şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
Yarın güzelliğim, sıhhatim gittiğinde, kulaklarım duymadığında, dilim dönmediğinde, aklım dahi bana ihanet ettiğinde elimde ne kalır? İyilikler ekin çocuklar, bu dünya bir rüyadan ibarettir. Değil sultanlara şaha, padişaha, zaman kimseye merhamet etmez.
El-Kâdir*
"Sonsuz kudret sahibi, her istediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten" demek.
Çok değil azıcık, bir lahzacık, bir kudret elde edince şirazesi kayan, haddini aşan ve kendi kudretinin çapınca Râblik taslayan(!) her şeyin, herkesin ve hepimizin;
verdiği o kudreti bir lahzada geri alan gerçek, mutlak ve tek kudret sahibi Kadir'in kudretini idrak ettiği günün vesilesi olsun bu gece.
Kadir gecemiz mübarek olsun.
Bunu bugün bir arkadaşla konuşuyordum. Biz kavga ederken, çabalarken, çalışırken etik kurallara dikkat etmek zorundayız. Fakat başkalarının böyle kaygıları yok. Aynı yarıştayız ama bizim kollarımız bağlı.
“Hayatın amacının “mutlu olmak” olduğuna inanamıyorum. Bence hayatın amacı yararlı olmak, sorumlu olmak, onurlu olmak, şefkatli olmaktır. Her şeyden önce, yaşadığına değmesidir: Hesaba katılmak, bir şeyleri savunmak, yaşamış olmakla bir fark yaratmış olmaktır.”
― Leo Rosten