İsrâ/80
"Ve de ki: "Rabbim! Benim girdiğim her yere doğruluk ve dürüstlükle girmemi, çıktığım her yerden doğruluk ve dürüstlükle çıkmamı sağla; ve yüce katından beni (bu hususta başarılı) kılacak etkin bir güçle destekle."
Amîn!
Değerli Öğretmenlerimiz,
Yeni eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında gerçekleştireceğimiz mesleki çalışma programımızın ilk haftası olan 1-4 Eylül tarihleri arasındaki eğitimlerimizi çevrim içi olarak gerçekleştireceğiz.
7-11 Eylül tarihlerini kapsayan ikinci hafta çalışmalarımızı ise yüz yüze gerçekleştirerek tamamlayacağız.
Mesleki çalışma programımızın eğitim ailemiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, yeni eğitim öğretim yılına hazırlanan tüm öğretmenlerimize çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Kartal AİHL mezunu bir gencin okuluna dair sözleri sosyal medyaya damga vurdu.
Paylaşımın altına, 'Okulun neden bu kadar rağbet gördüğü şimdi anlaşıldı' yorumları yağdı.
Kabataş derece yapınca “gurur”, Galatasaray Lisesi derece yapınca “başarı”…
Kartal Anadolu İmam Hatip derece yapınca ise “Acaba?”
Sorun okulda değil, bazı zihinlerdeki önyargıda.
Emeğe saygı, ideolojiye göre değişmemeli.
Tebrikler arkadaşlar.
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne “şüphe” iftirasını atmak, açık bir linç girişimidir ve tam bir önyargı rezaletidir!
Bu okul 1993’ten beri destan yazıyor: Türkiye birincileri, ikincileri, üçüncüsü çıkarıyor.
2019’da Türkiye 2. si, 2020’de 4.sü, 2021’de 3.sü… Her yıl ilk 1000’de onlarca, ilk 100’de düzenli dereceyle parlıyor.
Bu yılki 21 ilk 100 derecesi de mucize değil; yılların çelik disiplini, efsane kadrosu, IB programı ve Türkiye’nin en yetenekli öğrencilerini seçen elit havuzunun (%0,6’lık dilim) doğal sonucudur.
Başarıyı kutlayacağına “soruşturma” diye ortalığı ayağa kaldıranlar, aynı başarıları gösteren Fen ve Anadolu liselerine de aynı zehirli şüpheyi mi saçıyor? Hayır.
Sadece İmam Hatip olduğu için kin kusuyorsunuz!
Emeklerinin karşılığını alan öğrencileri ve öğretmenleri karalamayı bırakın. Bu başarılar Türkiye’nin gururudur, geleceğidir. Saygı duyun!
Yoksa sadece kendi cehaletinizi, kıskançlığınızı ve ideolojik körlüğünüzü tüm Türkiye’ye ilan etmiş olursunuz!
Yıl 1979.
Âşıklık geleneğinin zirve isimleri Murat Çobanoğlu ve Şeref Taşlıova... Kars'ta "atışıyorlar."
Belgeseli çeken, yabancı bir kanal.
Bakanlık "Kültür Yolu" projesinde kültürümüzü yaşatmak için ne yapıyor?
Demet Akalın'ı çağırıyor!
15 Temmuz gecesi bir denklem bozuldu
O gece hesaba katılmayan bir şey vardı. İnsanlar evlerine kapanmadı. Meydanlara çıktı, köprülere koştu, tankların karşısına geçti.
Depremden 2 gün sonra gazeteci Cüneyt Polat'ın provokasyon yapan Haluk Levent-Oğuzhan Uğur ve avanesi hakkında 10 milyon izlenen tarihi açıklaması tekrar gündem oldu:
Gazeteci Aslı Ay Dinçer:
Gelin size şu “ÇADIR SATTILAR” diye Kızılay’a saldıran seküler cahil muhaliflerin diline doladığı meselenin gerçeğini, en basit hâliyle anlatayım:
Kızılay, en tepede yer alan, kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşudur.
Yardım faaliyetlerini bağışçılarının desteğiyle yürütür.
Böylesine büyük ve köklü bir kurumun sahada lojistikten altyapıya, insan kaynağından üretime kadar yüzlerce farklı ihtiyacı vardır.
Kızılay da bu ihtiyaçların sürdürülebilir şekilde karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması için çeşitli iştirak şirketleri kurmuştur.
Bunların en bilineni, su ve maden suyu üreten Kızılay İçecek A.Ş.’dir.
Kızılay Genel Merkezi dahi buradan suyu ücretsiz alamaz; parasını öder, faturasını keser ve satın alır.
Aynı mantık çadır için de geçerlidir.
Kızılay’ın büyük afetlerde yüz binlerce, hatta milyonlarca çadıra ihtiyaç duyma ihtimali vardır. Bu nedenle çadırları dışarıdan ya da özel firmalardan almak yerine, tıpkı Kızılay İçecek A.Ş. gibi kendi üretimini yapan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’yi kurmuştur.
Kızılay, depremzedelere ücretsiz dağıttığı çadırları dahi bu şirketten faturalı olarak satın alır.
2023 depremlerinde ise seküler muhalifler kamuoyunda Ahbap için öyle bir baskı oluşturdu ki, Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş. de tıpkı Kızılay’a yaptığı gibi Ahbap’a da çadırı faturalı olarak sattı.
Bana göre Ahbap’a satış yapılması ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bugün oluşturulan “Kızılay çadır sattı” algısı, sanki Kızılay depremzedelere çadırı parayla satmış gibi büyük bir iftiraya dönüştürüldü.
Oysa gerçek çok basit.
Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş., Kızılay da dâhil olmak üzere tüm yardım kuruluşlarına çadırı ticari usuller çerçevesinde, faturalı olarak satar.
Asıl yardım faaliyetini yürüten, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar Kızılay ve diğer yardım dernekleri bu çadırları ihtiyaç sahiplerine zaten ücretsiz ulaştırır.
Ne yazık ki bu kadar basit bir organizasyon yapısını bile bu kitleye anlatamıyoruz.
Nitekim bugün kendi çevresindeki insanları dolandırdığı iddialarıyla gündeme gelen kişi bile, ekteki görselde bu olayın aslını anlatmıştı. Ama mesele bilgi eksikliği değil; peşin hüküm olunca gerçeğin bir önemi kalmıyor.
📌 ACI TABLO❗️
Ramazan Hoca kimseye hakaret etmediği halde bir kumpas sonucu hapse girdi.
Ramazan Bayramı'nı hapiste geçirdi.
📌
O günlerde orada çok az kişi vardı.
Suçsuzluğunun ispatlandıği duruşmada da gazeteci olarak bir ben vardım.
Şimdi..
Mukaddesâtla alenen dalga geçen birine ne kadar da çok sahip çıkan var!
Yani...
Özyurdunda garipsin
Özvatanında parya❗️
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
Türkiye’den gençlerin %64’ü başka bir ülkeye yerleşmek istiyormuş.
Her yıl aynı aptal araştırma , her yıl aynı aptalca çıkarımlar.
Açıkça kandırılıyorsunuz. Araştırmanın SADECE Türkiye çıktılarını verince “Türkiye ne hale geldi, gençlerin umutlarını çaldınız” diye zırvalıyorsunuz. Bakın eklediğim görsellere.
Fransız ve İngiliz gençlerinin %72’si ülke dışında yaşamak istiyor, Korelilerin %75’i. Üstüne Koreli gençler, bizim bayıldığımız ülkelerini “cehennem” olarak görüyormuş.
Yeni fenomen bu artık bu. Yerlilik ve millilik yerine ülkenden, milletinden, ailenden, seni sen yapan her şeyden nefret et ve bizim ürünlerimizi satın al, mutlu ol!
Sosyal medya tüm dünya gençlerine “hayatınız berbat, bakın ne hayatlar var” diyor. Böyle demeli ki estetik yaptırasın, seyahat edesin, kıyafet alasın vb.
Aşırı tüketici olabilmen için durumundan memnun olmaman lazım. Kendini sevmemeli, bağlarının zayıf olması lazım.
Nuri Bilge Ceylan’ın şöyle bir şey demişti:
“Hayatımızdan memnun değilsek, nerede olursak olalım, başka bir yerde mutlu olabileceğimiz avuntusu bize iyi gelir.”
Durum aynen böyle. Sadece Türk gençleri değil, dünya gençleri de büyük bir saldırı altında.
Bu araştırmaları yapanlar, yayanlar, gençler için umutsuzluğu körükleyenler kendi kişisel, politik çıkarları için gençlere en çok zararı verenlerdir. Vesselam.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
11.11.2023 tarihinde israil ordusu Gazze'de sivillere karşı yaptığı bir katliama ait görüntüler ortaya çıktı.
Çocuk, kadın veya yaşlı farketmeksizin hepsini kurşuna dizmişler..!!
- Vallahi asla unutmayacağız.