Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulur (Tekvir, 8-9) da, hapisteki bebeklere hangi suçtan ötürü zindanda tutulduğu sorulmaz mı sanıyorsunuz?
Bakırköy Kadın Cezaevi; 35 günlük Akif bebeğin Annesine teslimi...
https://t.co/i21X6Qtkfb
" Çıplak arama yoktur " diyen birisi vardı hatırladınız mı?
"Var" diyene terörist diyordu
"iffetli kadın çıplak aramayı şikayet etmek için 1 yıl beklemez "
derdi!
hiç yüzü kızarmazdı!
Şu an İzmir'de gözaltına olan 40 kız öğrenciye de çıplak arama yapıldı. Final sınavlarına çalışan tıp, mühendislik, ilahiyat, diş hekimliği öğrencilerini 'terörist' diye toplayıp götürdüler. Baskı altında ifade almaya çalışıyorlar. Bunları da yazın, konuşun.
İzmir’de şu an gözaltındaki 40 kız öğrenciye çıplak arama yapıldığını öğreniyoruz.
Çıplak arama işkencedir, meşrulaştırılamaz.
İnşa ettiğiniz rejimin işkencelerini daha ne kadar örtbas edeceksiniz?
Masum insanların onuru ve hayatları üzerinde daha ne kadar tepineceksiniz? @AvOzlemZengin
🚨 ‘’HAİN SENİN BABANDIR’’ İLK KEZ ANLATTI
📌 Eski hakim Kemal Karanfil, kamuoyunda çok konuşulan sözlerinin arka planını ilk kez anlattı.
📌 Karanfil: ‘’Masumiyetin verdiği cesaretle söyledim. Kürt damarım depreşti.’’
#Gündem#Türkiye#KemalKaranfil#Yargı#Kulis
İstanbul'da bugün gerçekleştirilen “Adalet Hemen Şimdi” panelinde konuşan eski Bakan Hüseyin Çelik:
"Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz. Üniversitenin, medyanın konuşmamak, gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksü yoktur.”
https://t.co/i150Gywo3N
1 Mayıs 2025’te bastonuyla tahliye edilen emekli imam Halil Karakoç (87) amcanın durumu maalesef iyi değil. Yatalak hâle geldi, birçok şeyi çok çabuk unutuyor. Son olarak WC’de düşmüş. Gerçek yaşı 90’ı geçti. Rabbim şifa versin. 🤲
#KHKlınınBayramı
Kimimiz gurbette kimimiz de Medrese-i Yusufiye’de hasret içinde … Kimimiz ise dünya sürgününü tamamlamış ebediyette…
CANLI | Arafat'ta Vakfede Dua Zamanı - ÖZEL YAYIN
26 Mayıs 2026 Salı
⏰ 11:30 İstanbul 📡
⏰ 10:30 Berlin 📡
⏰ 04:30 New York 📡
İlahiyatçı-yazar Abdullah Aymaz, İsviçre’nin Lozan şehrinde düzenlenen konferansta, Türkiye’den ve farklı ülkelerden gelen eğitim öğrenci ve okurlarıyla bir araya geldi.
https://t.co/flgG2s4dIQ
Bu yıl “Mefkûre Yolcuları” temasıyla yola çıkan Ümit Nağmeleri, adanmışlığın onurlu mesuliyetini ve sarsılmaz bir istikameti yeniden hatırlatıyor.
@UmitNagmeleri
https://t.co/uBYqfvq7LM
Polis memuru İsmail Kaya, sicili 226416.
Helikopterin düştüğü saatte Maraş istihbarat şubede görev başındaydı.
Kaza yerini kısa sürede tespit ettik fakat amirlerim bilgiyi sakladı deyince, Yazıcıoğlu davasının baş tanığı ilan edildi.
Maraş 2. ağırdaki fetö ana davasına da davet edildi. Kırmadı, TOPRAK kod adıyla gizli tanık oldu.
Aynı İsmail, 2024 yılında MİT’’in radarına takıldı ve MOSSAD ajanı olduğu gerekçesiyle İstanbul’da tutuklandı.
Darbe suçunun oluşması için bilinçli iştirak, irade ve yönlendirme gerekir.
Rütbesiz, yetkisiz askeri öğrenciler ve kursiyerler için bu unsurların nasıl kurulduğu, hukuk açısından açık ve ikna edici şekilde ortaya konulmalıdır.
Bu adaletin gereğidir.
MasumAskeri DuyArtık
Ahmet Altan, Paris’te okurlarıyla buluştu:
-Şimdiye kadar yazıya ihanet etmedim…
-Beni hapishaneye koyabilirler, her şeyimi alabilirler ama yazıyı benden alamazlar
-Türkiye'de bir yazarı edebiyattan kopartacak çok fazla gerçek ve acı var
https://t.co/YFs0eYL0R1
Balın iyileştirici gücü üzerine araştırmalar yaparken ihraç edilen KHK'lı akademisyen Ferhat Öztürk'ü Texas Üniversitesi havada kaptı. ABD Tarım Bakanlığı geçen yıl kendisine 2,8 milyon dolarlık araştırma fonu verdi. Newsweek gibi dergilerin görüşlerine başvurduğu Öztürk, bal üzerine yaptığı bilimsel araştırmalarla ABD’de adından söz ettiren bir isim oldu. Şimdi söyleyin, kim kazandı, kim kaybetti?
#HukukOlsaydı
ZULMÜN YORDUĞU YÜREĞİN VEDASI
ÖMER ALACA
Simasına baktığınızda içinizin yandığı, sesini dinlediğinizde kalbinizin bir köşesine saklamak istediğiniz bir mazlum ve mağdur…
Ömer Alaca.
Bazı ölümler vardır; yalnız bir insanı değil, bir çağın vicdanını gömer toprağa.
Ömer Alaca’nın ölümü de öyle bir ölüm.
Bir zamanlar bir caminin minberinde insanlara Allah’ın adını anlatan bir imam hatipti o. Sözlerinin içinde dua, kalbinin içinde teslimiyet vardı. Sonra bir gün bir çağın karanlığı geldi ve hayatının kapısını tekmeledi. Gözaltında dövüldü, tehdit edildi; bir babaya söylenebilecek en ağır sözler söylendi. Bir buçuk yıl cezaevinde kaldı.
Çıktığında hayat onu minberden pazara savurdu.
Bir zamanlar vaaz eden eller, artık ekmek kazanmak için tezgâhlara dayanıyordu. Yoksulluk, yalnızlık, hastalık… Ve nihayet kanser.
Kırk dört yılın içine sığdırılmış bir asrın acısı gibi sustu bu gece.
Ama bazı insanlar başına gelenlerle küçülmez; sabrıyla büyür.
Ömer Alaca da öyleydi. Zulüm onun hayatını yaraladı ama sadakatini alamadı. İnsan bazen her şeyini kaybeder ama Rabbine küsmemeyi seçer. Tevekkül biraz da budur: kırılmış bir hayatın içinde bile Allah’a sırtını dönmemek.
Şimdi geriye şu ağır soru kalıyor:
Bir gün herkesin önüne hayatının hesabının konulacağı o büyük mahkemede, ona zulmedenler hangi yüzle duracak? Bir babayı çocuğuyla tehdit edenler, bir insanın bedenine ve haysiyetine vuranlar, bir hayatı yoksulluğun ve hastalığın karanlığına itenler…
Dünya mahkemelerinde güç bazen hükmü belirleyebilir.
Ama Allah’ın huzurunda yalnız hakikat konuşur.
Orada ne üniforma kalır ne makam… İnsan yalnız yaptığıyla baş başa kalır.
Ömer Alaca belki sessiz yaşadı.
Ama ardında bir çağın vicdanına kazınmış bir soru bırakarak gitti:
Zulüm bir insanı bu hale getirirken, insanlık buna nasıl sessiz kalabildi?
Fatihalarınızı esirgemeyin bu insan güzelinden!…