YouTube, alan’ın 100 bin abone plaketini gönderdi. Binbir emekle 100K olduk; şimdi sıra 200K’da. Gazeteciliği “gazeteciler” olarak sürdürüyoruz. Yani arkamızda sermaye grupları yok. Bu yüzden özgürüz :) Ekonomik model olarak ise izleyiciyi referans aldık. Yani izleyicinin destek vermesi gerekiyor.
Bunun için alan’ın YouTube kanalına abone olmanız; 200K olmamız için “Katıl” butonundan size uygun paketi seçerek destek olmanız bizi yaşatır, büyütür. Ayrıca Kreosus üzerinden de 100 hedefimize ulaşmamız için destek verebilirsiniz. Binlerce insan bu paylaşımı görüyor. Gerçekten vereceğiniz her destek çok kıymetli.
Kreosus: https://t.co/gZBvPWKCoq
YouTube https://t.co/whIaB5yxV1
Fransa’daki eylemlerde sokaklara çıkan öğrenciler:
“Ben kesinlikle sükunet çağrısı yapmıyorum; isyan etmeye devam etmeye çağırıyorum. Bir lise öğrencisi elini kaybetti, elini bir daha asla geri kazanamayacak. 5 bin gözaltı oldu; böylesini daha önce hiç görmedik…”
🔴 « Je n'appelle pas du tout au calme, j’appelle à continuer à se révolter. Un lycéen a perdu sa main, il ne la retrouvera jamais. 5000 interpellations on a jamais vu ça. Il faut une #SemaineNoire partout dans le pays ! » @Alexisdy_, porte-parole du Poing Levé
#CANLI TÜİK nasıl manipülasyon yapıyor?
"Onur Öncü ile Ne Oluyor?" birazdan başlıyor...
👉🏽Konuğumuz Siyasal İktisatçı İnan Mutlu (@inanmutlu10)
Gündemi kaçırmamak için abone olmayı unutmayın👇
@oencueonur
https://t.co/7qVlDfzhVR
Sabah 7:30’da alan’da @inanmutlu10 hocam canlı yayın konuğumuz olacak. TÜİK’in nasıl Manipülasyon yaptığını ve Fon vurgunundaki SPK detaylarını konuşacağız. Suçları bir değil iki değil. Karşımızda suçu içselleştirmiş bir yapı var. Yayını kaçırmayın. Şimdiden duyuruyu yapalım.
Sevgili Ahmet ile bundan 30 yıl kadar önce o yine gazeteci ben öğrenciyken bizimle söyleşi yapmaya geldiğinde tanışmıştım. O gün bugündür hep aynı yolda dosdoğru yürüdüğünü gördüm, sonra birlikte yürümekten de gurur duydum.
Güç merkezleri değişse de, Ahmet Şık'a dönük tahammülsüzlük ve saldırılar değişmiyor. Ona boşuna "her devrin istenmeyeni” demiyoruz: Halkına, ülkesine ve gerçeklere olan sarsılmaz bağlılığı, hangi devirde olursak olalım Ahmet'i bu ülkeye ve bu halka düşmanlık eden egemenlerin karşısına dikiyor.
Bir kez olsun haysiyeti menfaatine üstün gelmemiş olanların, Ahmet'i hedef haline getirmesi normaldir. Ahmet'te sütteki kadar leke bulamayanların onun eşini dostunu, ailesini ve arkadaşlarını alçakça hedef alması normaldir. Daha önceden sayısız kez yaptıkları gibi yalan beyanlarla kamuoyunda algı çalışması yapmaya kalkmaları normaldir.
İktidar, bu alçak saldırıları belirli bir amaç uğruna yapıyor kuşkusuz. Bulaştıkları pislikleri, burnumuzun direğini çatlatan lağım kokusunu, yolsuzlukları konuşmayalım diye.
Gözümüzün önünde emekliler “para için değil onurumuz için” diyerek yaşamına son veriyor.
75 yaşında inşaatta çalışmak zorunda kalanlar, 14-15 yaşında MESEM'lerde çalıştırılanlar, sadece yaşamak isteyen kadınlar öldürülüyor.
Yaşadığımız sürece susmamız mümkün değil ama meraktan soruyorum: Biz sussak, bu yaşananlar bir daha yaşanmayacak mı? Ahmet sussa, yüzbinlerce emekçinin mağduriyeti yok mu olacak? Biz susunca, sizin yanınızdaki yörenizdeki yolsuzlar yola mı gelecek?
Bizden susmamızı, sinmemizi boşuna beklemeyin.
Gördüğümüz ne varsa en güçlü sesle haykıracağız.
Tüm bu hırsızlıkların hesabını er ya da geç soracağız.
AKP yönetimini ve milletvekillerini uyarıyorum. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'u göreve çağırıyorum. Muhalefet partilerine ve milletvekillerine dayanışma çağrısında bulunuyorum:
Anayasa gereği kendisine sorduğumuz soruları yanıtlaması gereken Bakan, bunu yapmak yerine milletvekiline karşı komplo tertip ediyorsa bu görmezden gelinebilecek, susulabilecek bir konu değildir!
Son olarak kayıtlara da girsin diye yurttaşlarımıza sesleniyorum;
Eğer suçsuz olsalardı çıkar çatır çatır açıklarlar ve bizi rezil ederlerdi, bunun yerine susturmak için bu kadar alçakça saldırılar tertip etmeleri de başlı başına bir delildir.
Bahar hanıma bak hele. Sen ilk önce 2023 seçimleri sonrasında kamuoyu önünde söylediğin yalanların hesabını ver. Pişkinliğe bak ya! Sana gazeteci diyenden de şüphe ederim.
Zincirli pranga döneminden dijital pranga dönemine… Sadece işçinin isminin yanında “köle” yazmıyor. Onun dışında, koşullar 200 yıl önce neyse bugün de öyle.
➡️Fon vurgununda adı geçen Feridun Geçgel’in fabrikasında işçilere çiple takip: "Tasma gibi boynumuza takıyorlar"
Yapay zeka destekli çipler çalışanları an be an takip ederken, vücut ısılarını ve kalp atışlarını dahi ölçebiliyor
Haber: Tuğba Özer / @tugbaaozerr
https://t.co/VvC6LYqFPv
İnan hoca TÜİK’in yalanlarını manipülasyonunu anlatmış. Ek olarak NTV’den CNN Türk’e kadar bütün medya “Enflasyon 5 yıl aradan sonra ilk kez yüzde 30’un altında” diye propaganda yapıyor. Halkın boğazına yapışmışlar, öldürene kadar rahat etmeyecekler.
Manipülasyon sadece borsa da değil.
TÜİK de manipülasyon yapıyor.
,
Eylül'de fiyatı yıllık en çok artan ürün ve hizmetler:
📌Patates % 124;
📌Mazot %67;
📌soğan,sarımsak,havuç,mantar gibi sebzeler %60;
📌Yağlar %49,7
📌çiğ ve tam yağlı süt %47;
📌tereyağ %45;
📌Et %44
📌çay %44
📌peynir %40
ama gıda enflasyonu %27,6
Sizin yapacağınız sepete...
Arkadaş umre bile yüzde 73,9 artmış. Utanmazlar
Abdulkadir Selvi’nin yazısı, AKP’nin bu vurgunu sümenaltı edeceğinin itirafı gibi. Selvi, bir tekzip yayımlıyor. Bakın ne diyor:
“AK Parti’nin salı günü Meclis Araştırma önergesi vereceğini yazmıştım...”
Devamında ise şöyle söylüyor:
“Ancak AK Parti, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararından vazgeçmiş...”
Bakın, devamında da Erdoğan’ı işaret ediyor:
“AK Parti’nin nasıl hareket edeceğine Cumhurbaşkanı Erdoğan karar verir.”
İtiraf gibi itiraf!
Önce Meclis Araştırma Komisyonu kurulacağını yazıyor, ardından bu karardan vazgeçildiğini söylüyor. Üstelik son sözü kimin söylediğini de açıkça belirtiyor: Cumhurbaşkanı.
Bu kitap, Soma’nın ardından kendi hayatlarına, emekçi arkadaşlarına ve memleketlerine başka türlü bakmaya başlayan iki madencinin, Tahir Çetin ile Ali Faik İnter’in hikâyesini anlatıyor…
Başaran Aksu’nun kaleme aldığı “Ruhu Olan Yollar” yakında raflarda!
Dönemin CHP’lileri(1,5 sene önce) işçilerin karşısında, Cemil Tugay’ın yanında yer almıştı. Bunu da unutmamak lazım. Bu adama kefil olan, güvenen kim varsa büyük hata yaptı.
Deep Talk, yeni bölümde Eksi On Altı Kolektif’in kurucusu, oyuncu Olcay Yusufoğlu’nu ağırlıyor!
▶️Gazeteci Ilgaz Gökırmaklı ve Olcay Yusufoğlu; bağımsız tiyatroyu, izleyici alışkanlıklarını ve sahnenin iki tarafını konuşuyor…
@ilgazgo@EksiOnalti
https://t.co/ZeIUVA9707
Can dostum Kavel, yıllardır SSCB deneyimi üzerine her başlıkta yazılar yazan, söyleşiler yapan ve SSCB deneyimi ile Marksist tarih konusunda en çok faydalandığım isimlerin başında geliyor. Şimdi şahane bir kitapla geliyor: “Ekim’den Sonsuzluğa – Sovyetler Birliği’nde Yaşam.” Mutlaka temin edin.
Kalemine, yüreğine sağlık Kavel! @kavelalpaslan
"Cezasızlık" politikasının geldiği son nokta işte. Sağa sola zıplayarak tekme tokat insanlara saldıran şahıs çok iyi biliyor başına bir şey gelmeyeceğini. İşkence ille de dört duvar arasında olmuyor. İşte meydanda herkesin gözü önünde yapılan işkence.
Burada hoplaya zıplaya gençleri yumruklayan şahıs kolluk ise acilen Emniyet Müdürlüğü ile Valilik’in açıklama yapması gerekir.
Bu montlu şahıs kolluk ise “orantılı müdahale” diyemezsiniz, dememelisiniz. Kolluk kendisini kanundan üstün sanmamalı, suç işlememeli!
“Fon vurgununda bazı Yargıtay üyelerinin de ismine ulaşıldı. 400 bin ile 160 milyon TL bandında kâr elde eden Yargıtay üyelerinin isimleri tespit edildi.”
Bu gece çoğu AKP içinden biraz kulis bilgisiyle vaktinizi alacağım.
Soygunun ortaya çıkmasından sonra bilgi sahibi olmadığı konuyu anlamaya çalışan Erdoğan’a ekonomi kurmayları sistemin nasıl işlediğine dair sunumlar yaptı. Adalet Bakanlığı en tepe bürokrasisi tarafından yapılan sunumda da Fatma Betül Sayan Kaya’nın sistemin içine nasıl dahil olduğunu ve neler yaptığı belgeleriyle anlatıldı. Çekirdek ailesinden sonra gelen halkada bulunan değer verdiği ailelerden gelen bir isim olan Kaya’nın adının karışmasına çok sinirlenen Erdoğan öylece Sayan’ın üzerini çizdi. “Bir rezilliğe bulaştık yakalandık” diye değil neden kendisinin kurban seçildiğini düşünen ve kendi mahallesi tarafından vebalı muamelesi gören Fatma Betül Sayan Kaya’nın görüşme talebi de Recep Tayyip Erdoğan tarafından reddedildi.
Adalet Bakanlığının sunumunda Nihat Zeybekçi’nin adı da “şüpheli” olarak gündeme getirildi. Ancak Erdoğan’a yakın bazı isimlerin uyarısı üzerine konunun araştırıldığı, kendisiyle görüşülmesinin ardından Zeybekçi’nin dolandırılanlar arasında olduğu anlaşıldı. Ancak kısa süre sonra oğlu Mustafa Yazıcı’nın şüpheliler arasına katılmasıyla konu Hayati Yazıcı’ya uzandı. Mustafa Yazıcı’nın malvarlıklarına tedbir konulması kararı alınmadan önce Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sorularak onay alındığı ancak uygulanan tedbir kararının birkaç saat içinde kaldırılmasında ise Gürlek’e sorulmadan yapıldığını da ekleyelim.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın fonlardan vurgun yaptığının belgesinin sızdırılmasının Adalet Bakanlığı bürokrasisi üzerinden olunduğunda ortak kanaat var. Aynı şekilde yine Adalet Bakanlığı bürokrasisinin sızdırmaları olduğu düşünülen Nihat Zeybekçi’nin fonlarda dolandırılanlar arasında olduğu ve Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığı üzerinde tedbir kararı alınması gibi uygulamaların da AKP içine mesaj verme amaca taşıdığı düşünülüyor.
Fon soygununa bulaşanlar arasında AKP ve devlet bürokrasisi içinden önemli isimlerin de olduğu bilgisi Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Sorunu temizlemenin ve kontrolünü ele almanın çok zor olduğu düşünülüyor. Bugüne kadar konuşulanlar dışında AKP ve devlet bürokrasisinin tepsine doğru uzanan çok sayıda isim belirlenmiş durumda. Mesela kendi adıyla değil bir yakını üzerinden fon soygun sistemine dahil olan bir üst düzey AKP’linin ismi, o yakınının kendisine yaptığı yüklü miktarda EFT havaleler üzerinden tespit edildi. Bazı isimlerin yurtdışına para aktardığı ya da elde ettikleri kazancı başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yatırıma dönüştürdüğü de belirlendi.
Fon vurgununda bazı Yargıtay üyelerinin de ismine ulaşıldı. 400 bin ile 160 milyon TL bandında kâr elde eden Yargıtay üyelerinin isimleri tespit edildi.
Fon soygununa adı karışan şirketlerden Bulls Yatırımın, Enver Çevik ve Kemal Akkaya ile birlikte ortakları arasında eşi Neslihan Mumcu’nun da olduğu eski Kültür Bakan Yardımcısı ve şimdiki BTK üyesi Batuhan Mumcu da AKP’de dikkatlerin üzerinde toplandığı isimlerden. Her ne kadar kurulan sistem içinde “alt kadro” olarak görüldüğü belirtilse de Mumcu’nun üzerine gidilmesi halinde konunun nereye varacağı ve hangi üst düzey isimleri kapsayacağı bilindiği için ciddi endişe var. Bu şekilde ne kadar kontrol altında tutulacağı da belirsiz. En çok çaba harcanan konu AKP’li üst düzey isimlerin sızmamasıyla ilgili.
AKP ve devlet bürokratlarının para zaafları görerek iştahını açıp sisteme dahil eden kişi olarak Erdin Özel’in simi telaffuz ediliyor. “Konuşmaması gerekenler arasında” diye kodlanan Erdin Özel, Tera’ya ait şirketlerde yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen tuhaf biçimde adli kontrol kararı uygulanarak serbest kalmıştı. Erdin Özel’e sağlanan bu koruma Fatma Betül Sayan Kaya ifşa olana dek sürdü ve ardından tutuklandı. Erdin Özel’i kim ya da kimlerin korumaya çalıştığı ise hala ortaya çıkmadı. En son Mersin operasyonunda gördüğümüz üzere muhalefete yönelik her türlü operasyonun görüntü ve bilgileri Mehmet Kap sahte kimliğiyle Furkan Torlak’ın yönettiği trol+medya organize suç şebekesine sızdırılırken Erdin Özel’in ifadelerine ise hâlâ kimse ulaşamadı.
Fon soygununun, Erdoğan’ın “Atlatalım” dediği kaybettireceği görüşü hakim. Bu yüzden çeşitli örtbas etme girişimleriyle seçimlerin olabilecek en geç zamanda erkene alınarak yapılması fikri daha belirginleşmiş halde. Ülke gündemini belirlemek (Fon soygunu uluslararası finans kuruluşunun raporuyla patladı) konusunda olduğu kadar değiştirmek konusunda da hayli mahir olduğunu iktidarı süresince çeşitli biçimlerde kanıtlayan AKP’nin ne tür hamlelerle bunu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini zaman içinde anlayacağız.
Fethulahçı çete, AKP ile iktidara ortak olduğu zamanda kumpas soruşturmalarında önlerindeki engelleri temizlemek için Recep Tayyip Erdoğan’ı, kendisi ve ailesine ilişkin çok sayıda sahte suikast raporlarıyla rehine haline getirmişti. Akın Gürlek’te bu Fethullahçı çete taktiğini, Adalet Bakanı koltuğuna oturtulmasından sonra AKP’li olarak bilinen bazı isimlere karşı yapılan operasyonlarla uyguladı. Erdoğan’ın etrafını “temizleyerek” güç kazandı. Kendisinden önce de “En sıkı ve güvenilir Erdoğancı görünen” aralarında bakanların da olduğu birçok ismin şu an esamisi okunmuyor. Gürlek de kendisinden öncekilerin başlarına gelenlerin deneyimiyle hareket edip kendini sağlama aldığını düşünüyor olabilir ama AKP ve bürokrasi içinde Erdoğan’ın belirlediği alanın sınırları içinde ve onun tanıdığı süre kadar güce sahip olunabileceğini zamanla anlayacaktır.
NOT: Şurada; https://t.co/PpHOzh5Q0L
Akın Gürlek’e, “Tutuklu şüphelilerden Emre Tezmen ve Muhammed Yarız ile tutuksuz Erdin Özel (sonradan tutuklandı) ile Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bugüne kadar 2024, 2025, 2026'da İstanbul’daki belirli otellerde kaç kez görüşmüştür? Görüşmelerin tarihleri, yerleri, amaçları ve içerikleri nelerdir?” diye sormuştuk.
Elbette sessiz kalındı. Bu kez görüşmelerin yapıldığı otel Shangri La İstanbul ve Hilton Bomonti olabilir mi diye otel adlarını vererek soralım bakalım yanıt gelecek mi?
Fon soygunu soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan isimlerden biri olan Bilal Çalışkan’la birlikte göründükleri fotoğrafla ilgili “Adalet Bakanlığı kaynakları” adıyla yapılan açıklamalarda Gürlek’in “Çalışkan’ı şahsen tanımadığı ve fotoğrafın program sırasında anlık olarak çekildiği” belirtilmişti. Emre Tezmen, Muhammed Yarız, Erdin Özel ve eğer gerçekten yakalanıp Türkiye’ye getirilirse Bilal Çalışkan’ın kullanımında olan telefonların yapılacak HTS incelemelerinde Bakan Gürlek’le herhangi bir görüşme trafiği olup olmadığı da belirlenecektir. Öyle ya, “Ucu nereye kadar giderse gitsin” denilen bir fon soygunu soruşturması var.
6 CHP Meclis üyesinin AKP’ye geçmesi sonrası “Ataşehir’in geleceğine Ataşehir halkı karar verir” diye tepki gösteren Ataşehir Belediye Başkanvekili Murat Güneş bu sabah gözaltına alındı. Bu gidişle İBB bir aya AKP’ye geçer.
TÜRKAR'ın YouTube Kanallarına ilişkin Eylül ayı raporuna bakıyorum... Son 28 gün içinde 48 içerikle 2 milyon görüntülenme alan ve ortalama video başına 41 bin ilzenme oranına sahip @alanburasii yok :))) Az içerik, 41 bin ortalama görüntülenme ve ilk 20'de yokuz :)))) Nasıl bir araştırma gerçekten aklım almıyor. Veriler aşağıda takdir kamuoyunun