Saatlerdir bu görüntünün etkisi altındayım.
İçim acıyor.
Ne yapmış olabilir bu çocuk?
Ve çevredekilerin kahkahaları.
Galiba dünya artık bitmeli.
Ne Gazze ‘ye dokunabiliyoruz
Ne Çin’deki çocuklara.
"İnsan, ömrünün yarısını mutluluğu düşlemekle, ikinci yarısınıysa pişman olup titremekle geçirmiyor muydu?"
#ÉmileZola
Fransız yazar Émile Zola'nın aramızdan ayrılışının 121. yılında saygıyla..
İfade etmek ayrı bir yetenek; kendisini doğru ifade edemeyen insanların sebep olduğu bazı belirsizlik durumlarından dolayı yarım kalan duygular, yürümeyen ilişkiler, bozulan dostluklar gördüm; griliğin sebep olduğu eksik kalmışlıklar insanın ruhunu çürütüyor; net olalım.
Birey statüsüne kavuşamayan, manevi bir erinç hazzına ulaşamayan, problemin çözümünü mantıkta aramayıp gücünü türde�� ama vasat bir kolektif bilinçle arttırmaya çalışan ve gittikçe avam bir kitleye evrilen, sorgulamayan bir karaktere esir olan fikirsizlerin yüzyılı bu; acınası.
Dün akşam, çok iyi anladım.
Anlamı olmayan şeylerde anlam aramaya kalkmanın zamanımı
boşa harcamak olacağını.
Bilgece bir sonuç.
“Haddinden uzun düşünmek,
hiç düşünmemiş olmaktan farksızdır” derler..
Haruki Murakami
Yüzleşilmemiş her şey ruhu çürütür, itiraf edilmemiş her his kalbe yüktür, gidilmemiş her kasaba güzel gelir, çıkılmamış her seferde aklı kalır kaptanın, yarım kalan rüya her zaman zihinde yer tutar ve söylenmemiş her söz insanı yaşlandırır; vakti varken yaşamalı; yaşayalım.
“Tartışma çıkmasın, kalbi kırılmasın, kaybetmeyeyim” diyerek gereken tepkiyi veremediğiniz her olayda, biraz daha değersizleşir ve öz saygınızı kaybedersiniz..
Bazı kavgalar çıkmalı, bazı kalpler kırılmalı ve bazı insanlar kaybedilmeli. Bu, hayatın kendini yenileme yoludur.
Deliyiz ama şairane, duygusalız ama mantık dahilinde, biraz yıkığız ama yüzyılın gereği, çokça ümtikarız çünkü kendimizi tanıyoruz, beklentimiz düşük çünkü beklentiye sebebiyet verecek fani kıt, neşemiz yerinde lakin şımarık değiliz; tutkumuz ruhumuza.
Severseniz "aptal", kıskanırsanız "geri kafalı", fedakarlık yaparsanız "salak" olarak nitelendirileceğiniz bu yüzyılda yalnız kalmak bir lütuf. Samimiyetin mumla arandığı, aşkın ayaklar altına alındığı sözde "modern" çağımızda yalnızlık insanın üzerine oturan şık bir kıyafet.