"Kadın senden nefret ederse sana eziyet eder; seni severse seni sıkıntıya düşürür. Bu yüzden onun sevgisi bir eziyet, nefreti ise bir derttir.”
||Muhâdarâtü'l-Udebâ||
Türkiye milli maçında binlerce Türk Amerika sokaklarında mehter marşıyla yürürken hoşunuza gidiyor, Kürtler bir Kürdün başarısıyla övününce kimlik rahatsızlığınız nüksediyor, "Ne gerek var kardeşim Kürt olduğunu belirtmeye" diyorsunuz
Siz var ya siz...
"Senin için takdir edilmiş olan şey, zayıflığına rağmen sana ulaşacaktır. Senin için takdir edilmemiş olan şey ise, ne kadar güçlü olursan ol ona erişemezsin."
||Ali bin Ebu Talib||
"İnsanların felaket zamanlarında bile eğlenceli ve güldürücü sözleri çokça konuştuklarını görürsen, bil ki yoksulluk onların üzerine çökmüştür. Onlar gaflet ve boyun eğmişlik içindeki bir topluluktur; tıpkı sarhoş halde ölüme sürüklenen kimse gibidirler."
||İbn Haldun||
@lyrx04@KVNmedia0 Hayır bu dersim ve diyarbakırın bazı kesimlerinde konuşulan Zazaca da erkek nesneler için kullanılır o harfi bingöl zazacasında o yok ve eğer nesne veya özne yani kelime dişi bi kelime ise cümle sonu a ile biter
“Geri çekilmek her zaman korkaklık değildir. Şu üç yerde geri çekilmek isabettir:
- Sonucu olmayan kısır bir tartışmadan.
- Geleceği olmayan kötü bir ilişkiden.
- Değerini bilmeyen insanların bulunduğu bir ortamdan.”
1926 yılına ait "Doğu illerimizde bulunan Türk ve Kürt unsurunun nüfus miktarını gösteren cetvel" isimli resmî belgeya göre bugünkü Diyarbekir'i oluşturan "Diyarbekir, Genç, Ergani Vilayetleri"nin toplam nüfusunun %82'si Kürt, %17'si Türk.
Ancak bu Türk nüfusun da önemli bir kısmı yerli değil, bölgeye 1916'da yerleştirildi.
Türk mültecilerin Diyarbekir'e yerleştirilmesi hakkında bir belge.
tarih 1916:
"Mıntıka-yi Harbiyye’den Diyarbekir’e gelen Türk mültecisinin iskan edilmek üzere o tarafa gönderilmeleri vilayet-i mezkureye tebliğ edilmiş olduğundan vûrüdlarında muhacirin nizammanesine tevkifan akdâr ve auşeleri lazımdır."
"Savaş bölgelerinden Diyarbakır'a gelen Türk mültecilerin yerleştirilmek üzere o bölgeye gönderilmesi adı geçen vilayete bildirilmiş olduğundan, vardıklarında göçmen yönetmeliğine uygun olarak geçim imkânlarının sağlanması ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir."
"Bir hükümdar, cariyelere düşkündü. Veziri ise onu bundan vazgeçirmeye çalışır ve bir hükümdarın böyle şeylerle meşgul olmasını uygun görmezdi.
Bir süre sonra hükümdar cariyelerden uzak durmaya başladı.
Hükümdarın gözdesi olan bir cariye ona: Ey hükümdarım! Bu alışılmadık yüz çevirişin sebebi nedir? dedi.
Hükümdar: Vezirim beni sizden uzak durmam konusunda uyardı, dedi.
Cariye:. Beni ona bağışlayın da ne yapacağımı görün, dedi.
Bunun üzerine hükümdar vezirini çağırıp: Falanca cariyeyi sana bağışladım, dedi.
Cariye zamanla vezirin gönlünü kendine kaptırdı. Vezir onunla baş başa kalınca cariye geri çekildi
ve: Seni bir hayvana biner gibi binip birkaç adım yürütmedikçe bana yaklaşamazsın, dedi.
Nazına ve cilvesine kapılan vezir bunu kabul etti. Cariye onun sırtına bindi, vezir de dört ayak üzerinde yürümeye başladı.
Önceden hükümdarla anlaşan cariye, hizmetçilerden birine hükümdarı çağırmasını söyledi. Hükümdar içeri girdiğinde, vezirini bu halde gördü.
Bu da ne böyle ey vezir? Beni sen öğütlüyordun, ama kendin ne haldesin! dedi.
Vezir ise şu cevabı verdi: Ey hükümdarım! İşte ben tam da senin adına bundan korkuyordum!