşayanlar altın yiyemez! https://t.co/ZQpQbngEs8
içinde lgbti+ paylaşımlar olduğu gerekcesiyle birçok kadın örgütünün ve @guldunyakitap 'ın hesabı erişime engellendi. onur yürüyüşü'nü yaptırmamak için metroları kapattılar. sesimiz engellenemez
📌 Nadira ve Yeldana dosyaları açılmalı
▪️ Gülistan Doku, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman’a dair suçlar yıllarca ‘intihar’ kisvesiyle örtüldü. Doku’ya dair eski vali Tuncay Sonel’in deşifre olan suçları, Kadirova ve Kaharman dosyalarının yeniden açılmasını zorunlu kılmalı
✍Nesli Şahiner
https://t.co/PiGSwN3GST
Utanç verici, bir o kadar da tüm İstanbullular için korkunç ve tehlikeli bir açıklama bu.
İstanbul emniyeti bu açıklamayla diyor ki ben canımın istediğine canımın istediğini yaparım, biri bir iddiada bulursa da yalan deyip geçerim.
Siz yaptığınız hukuksuzluklar duyulmasın diye milletvekillerini emniyet binasına almaktan bile korkan, onca insanın yanı sıra yakın zamanda Sevgili Mücella Yapıcı’ya karşı aynı suçu işlemekten mensupları mahkum olmuş bir kurumsunuz, çıkmış anlamadan, dinlemeden ve de utanmadan ne anlatıyorsunuz?
Ne zaman iddiaları araştırdınız da “mevzuata aykırı bir durum olmadığını” tespit ettiniz?
Şöyle bir durumda ortalama bir “devlet” kurumunun yapabileceği tek açıklama “duyduklarımız karşısında utanç içindeyiz, derhal araştırıp tüm sorumlular hakkında gereğini yapacağız” olabilirdi!
Ama kolluk kuvvetleri Anayasa’ya ya da hukuka ya da halka değil Saray’a bağlı çalıştığı için belli ki işkence yapmaktan da bir kadının işkence iddialarıyla ilgili şu dille açıklama yapmaktan da ne korkuyor ne de utanıyorlar.
Lakin kimse aklından çıkarmasın,
işkence zaman aşımı olmayan bir suçtur.
"Tercümesi: Hepinizi asıp keseceğim. Atacağım. Eğer bana teslim olmazsanız tozunuzu bırakmayacağım. Hiç gözünüzün yaşınıza bakmayacağım. Parti organlarını, disiplin kurullarını vb. elime geçirdim. Bütün parti organlarını düzleyeceğim."